ÇALHANOĞLU’NU, NİSAN'DA YAZMIŞTIK
Trabzonspor kulübünün iki önceki yönetim döneminde, kendisiyle ön anlaşma yapılmasına rağmen, Karlsuher SC takımına transfer olan A Milli takım oyuncusu Hakan Çalhanoğlu ve Karlsuher SC kulübü ile olan mahkeme süreci devam ederken, konu Çalhanoğlu tarafından CAS’a (Uluslar arası spor mahkemesi) taşınmıştı. Karlsruher’den yine Bundesliga Lİgi takımlarından HSV Hamburg takımına transfer olan ve ardından da en son Bayern Leverkusen’e giden 23 yaşındaki, Mannheim doğumlu Çalhanoğlu ile yapılan ön sözleşmede, bu oyuncunun menajerine 100 bin Euro, babasına da 100 bin Euro olmak üzere toplam 200 bin Euro verilmiş, sözleşmeden cayması halinde cezai işlem olarak, 1 milyon Euro ödemesi yönünde tazminat maddesi koyulmuş ve anlaşma yapılmıştı. Aslen bu bölgenin çocuğu olan Çalhanoğlu ve o dönemdeki kulübü Karlsuher’nin, Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş arasındaki davanın sonucunda, bu oyuncuya o dönem FİFA, milli takım maçları hariç 4 ay futboldan men cezası vermişti. Çalhanoğlu’nun avukatları bu konuyu CAS’a taşımasına rağmen, CAS ret vermişti. Çalhanoğlu’nun artık Bundesliga’da futboldan 4 ay uzak kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu yüzden Trabzonsporun’da karşı taraftan maddi talepleri var. Hele de bugünlerde 1 milyon artı 200 bin Euro, artı faizi iyi para. Bu kadarını alamıyorsan buna yakın bir rakam da bu kulüp için iyi para sayılır diye geçtiğimiz yılın nisan ayında bunu aynı bu sayfamızda yazmıştık, hatırlayanlar bilir… CAS, şimdi Hakan Çalhanoğlu’nun Trabzonspor’a 100 bin Euro para ödemesine karar vermesinin ardından, Milli Takımımız’ın Dünya Kupası Elemeleri’nde 24 Mart’taki Finlandiya maçında forma giyemeyecek olması artık Traıbzonspor’un sorunu değil. Bunu Hakan, babası ve menajeri artık düşünsün.

Haa… O dönem babası güya aldıkları paraları geri iade edelim demiş ama Trabzonspor bunu kabul etmemiş, tazminatı ödeyeceksiniz diyerek haklı olarak ret etmişti. E, ne oldu şimdi Hakan. Ben bu konuyu iki defa yazmıştım. Kaçarın, göçerin yok. Aldınız 200 bin Euro’yu, ödeyeceksiniz şimdi 1.200.000 Euro. Birde 4 ay tatil yaparsın artık. Hakan ile 16 yaşındayken anlaşma yaptıklarını ifade eden o dönemin As Başkanı Nevzat Şakar “Babası ve menajerine 100 bin er Euro ödeyerek, ön sözleşme yapmıştık. Yaptıkları anlaşmadan bir kaç ay sonra başka bir kulübe gitti. Biz babası ve menajeriyle tekrar temasa geçmek istedik ancak bize ne parayı iade ettiler, ne de bir cevap verdiler. Haklıydık, davayı kazanacağımızı da biliyorduk. İyi bir anlaşma yapmıştık ama 16 yaşındaki bir çocuğu, babası ve menajeri yanlış yönlendirdi. Çocuğun aslında bir günahı yok” diyor.

Bu arada Trabzonspor Kulübü Çalhanoğlu ile yaptığı sözleşmede ücret ödediği menajeriyle ilgili davada sürüyor. Büyük bir ihtimalle Bordo mavili kulübün Avukatları, parayı geri vermeyen bu menajerden pantolonuna kadar geri alacaklar gibi.
 

