Karıncaları hiç gözlemlediniz mi? Evim dere kenarında ağaçların arasında bulunduğu için en çok karıncalarla dostluğum var diyebilirim. İlkbahara doğru kış mevsimini geçirdikleri korunaklı yerlerden yavaş yavaş çıkarlar. Güneşin yüzünü gösterdiği güneye bakan alanlarda ısındıkça hareketlenen bir yaşama sevdasına kapılır bu minik yaratıklar.

Havalar daha da ısınınca artık bir büyük imeceye başlamanın zamanı geldiği içgüdüsüyle konvoy oluştururlar.

Boş zamanlarımda, kafamı dinlediğim anlarda evimin duvarından üst katlara doğru yol alan bir sıra halinde gidip-gelen karıncaları izlemekten öylesine zevk alıyorum ki anlatamam. Bakıyorum bir küçücük karınca kendisinin iki-üç kat büyüklükteki bir yiyecek şeyi çeke-çeke ortak yuvaya götürüyor.

Öyle bir heyecan...

Öyle bir azim/kararlılık ki...

Tüm canlı varlıklara örnek sanki...

***

Karıncalarla dostluğum çocukluğumdan gelir. O zamanlardan karıncaların çalışkanlıklarını bilirim.

Barışçı yaratıklardır. Farklı yuvalardan/ailelerden karıncalar dışarıda karşılaştıklarında kavga ettiklerine rastlamadım/görmedim.

Aralarında paylaştıkları dünyaları, ama barışçıl bir dünyaları var.

Sadece çalışmak ve kendileri için yaratılmışlar sanki... Çokça yaşadığım ve her seferinde dikkatsizliğimden ötürü kendime kızdığım olayı dün sabah yaşadım.

İçim eridi ama elimden ne gelir artık.

Sonbahara girdik ya, bahçede gazel ve benzeri artıkları temizlerken bir tahta parçasını kaldırdım ama bin pişman oldum.

Tahta parçasının altında karınca yuvası varmış... Hem de yeni yeni yavrular da vardı yuvada...

Dedim ya içim eridi, bir üzüldüm, bin üzüldüm.

Yuvası bozulan karıncalarım hemen yavrularına koşup sahiplendiler. Öyle ya, analık duygusunu Yüce Rabbim sadece biz insanlara vermedi ki...

Pür dikkat kesilip ne yaptıklarını izledim bir süre... Her karınca bir yavruyu kaptığı gibi korunaklı kuytu bir köşeye koştu. Sanki bir gizli/sırlı güç onlara “şuraya gidin” der gibi...

Hepsi bir araya geldi, yeni bir yuva kurmanın telaşına kapılıp kısa zamanda yeni yuvalarını yaptılar.

***

Karıncalardan alacağımız çok ders var. Bir kere kendi barışçıl dünyaları içinde yaşar, ömür tüketirler.

Kanaatkarlar... Hiç açgözlü değiller. Sadece kendi dünyalarını yaşarlar. Kavgacı değiller.

Ama biz insanlar?

Kendi dünyasının tatminsizliğini başkalarının üzerinden gidermeye kalkan nice insan dünyamızı yaşanılır olmaktan çıkarıyor.

Bugün Ortadoğu’da -akan değil- akıtılan Müslüman kanı, “Batı Dünyası”nın bir zaferi değil, çok büyük bir utancı olarak yazılacak yarın tarihe...

Günümüz insanlığının -özellikle Batı dünyasının- karıncalar kadar bir dünya yaratamaması çok düşündürücü bir durum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.