ETO MU? VETO MU?
Kamerun Doula‘da doğan Antalyaspor’un yıldız oyuncusu Samuel Eto, Antalyaspor’dan ayrılmak istediğini belirtince, Beşiktaş ve Trabzonspor devreye girdi. Oyuncunun menajeri ise Metin Korkmaz... Menajer Metin Korkmaz’da olunca, Korkmaz kime yakın? Ersun Yanal’a. O zamanda Trabzonspor devreye girdi ve Eto’yu ikna etme görevi haliyle Ersun Yanal’a verildi diye duydum. Ama bu gece Avni Aker de, Denizli 3.lig takımı Tavas kasabasının ekibi Kızılcabölük ile Ziraaat Türkiye Kupası maçı sonrasında yada önümüzdeki pazartesi akşamı, ilk yarın maçlarının sonuncusu olan Fenerbahçe karşılaşması sonrası Yanal, Kormaz ve Eto üçlüsü bir araya gelebilir. Trabzonspor’u düşündüren bu Eto’nun yıllık bedeli? Antalyaspor’a ise Alanyaspor’dan ayrılmayı düşünen Trabzonsporlu Sefa ile birlikte Trabzonspor dan bir oyuncunun daha bu Muhammet Demir hatta N’Doye de teklif edilebilir. Antalyaspor’dan takas artı bir miktar para ile alınması söz konusu. Ben ise oldum olası Afrikalı oyunculara şiddetle karşıyım. Ama bu saat de Eto gibi bir profesyonel düşünen ve oynayan bir oyuncuya Trabzonspor’un ihtiyacı var mı ? Evet var. Hani derler ya denize düşen yılana sarılır. Gerçi Eto yılan değil. Tek düşündüren tarafı Afrikalı oyuncuların karakter yapıları ama Eto öyle değilmiş. Doğrudur, biliyoruz. Sorun oyuncuya ödenecek yıllık miktar. Eto Antalyaspor’dan yıllık 2,5 milyon Euro alıyor. Yani 8 milyon lira. Bu para nasıl ödenecek? Bu parayı ödemek için en azından N’ Doye’nin ödemesinden mutlak kurtarmak lazım. 1.80 boyundaki santraforun kariyeri zaten belli. Kamerun milli takımı başta olmak üzere, Mallorca, Real Madrid, Barcelona, İnternaz Milano, Anji Mahaçkala, Chelsea FC, Everton, Sampdoria ve Antalyaspor. Yani anlayacağınız yaş 35 yolun yarısı eder dantel gibi sonundayız ömrünü oynayan Eto, iyi futbolcu futbolcu olmasına da, 8 milyon lirayı kim, nasıl ödeyecek ? Bence iyi dü şünmek lazım. Eto mu? Yoksa Veto mu?


Tribün koltuğuna basan dallama!..
Akyazı’da ki yeni stadyumun açılışında Trabzon’un tüm ilçelerinden AK Parti otobüslere, öğrencileri, memurları, işçileri, yurtlarda kalan bir kısım öğrenciyi, vatandaşı bulabildiği kadar bulduğunu alıp getirdi. Bu bir stadyum açılışıydı ama Cumhurbaşkanı ve Bakanlarda oradaydı. Haliyle açılış konuşmaları da olacaktı. Anlayacağınız 41 bin kişilik stadyum o soğukta ve o açılışta dolu olsun istendi. Bu düşünce normal… Bilinçli taraftarların arasında, evinde de halının üzerini işeyen bazı bilinçsiz insanlar da vardır mutlak. Bu fotoğrafta gördüğünüz yontulmamış bir dallama gibi. Dünya masraf yapılmış, güzel bir stadyum ortayı çıkmış. Koltuğun en kalitelisi gö…nün altını ısıtsın diye koyulmuş, sen rahat edesin diye. (Basın tribününde bile yok o koltuktan) Hıyaroğlu hıyar, koltuğun üstüne ayaklarıyla çıkmış. İnsan değil ki maymundan 5 dakika önce doğmuş yaratık!.. Hayvan diyemeyeceğim. Çünkü koltuğun üzerine çıkan hayvan hiç görmedim.


