Üzülerek ifade etmek gerekir ki, ülkemizde kadınlara karşı zalimane bir şiddet mevcuttur. Bu durum hem kendi içimizde millet olarak bizleri rahatsız etmekte, hem de uluslararası kamuoyu karşısında imajımızı zedelemekte, prestijimize zarar vermektedir.

Alınan bütün kanuni tedbirler ve ağır müeyyideler bile bu şiddetin önüne geçememektedir. Kadına uygulanan şiddet, toplumun herhangi bir kesimine mahsus olmayıp, tüm sosyal katmanlarda söz konusudur. Bu da gösteriyor ki, bu şiddetin öğrenim seviyesiyle, refah düzeyiyle, kentiyle veya kırsalıyla bir bağlantısı yoktur. Bize göre bu iş eğitim ve kültür meselesidir. Eğitim, ilim tahsil ederek, bu yolda mesafe katetmek değildir. Eğitim, bilginin davranışa geçme sürecidir. Bilgi eğer ferdin davranışlarına sirayet ederek onu kötü davranışlardan alıkoyuyorsa o fert eğitimli demektir. Eğer bilgisi beyninden dışarı çıkmayıp, oraya hapsolmuşsa, o kişinin eğitimli olduğundan söz edilemez.

Çok derin ve köklü bir tarihi geçmişi olan Türk milletinin tarihine baktığımız zaman orada kadına karşı son derece saygılı ve riayetkâr bir tutum görürüz. Eski Türk devletlerinde Hakan bir emir irade ettiği zaman bu emir  'Hakan ve karısı diyor ki' şeklinde başlardı. Toplum içerisinde de kadınların durumu son derece saygın ve muteberdi. Kadın muhterem bir varlıktı. İslam Dinini kabul etmemizden sonra kadının var olan değeri daha da artmış, tamamen baş tacı olmuştur diyebiliriz. 14. asırda yaşamış olan Fas'lı ünlü seyyah İbn-i Batuta, Türk memleketlerindeki izlenimlerinde kadınlara verilen değeri hayretler içerisinde anlatır ve bundan ötürü Türkleri över. Demek oluyor ki bizim kültürümüzde kadına fena muamele yoktur. Aksine saygı vardır. Diğer taraftan yüce Dinimiz, kadına şiddeti ve fena muameleyi kesin olarak men etmiştir.

Peygamber Efendimiz de kadınların erkeklere Allahın bir emaneti olduğunu ve onların behemehâl hoş tutulmaları gerektiğini buyurmuşlar ve bizzat kendileri hanımlarına karşı son derece kibar ve müşfik davranmak suretiyle, bize bir ölçü bildirmişlerdir.

Hal ve keyfiyet bu iken, hangi sebeple olursa olsun, kadınlara fiziki şiddet uygulamak hangi haklı gerekçeye istinat eder? Kadın fiziki güç olarak erkekten daha zayıf olduğuna göre, kendinden zayıfa zulüm ve eza etmek hangi vicdana ve Ahlaka sığar?  Erkeğin en makbulü iradesi altındaki insanlara müşfik davranandır. Kendinden daha zayıf ve savunmasız birine fiziki şiddet uygulamak erkekliğin şan ve şerefine zarar verir. Hele öldürmek! Hangi sebebe bağlı olursa olsun kabul edilemez. Efendim kadın şu çirkin fiili irtikâp etti, dolayısıyla ölümü hak etti.

İyi de buna kim karar verecek?

Katil mi?

Asla.

Birini öldürmek ancak mahkeme kararıyla olur.

Hiçbir insan kendini mahkeme yerine koyamaz.

Kalbinde ufak da olsa bir merhamet taşıyan her insanın peşinen karşı çıkacağı bu şiddet ve barbarlığa karşı çözüm olarak birinci sırada eğitimin geldiği kuşkusuzdur. En başta fakülteler bitirmiş ama karısına şiddet uygulayan diplomalı cahillerden başlamak üzere eğitim şarttır. Devletin, bu konunun üzerine daha sıkı tedbirler ve yaptırımlarla gitmesi bizce problemin hallolması için bir çaredir.

Temennimiz, kimsenin kimseye zulüm ve fena muamele etmediği bir cemiyetin teşekkülüdür. Bu uğurda her ferdin üzerine düşeni yapması şüphesiz insanlığının bir gereğidir.

Selam ve saygı ile.

                                                                      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.