Bir süredir tüm ülkeyi ve Trabzon’u etkisi altına alan kar, her tarafı beyaza bürüdü.

Saf ve tertemiz.

Şu kar, keşke dünyanın ve bu ülkenin bütün kötülüklerini de temizleseydi…

Her kar yağana kadar her taraf pislik ve her kar yağdığında da bir yıl sonra temizlik.

Ne güzel olurdu dimi?

Pencereye yaslanıp lapa lapa hiç durmadan 24 saat yağan kara şahit oldum ilk kez Trabzon’da…

İzleyince, hak etmedikleri halde olup da, evinde üşüyen insanları düşündüm, gözlerim kapalı.

*

Avrupa’nın haçlı sınırlarında!.. Karın altında yaşamak zorunda kalan çoluk-çocuk mültecileri, evsizleri, bir yuvası dahi olmayan evcil hayvanları, kuşları düşündüm, gözlerim kapalı.

Ama gerçek kar, Amerikan filmlerinde gördüğümüz Noel gecelerini süsleyen, ışıkları yanan bahçeli evlerin içindeki mutlu aile tablosu değil elbette.

…Ve kar, yağmur gibi değildir, herkese eşit yağmaz.

Kıyı şehirler ve Trabzon’da kar kalınlığı 65 cm’yi bulurken, Güneydoğu’da kar kalınlığının 2-3 metreyi bulduğunu bilir misiniz?

Oralara hiçbir zaman kar böyle romantik yağmaz...

Her şey bembeyaz dışarıda, sokaklarda, caddelerde ama daha iki gün önce Van’da kendini bilmez 2-3 insanın, 40 günlük bebeğe yaptığı cinsel tacizi duyunca, okuyunca, insanın içi kararıyor be, bu beyaz karda.

*

1940’lı yıllarda tek başlı Nazilerin, Hitler’in ağzından çıkan tek bir lafla, bir çok subayın ve halkın istememesine rağmen, dünyayı nasıl kana bunadığını sanırım bilirsiniz.

Nazilerin ölüm kamplarından olan Polonya’nın Krakow kentinde, bizzat gidip gördüğüm ve haberini yaptığım Auschwitz Kampı’nda, 2 milyon Yahudi’nin gaz odalarında nasıl öldürülüp yakıldığını dinledikçe, okudukça, o anda kampa yağan karların bu pisliği temizleyemediğini fark ettik.

Ta ki kamp, Sovyet askerleri tarafından kurtarılıncaya ve kamp komutanı kampın içinde kurulan sehpada idam edilinceye kadar.

Tek başlı ve tek liderli!.. Nazi faşizminin acıları, o zulümden kurtulabilen insanlar için soğuk, aç ve karlı günleri, iyi anılar olarak hatırlatmıyor.

Koskoca Almanya, istemese de tek bir delinin peşine takılmış, karlı kış günlerini Avrupa’da kara günlere çevirmişti.

*

ABD Başkanı Donald Trump’ın da soğuk, karlı Amerika günlerinde Suriyeli mültecilere ABD’ye giriş yasağı getirmesine ve Müslüman karşıtı açıklamalar yapmasına “Biz de Müslüman’ız” diyen Amerikalılar bile tepki gösterirken, Amerikan yargısının başkana “Dur. Başkansın ama burası Dingo’nun ahırı değil!..” demesi, adaletin her şeyin üstünde olduğunu göstermiştir sanırım.

Hukuk varsa korkma ama hukuk eğer gelecekte bir gün guguk olursa, işte o zaman kork.

*

Ne yazık ki yerle bir olan Suriye’ye de, gerçek Arap baharı ne zaman gelecek bilmiyoruz ama bir umut olan Cenevre’deki Suriye görüşmelerinin şubat sonuna erteleneceğini açıkladılar.

Bekleyeceğiz umutlu olarak.

Bu karlı günlerde ekonomimiz giderek kötüleşiyor, bilmem farkında mısınız? Bazı bankalar yüksek faizlerle Türk iş adamlarını, esnafımızı ve Türk halkını her geçen gün dibe doğru hızla çekiyor.

İnsanlar can derdinde, birileri de bu ülkede et derdinde.

Anayasa için nisanda yapılacak referandumla halkın kutuplaşmaya gitme ihtimalini kim önleyecek? Merak ediyorum.

*

‘Evet’ veya ‘Hayır’ demenin neredeyse fişleme, etiketleme, müdür olarak atamama, olacakmış gibi görünmesi ya da hissedilmesi, birilerinin ekmeğine yağ sürerken, birilerinin ekmeğinin bu karlı günlerde elinden alınmaya çalışıldığının göstergesi mi acaba?

Unutmayın ki biri yer, biri bakarken kıyamet kopar. Bunu çok iyi bilmelisiniz.

Ateşle oynamanın bedeli vardır. Maşa, birilerini yakarken, tutulduğu eli de gün gelir yakar.

Bugünlerde ülkemizin her yerini ve Trabzon’u beyaza bürüyen kar, lapa lapa yağmaya devam ederken, dilerim ortalıktaki tüm pislikleri de beraberinde temizler.

…Ve ben, yaslandığım karlı pencerenin ardından bir şarkı tutturdum, gözlerim kapalı.

“Karlarrrr düşer. Düşer, düşer ağlarım. Hep issssmini, hep ismini anarım”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com