ADINI VERDİNİZ KÜRSÜYE DE ÇAĞIRSAYDINIZ
Tam olarak tamamlanmasa da Akyazı’daki Trabzonspor’un henüz kendisine teslim edilmeyen yeni stadyumu, yani “Şenol Güneş Stadyumu” tam hazır olmamakla beraber açıldı. Ancak bir ay sonra tam ola- rak hazır hale gelebilecek olduğu söyleyen Şenol Güneş Stadyumu’nun neden bir ay önce açıldığını da anlamış değilim. Seçim yok, meçim yok… Niye açıldı ki? Yine de emeği geçen Ankara’dan Trabzon’a kadar herkese teşekkür ediyoruz. Yalnız açılışta dikkatimi çeken bir konu oldu. Bunu Şenol Güneş hocamla telefonla da görüştüm. Kendisi konuyu bana uzun uzun anlattı. Ama ben size kısaca iki üç cümle ile konuyu özetliyorum. İsmini verdiler ama mikrofon vermedilerin asıl meselesi şuymuş: Şenol hoca derki, “Ben stadyuma geldiğimde ismimin Spor Kompleksine verildiğini biliyordum ama stadyuma verileceğini Trabzonspor camiası, Bakanlar, Milletvekilleri ben dahil net bilmiyordum. Benim için sürpriz oldu. Benim ismimin veya diğer değerli isimlerin stadyuma adlarının verilip verilmemesi çok önemli değil. Artık Trabzon kenti ve Trabzonspor camiası bu küçük işleri açması lazım. Benim ismim verildi de ne oldu. Orası benim olmadı ya. Orası tüm Trabzonsporların yeri ve ayrıca açılış programında konuşacaklar önceden belliydi. Benim konuşmamam ya da kürsüye çağrılmamam çok önemli değil. Bunları artık aşalım.” Bence de Şenol hoca bu konuda haklı. Artık bu kent böyle ufak tefek işlere takılıp kalmamalı. 2011 kupasına takılıp kaldık da ne oldu. Son 5 yılımız ortada!...


Büyükşehir Tiyatrosu’ndan masallar..
Trabzon Büyükşehir Tiyatrosu unutulmaya yüz tutmuş masalları derleyerek, önemli işlere imza atmaya başladı. Çocuklara tedbirli olmayı, dürüst olmayı, kurnaz olmamayı, kötü niyetli insanlardan uzak durmayı, paylaşmayı bilmeyi ve cömertlik gibi değerler eğitimini içeren konuları işleyerek, sahnede sergiledikleri oyunlarla, çocuklara unutamayacakları şekilde işlemeye ve anlatmaya çalışıyorlar. Masalları daha eğlenceli hale getirmek için insan dostu olan hayvanlar ön planda tutularak, onların yardımı ile anlatılması da güzel bir düşünce. Oyunlar eğlenceli bir dekora ve kostümlere sahip. Oyunların içerisindeki şarkılar ve danslar eğlenceye eğlence katarken, Günümüzde sıkça rastlanan çocuk istismarı konusunda, küçük çocukları biraz olsun bilgilendirmek adına düzenlenen oyunlarla, özel bölge eğitimi hakkında bilgiler aktaran Büyükşehir Tiyatrosu’nun oyuncuları, bu bilgileri de pedagog yardımı ile derlemişler. “Bana Bir Masal Anlat” adlı çocuk oyununun ilk gösterimi izleyenler bilir, tam bir ay önce Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde yapılmıştı. Hemen ardından Çukurçayır Anaokulu ve Boztepe İlkokulu ile buluşan “Bana Bir Masa Anlat” oyunu bugünlerde seyahatlerine de, okul gösterilerine de devam ediyor. Bu arkadaşlara bu güzel düşünceleri ve uygulamaları için koca bir alkış.


GÜNEYDOĞU’DAN AÇILIŞA GELEN KARDEŞLERİMİZ…
Trabzonspor’un 41 bin kişilik yeni stadyum açılışına gelen binlerce taraftar arasında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun davetlisi olarak Mardin, Muş ve Bingöl’den gelen bordo mavili taraftarlarda vardı. Aynı taraftarlar Gaziantep deplasmanında da, Bordo mavili takımı yalnız bırakmamışlardı, sağ olsunlar. Mardin Trabzonspor Taraftarlar Derneği Başkanı İbrahim Aydın, bu nazik davetlerinden dolayı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya teşekkür ederek “Muhteşem bir stat olmuş. Bu stat da nice başarılara imza atacağız inşallah. Mardin-Trabzon arasında sevgi köprüsünün oluşmasında ve bizleri buraya her gelişimizde yalnız bırakmayan özellikle Trabzon’daki dostlarımız Ahmet Külekçi, Musa Pervanoğlu ve Hami Mazlum’a da ayrıca teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanması bizleri de memnun etti. Güneydoğu’dan kalkıp bu açılışa gelen Bordo mavili taraftarlar arasında, Fanatik Trabzonsporlu olan Muş’tan kara, kışa, yağmura aldırmadan toplam 31 kişi ile yeni stadın açılışına gelen Muş Dağdibi Köyü Muhtarı Kadri Coşkun’da vardı. Çoşkun “Açılışta çok mutlu olduklarını ifade ederek “Bu acılı günlerde birlik ve beraberliğimizi sonuna kadar koruyacağız. El-ele kardeşçe yaşayacağız. Bu vatan, bu bayrak, bu toprak, bizim ortak paydamızdır. Trabzonspor’umuza yeni stadyumumuz hayırlı olsun. Şampiyonluk getirsin” ifadelerini kullanırken, onları aramızda görmekten çok mutlu olduğumuzu da bizzat söyleyebilirim.
 