TFF’nin Disiplin Kurulundan çağ dışı!
TFF’nin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Medıcal Park- Trabzon’un tribünlerini susturamayacaksınız. İki tribünü kapatmak ve ceza vermek ne demek? Trabzonspor - Alanyaspor maçı için 11 bin taraftarı cezalandırıyorsun. Bu futbol maçı mı? Tiyatro mu? Nedir? Ne zamandan beri şikecilere ve Bülent Uygun’a “şike yapsana, şike yapsana, Bülent Uygun şike yapsana” diye tezahürat yapmak suç oldu? Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Trabzonspor’a karşı hep aynı tutum içindesin neden? Futbol bir temaşa sanatı gibidir ve izleyici önünde oynanır. Yarısı boş tribünler önünde oynanmaz. Aldığınız karar M.Ö’den gibi, çağ dışı bir karar. Futboldan bi habersiniz.

…Ve sanırım siz bunu bilmiyorsunuz? Türk futbolunu çorbaya çevirdiniz. Allah aşkına gidinde, Seri A’ya, Bundesliga’ya, La Liga’ya ve Premier’in tribünlerine bakın. Belki Türk futbolu adına bir şey öğrenirsiniz.

Bir alacakta Kaddouri’den gelecek
Trabzonspor kısa bir süre önce, durumu anında fotoğrafladığı Omar El Kaddouri’ ile ön sözleşme imzalamıştı. Bu imzadan 24 saat sonra ki gece yarısında, Napoli kulübü resmi sosyal medya hesabında, oyuncuları El Kaddouri’nin, Trabzonspor’un istediği gibi İtalya’nın Empoli takımına yarım sezon kiralık olarak değil, bonservisiyle 3 yıllık gittiğini açıklamıştı. Bence iyide oldu bu be. En azından bir Afrikalı futbolcudan kurtarmış oldu bu kulüp. Bildiğiniz gibi gazetelere, internet sitelerine ve sosyal medyaya Kaddouri’nin Trabzonspor ile anlaştığı iddiasıyla, imza atarken fotoğrafları da servis edilmişti. Geçtiğimiz gün Omar El Kaddouri, Trabzonspor ile imzaladığı ön sözleşmeyle ilgili önemli bir açıklamada bulundu biliyorsunuzdur belki. İtalya’nın ünlü spor gazetesi La Gazzetta Della Sport’a konuşan Uyanık Faslı! orta saha, 27 yaşındaki oyuncu El Kaddouri, Seri- A ekiplerinden Empoli ile resmi sözleşme imzalamıştı.

İmzaladığı ön sözleşme içinse “Bir hataydı” demiş. Evet bir hataydı bunu da Euro olarak Trabzonspor’a ödeyeceksin. Kaddouri “Fas’la Afrika Kupası’ndayken onlarla da bir ön sözleşme imzaladım. Ama bu sadece bir kağıt, herhangi bir geçerliliği yok” ifadelerini kullanması onu tazminat ödemeye kadar götürebilecek. Bundesliga’da oynayan Türk milli takım oyuncusu Hakan Çalhanoğlu olayından haberi yok sanırım. Top artık Trabzonspor’un avukatlarında, hadi bakalım 1-2 yıl sonra da Kaddouri dosyasından bir tazminat gelsin.
 

