Kargalar pek sevilmez. Neden sevilmediği ise ötelerden gelen batıl bir inanç... “Gak!.. gak!..” diyerek sanki bir felaket habersisi oluyormuş kimilerine göre. Diğer kuşlar “öter” sayılırken, kargaların ses çıkarması -nedense- “bağırma” olarak tanımlanır halk arasında:
“-Kargalar yine fena bağırdı…”
“-Sabah-sabah karga bağırdı ya, yine kötü haber gelecek…”

İnsanın kendi iç dünyasının karamsarlığını bir başkalarının üzerinden yorumlamaktır bu tutum. Kimileri, kargalar gibi insanların da uğursuzluğuna inanır. Bu da hurafe/boş inanç tabii ki.

“-Ya, adam sabah sabah yoluma çıktı, işim alt-üst oldu.”

“-Öyle bir ayağı var ki bastığı yerde ot bitmez…” ve daha niceleri…
 

Aslında ne kargaların, ne de kimi kişilerin “uğursuz”dur sesi/ayağı... Uğursuzluk doğrudan kendimizin içine çöreklenen inançsızlık… Bilgisizlik…


Çocukluğumda asmanın dolandığı kızılağaca üzüm almak için tırmanmıştım. Ne bileyim ağaçta karganın yuva yaptığını… Daha üç-beş dal çıkmadan bir karganın “gaaak!.. gaaak!...” diye acı acı bağırdığını, ağacın etrafında uçarak tur atarak; üzerime pike yapıp hücum ettiğini yaşamıştım. “Nöbetçi karga”nın çığlıklarını duyan çevrede ne kadar karga varsa iki-üç dakikada tırmandığım ağacın etrafında bağırarak tur atıp beni gagalamak istemelerini bir görseydiniz. Çaresizdim, rahmetli annemin de ısrarı üzerine üzüm alamadan inmiştim ağaçtan.


Kargalar tehlike anında içgüdüsel olarak örnek bir dayanışma gösterirler her nerede olurlarsa olsunlar. Sanki bir imece çağrısı gibi… Toplanıp birlikte hareket etmek, karşı tarafı korkutmak… Benzer bir olayı da geçen yıllarda yaşadım. Kedinin biri köpeğimin kovalaması sonucu karganın yuva yaptığı ağaca tırmanınca kıyamet koptu birden. Kedicik çaresiz kalmıştı. Aşağı inse köpek hırpalayacak, inmeyip ağaçta kalsa kargalar pikeler yapıp, öfkeyle gagalayıp tüylerini/derisini yolacak. Bereket, zamanında olayı duydum, köpeğim Caş’ı bağladım, kediyi de hiç durmak bilmeyen karga saldırıları arasından -kendimi de tehlikeye atarak- ağaçtan indirip kaçmasını sağladım.


Bu son olaylardan sonra kargalar hakkında yeni bir şey daha öğrendim. Kargalar böyle olaylarda sizi mimliyorlar. Kendilerine olumsuz bir olay yaşatan kişileri yıllar sonra da görseler bir yerlerden çıkıp geliyor ve “Gaaak!” diye bağırıp başınızın üzeriden pike yaparak geçiyor ve sizin tehlikeli bir kişi olduğunuzu duyuruyorlar. Bu “gaak!” sesleri sizin o mahalden/yerden uzaklaşmanızla kesiliyor ancak.


Peki bana söyler misiniz, kargalarda mı var uğursuzluk, ya da onlara tehlike yaşatanlarda mı?


Kimi insanlar çok tuhaf… Karşısındaki kişileri tanımada amlamsız/tutarsız algılamaları varken, bir de olaylara hep dar açıdan ve de hep kendi çıkarları açısından bakıp değerlendirme yapınca ister-istemez toplumsal anlaşmazlıklar ortaya çıkıyor. Siyasal tansiyonun yükseldiği şu günlerde bu durumu yaşayan çok insan var aramızda. Çoğu kişiler siyasal kimlik konusunda “gelene ağam, gidene paşam” demek durumunda kalıyor ne yazık ki…


Başka ne yapsın? Oy isteyen aday evinin kapısına değin gelmişken kalkıp da “Ben size oy ver/e/mem!..” diyerek “sözü/ayağı uğursuz!..” kimliği mi kazansın?


“Tanrı misafiri” deyip ağırlıyor, hoşluyor, sandıkta da inandığına oyunu veriyor. İşte “uğursuz karga” olmamanın yolu… Böyle bakıldığında seçmen de, aday da zor durumda…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com