Alt yapı, alt damı kaldı?
Trabzonspor futbol alt yapısında yapılan, son 3-4 yıllık çalışmaların emeği aldığımız bilgilere göre yeni ekiple ilk 5-6 ay içerisinde erimeye başlamış. Trabzonspor’un Gençlik Geliştirme Merkezi Sorumlusu Sadi Tekelioğlu yönetiminde milli takım kategorilerine çalıştıkları dönemde 22 oyuncu verilirken, Bugün ise Trabzonspor alt yapısından sadece 3-4 oyuncunun milli takımlara çağrılması gerçekten düşündürücü.. Tekelioğlu’nun yerine bir “ego” uğruna Trabzon kenti dışından getirilen Murat Dizdar ve Cem Bağcı, Trabzon çocuğunu tanıya kadar zaten 6-7 ay geçti. Trabzonspor’da alt yapısına yani kendi ayağına kurşun sıkan bir grup bordo mavili yönetici, bence şapkalarını önlerine alıp bir kez daha düşünmeli.. Milli takıma giden oyuncuları kovmakla. Önüne geleni fırçalamakla, futbolcuları başka kulüplere göndermekle, gencecik çocukları kadro dışı bırakmakla, çalışan personele hakaret etmekle, bu işler olmaz hoca!.. Orası torpilsiz alt yapı mı? Yoksa Dizdar ve Bağcıya yakın olmak, yeni Hamiler, Fatihler, Gökdenizler, kazandırır mı?


Özkan hoca ve Mevlana!..
Trabzonspor’da oyunculuk, teknik adamlık ve Başkanlık gibi görevlerde yıllarca bulundu. Kentin dışındaki ilk teknik adamlık deneyimini yani bu konudaki İlk tecrübesini Konyaspor’la yaşamıştı. Takımı, zamanın Süper Ligi olan 1. Lig’ine çıkardıktan sonra, şampiyonluk kutlaması için taraftarların, yöneticilerin ve hükümet temsilcilerinin katıldığı kalabalık bir yemekte, ondan bir konuşma yapması istendi. Sezon içinde alınan kötü sonuçlardan sonra kazan kaldıran ve kendisini eleştiri yağmuruna tutan Yeşil beyazlı taraftarları aklının bir köşesine yazmıştı ama onlar bunu unutup “Bizi bırakma hocam!” diye bağırmaya başladılar kendisine… Özkan Hoca kürsüye çıktı ve bizi bırakma diye bağıranlara “Arkadaşlar, size Mevlana dayanamadı, ben nasıl dayanayım!..” dedi. Salondan önce yoğun bir tebessüm ve alkış sesi yükseldi, sonrasında ise “acaba ne demek istedi” şeklini anlatan, derin bir sessizlik…


ÇOK GÜZEL HAREKETLER BUNLAR…
Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü ve yardımcılarıyla beraber, Trabzon’un seçkin okullarından biri olan, Söğütlü mevkiindeki, Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesi, Okul binalarının tam karşısında bulunan İl Jandarma Alay Komutanlığına taziye ziyaretinde bulunmaları, ince bir düşünceydi ve güzel bir hareketti diyebiliriz. İl Milli Eğitim Müdürü ve yardımcıları ve de okul müdürü Ömer Özkurt ve bir grup öğrencisinden oluşan bir heyetle, İl Jandarma Alay Komutanlığı’nın sevilen ismi, Alb.Okşin Akşit’i ziyaret ederek, baş sağlığında bulundular. Geçtiğimiz 17 Aralık 2016 cumartesi günü Kayseri´de, hain bombalı saldırı sonucu şehit olan askerlerimiz için taziye ziyaretinde, birlik, beraberlik, vatan ve millet sevgisi konuları üzerinde de sohbet edilmiş… Bence çok güzel hareketler bunlar.


Sarp’ta Gürcü engeli!..
Türk araçlarında genelde yüklü Kamyon ve Tırlar, Tiflis- Batum güzergahında, Gürcü polisler tarafından parklarda günlerce keyfi bekletilirken yada -35 derece Ardahan yolundan gelmeye zorlanırken, Sarp sınır kapısından, Türkiye’ye giren araçların %80’ i Gürcü plakalı ve kendilerine gereksiz yere hiç bir sıkıntı çıkarılmıyormuş. Buna rağmen Gürcü yetkililer, Türk nakliyecilerine ve şoförlerine her türlü engeli çıkarırken, kendi araçlarına mekik sefer attırıyorlarmış. Bunu bizzat nakliyecilerden ve oradaki şoförlerden dinledim . 1990 yılıydı sanırım. Rahmetli, zamanın Maliye Bakanı Adnan Kahveci’yi gazeteci olarak takip edenler arasındaydım. Sarp kapısına denetlemeye gitmiştik. Orayı mutlaka düzeltmeyi kafasına koymuştu ama ömrü yetmedi yada yettirilmedi. Çünkü; ölüm şekli halen şüpheli. Sarp’da ki sıkıntı 1990 yılında hemen hemen aynıydı. Aradan 26 yıl geçmiş. Türk nakliyecilerinin ve şoförlerinin sıkıntısı aynen devam ediyor. Gürcüler takoz koyuyor. Bizim yetkililer de izliyor . Onların araçları Türkiye’ye girerken bir kırmızı halı sermedikleri kalıyor. Halledin artık Sarp’taki şu sıkıntıyı be. Yıllar geçti aynı terane!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com