İDMANLAR NİYE KAPALI?
Okurlarımız, taraftarlar ve Trabzonspor’u yakından takip edenler sanırım farkındadırlar. Trabzonspor idmanları tarihinde bir ilki yaşıyor. Bu ilk şu: Trabzonspor A takım antremanları basına ve taraftarlara kapalı. Açık olduğu dönemlerde de basın mensuplarına, idmanın ilk 20 dakikalık bölümünü izleme, takip etme ve görüntüleme izni verilirken, bilindiği gibi her idmanın ilk 20 dakikası zaten jog şeklinde düz koşu yapılarak geçiyor. Yani ilk 20 dakika boyunca görüntü aynı. Trabzonspor teknik direktörü sevgili Ersun Yanal’a buradan soruyorum. Başkent’ deki Osmanlıspor deplasmanında da maçtan sonra basın odasında da soracağım “Hocam idmanlar basın mensuplarına niye kapandı. Haber yapma özgürlüğü sizce kısıtlanmıyor mu? Taraftarlara da kapandı. Taraftarlarla takımın arasına soğukluk girmiyor mu ?” Neredeyse 3 aydan beri, Trabzonspor tesislerinde dışa kapalı olan idmanları eğer açarsanız, bari ilk yarım saatini açın. Haa, yine ilk 20 dk. açacaksanız hiç açmayın, bakın dalganıza!..

FUTBOL ARAPÇA OLURSA!..
Televizyon kanallarında zaman zaman ekranlara gelir. Güney Amerikalı ve Arap spikerlerin futbol maçlarını anlatması enteresandır. Bir de şık bir gol olduğu zaman uzun uzun bir gol çekmelerini sanırım izlemiş ve duymuşsunuzdur. Hele de Arap spikerlerin maç anlatımlarını dinlediyseniz, farklı ve değişik tanımlar bazen de iyi niyetli gülüşmelerinize neden olmuştur değil mi ? İşte o futbol terimlerinden bazılarını ve anlamlarını sizinle paylaşıyorum:

1.Akıbet-ül hüzzam: Elenme

2.Krampon-ül Deccal-ü üryan: Futbolcu

3. Arafat-ül safha: Devre arası

4. Cihat-ül kuvvay-i milliye: Milli maç

5.Cemaat-ül manşer-i cümbüş: Tezahürat

6.Cenaze-tül mevta-i kürre: Ölü top

7.Darber-i abes: Faul

8. Şut-ül minare: Hava topu

9.Müsabaka-i hicret-ül gurbet: Deplasman maçı

10. Darbe-i müstehcen: Elle oynamak

11. Taaruz-ül aleyküm selam: Kontra atak

12 Zam-ül zaman ıvır zıvır: Uzatma dakikaları

13.Def-ül felakettiye aman yarabbim: Atlatılan önemli gol tehlikesi

14.Mühendis-i kürre-i muallim: Teknik direktör

15.Cahar-ül kümbet: Geri dörtlü

16.Vaziyet-ül madara: Hezimet

17.Ekib-ül riyaseti cumhur: Takım kaptanı

18.Rakip-ül azrail: Korkulu takım

19.Halife-i gol: Gol kralı

20.Taaruz-u beleş: Ofsayt

21.Ne şeker-i şam, ne sima- i arabbiye, sulh-ü salah: Beraberlik

22.Haps-ül Ademi ademeyye: Adam adama savunma

23.Gaflet-i dalalettiye ve hatta hıyanetiye: Şike

24. Ekib-ül kuvvay-ı milliye: Milli takım


FB-BJK maçında seyirci sahaya girdi de, NE?
Türkiye kupası maçında, Wodafone Arena’da saha içerisindeki gerilim, haliyle tribünlere de yansımıştı. Van Persie ile yaşadığı olaydan sonra Tosiç’e çıkan kırmızı kart, Siyah-Beyazlı taraftarları çileden çıkarmıştı. O anlarda bir grup Siyah-beyazlı taraftar, karşılıklı tribünlerden atlayarak sahaya girmeye çalıştı. Kimini güvenlik güçleri kimini Beşiktaşlı futbolcular çim zeminin üzerinde önlemeye çalıştı. Ortalık sakinleşti, ardından ilk yarı bitiminde, tünel önünde yaşanan olaylar, taraftarın da gerilimini yine yükseltti. Bu kez, soyunma odasının hemen arkasındaki tribünden bir Siyah beyazlı seyirci sahaya atladı.

