Birkaç gün önce Amerika’nın Kuzey Carolina bölgesinde Suriye kökenli üç Müslüman genç, Ateist olduğu belirtilen 46 yaşındaki birisi tarafından vurularak öldürüldü. Bu gençler ailece Amerika’da yerleşik bulunan, üniversite tahsili yapan, elit sayılabilecek bir sosyal tabakaya mensup insanlar. Öyle terör suçuyla suçlanacak türden insanlar değil. Saldırgan yakalandı ve gözaltında. Katilin bunu neden yaptığına dair henüz bilgi yok ama belli ki sebep İslam düşmanlığı, yani İslamofobi… Avrupa ve Amerika basını olayı üstünkörü ve basit bir şeymiş gibi çok önemsiz olarak gördü ve adeta yasak savar kabilinden bu olaydan söz etti.

Adeta ölüm sessizliğine büründüler. Müslümanlar tetiği çeken taraf olduklarında haber olurlar ve en yüksek perdeden suçlanırlar. Eğer namlunun ucunda iseler bu haber bile değildir. Maalesef Batı’nın mantığı böyle… Buna şaşırmıyoruz çünkü küfrün böyle iflah olmaz bir mantığı vardır.Paris’te öldürülen gazeteciler için dünya ve medya ayağa kalktı.
Yürüyüşler düzenlendi.Telin mitingleri yapıldı. Medya adeta borazan çaldı ve Müslümanları ilzam etti. Bizde bile bir gazete o Fransız dergisinin ilgili sayısını gazetenin yanında hediye verdi. Şimdi bu hadise sebebiyle Batılı basın gibi o da sus pus. Normaldir. Ne de olsa sahibinin sesi. Üzerinde yaşamış olduğumuz ve adına dünya denilen şu mekanda eğer siz savunmasız Filistinlileri çocuk, genç, yaşlı demeden öldüren İsrail askerlerinin yaptıklarına ve onlara emir veren devlet yöneticilerinin bu hallerine karşı çıkar ve onları lanetlerseniz, bu Antisemitizm, yani Yahudi düşmanlığı olur.

Avrupa’da Fransa başta olmak üzere birkaç ülkede bu resmen suçtur hatta. Yahudi ne yaparsa yapsın tenkit edilemez. Ederseniz hapse atılırsınız. Diğer taraftan Müslümanların insanlığa karşı hiçbir cürümleri olmadığı halde, İslam düşmanlığına kimse ses etmez. Bir kişi hariç... Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan… Meksika’da bulunuyor iken, bu konu hakkında konuşarak, söylenmesi gerekenleri dünya kamuoyu önünde söyledi. Amerika Başkanı’nı diplomatik bir üslupla adeta suçladı. Kendisini bu yüzden tebrik ediyorum. Bu konuşma kapsamında içimizi ferahlatan bir başka güzellik ise, daha dün sayılabilecek yakın zamanlara kadar, bu ülkeyi Amerika’nın adeta 50. eyaleti gibi gören yöneticilerimiz vardı. Şimdi ise bu ülkenin Cumhurbaşkanı, bütün dünyanın önünde çıkıp ABD Başkanı’na ayar verebiliyor. Hem de ölenler Türk vatandaşı bile değil, Suriyeli. Ortak müşterekimiz dinimiz. Cumhurbaşkanı bir nevi İslam dünyasının başı veya temsilcisi gibi bir havada soruyor bu soruyu. 

Gerçekten hem ülkemizde hem de dünyada birçok şey değişti. Ülkemiz lehine çok daha değişikliklerin olacağı kesin bir hakikattir. Cumhurbaşkanımız bu konuşmasında ayrıca dünya 5’ten büyüktür şeklinde sözler etti. Bu sözü daha evvel çeşitli vesilelerle yine dünya kamuoyu önünde söylemişti. Haklılığı su götürmez olan bu tespit, bu dünyanın kahpe bir düzenle idare olunduğunun da ispatıdır. 200’e yakın devletin üye olmuş olduğu BM, Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan 5 ülkenin adeta esiridir. Bütün üyeler bir kararı desteklese, ama bu 5 üyeden bir tanesi bu kararı veto etse, karar yok hükmündedir. Yani daha Türkçesi, bu 5 ülkenin haricinde kalan bütün dünya, o salondaki çiçek saksısı ya da pencere perdesi gibi bir dekor malzemesidir. Kuru kalabalıktan ibarettir. Bu bütün dünya adına çok aşağılayıcı ve aşağılık bir durumdur. Erdoğan’ın bunu yüksek sesle dillendirmesi hem çok doğru bir tespit, hem de bu kahpe düzene karşı mertçe ve yiğitçe bir duruştur. Bugün adına İsrail denilen ve varlığını terörle ve kan akıtmayla devam ettiren o devlet görünümlü terör teşkilatı, işte BM’deki bu kahpelik yüzünden kimseden perva etmeden kan akıtmaktadır. Türkiye’nin buradaki hesabı bana göre dünya nüfusunun yüzde otuzunu teşkil eden Müslüman kitlenin ve dünyadaki  toplam enerji kaynaklarının yarısından fazlasını elinde bulunduran İslam coğrafyası adına veto hakkını elde etmiş 6. devlet olabilmek. Eğer bu başarılırsa inanınız dünyanın çehresi bambaşka olur.

Hâlihazırda bütün fiziki şartlar ve dünya jeopolitiği, bu emelin çok da hayal olmadığını ve elde edilebilir bir amaç olduğunu teyit etmektedir. Yüce yaradan, tarih boyunca bu millete birçok mühim vazife vermiştir. Tarihin akışını değiştiren hadiselere baktığımızda mutlaka Türklerin orada bir dahli olduğunu görürüz Bana öyle geliyor ki, bu kahpe düzeni değiştirip, dünyaya hakiki manada barışı getirme işinin ifası yine bu necip millete nasip olacak.
Selam ve saygı ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.