Bu kişi bir anda olayların olduğu tarafa doğru yöneldi. Güvenlik güçleri bir kez daha tam zamanında müdahale etti. Amacına ulaşamayan ve yakalanan taraftar, yaka paça göz altına alındı. Ancak tribünlerin tansiyonu bir türlü düşmedi. Maçın son saniyelerindeki bir pozisyonda Volkan Demirel topu kurtardı ve ardından ev sahibi taraftarları Trabzon Avni Aker’de yaptığı gibi tahrik etti. Bu kez karşı tribünden bir seyirci aşağıya atladı, sahaya girdi. Kaleci Volkan Demirel denilen saha içindeki provokatör’e doğru yönelen bu şahsı, Beşiktaşlı futbolcular durdurdu. Arkadan koşan güvenlik güçleri, bu taraftarı da göz altına alarak dışarı çıkarttı. Şimdi gelelim zurnanın ‘zırt’ dediği yere, tabi ki olayları geren her zamanki gibi Fenerbahçeli futbolcular varken, Beşiktaşlı taraftarların ceza almasını ne yalan söyleyeyim asla istemem. Bakalım futbol psikolojisi ile yakından uzaktan pek bilgisi olmayan TFF’nin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulundaki çok genç yaştaki avukat arkadaşlar, Fenerbahçe’ye ve özellikle fener kalecisi Volkan’a ve Hollandalı Van Persie’ye bakalım bugün ne ceza kesecekler. Dilerim, soyunma odasının köşesinde, tek ayak üstünde yarım saat durma cezası kesmezler!
 

Babam ve oğlum...
Unutamadığım bir kaç tane önemli Türk filmi vardır. Yılmaz Güney’in “ Arkadaş” veya “ Baba” filmi gibi, Tarık Akan’dan, Şener Şen’den hafızalarda kalan önemli filmler var. Yalnız son yıllarda yapılan ve hiçbir reklam desteği olmadan vizyonda kalanve ardından ekranlara taşınan Çağan Irmak’ın yönetmenliğindeki “ Babam ve Oğlum” izleyenler için, önemli bir köşeye yerleştirilmiştir sanırım. Gösterildiği dönemde hiçbir destek almadığı halde yaklaşık 4 milyon izleyiciyi sinema salonlarına çeken bu film, dünyanın en iyi filmleri arasında 81.sırada yer bularak, en üst basamaktaki ilk Türk filmi oldu. 2005 yılında vizyona giren filmde özellikle 50 yaş civarı herkes kendinden bir şeyler bulmuş ve yakalamıştı. Çetin Tekindor, Fikret Kuşkan ,Yetkin Dikinciler ve Hümeyra’nın çok iyi bir performans sergilediği söz konusu film, her şeyden önemlisi “ Recep İvedik “ benzeri sadece tüccarlık için yapılmış salakça bir film değil. Gaz verilen sözde balon starlar, TV programlarının pohpohlaması, Cem yılmaz ‘ın “ 7 cüceler” gibi çok basit ve çok kötü filmlere, bu ülkede kalkan oldu vizyona girmeden. Hasılat rekorları kıranlarda oldu “ Recep İvedik”- “ Fetih 1453 “ - “Düğün, Dernek” gibi fimler, şarkıların klipleri gibi silinip gitti neredeyse. Ama “ Babam ve Oğlum” 11 yıl sonra yine piyasada, kamuoyunda, sanat dünyasında konuşuluyor. Dünyanın en iyi filmleri arasına girdiğine göre gerçek sanatın, gerçek emeğin ve gerçek oyuncuların izlerini silmek yada önlerine geçmek çok mümkün görünmüyor. Şu televizyon dizilerinde rol kesmeden haberi bile olmayanlar, dizi başına aldıkları yüksek rakamlar, bence hak etmedikleri bir bedel.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com