Seçim hezimetini saklamak ve gündem değiştirmek için seçime katılım oranı üzerinden birtakım spekülasyonlar üretiliyor. 30 Mart'ta % 90 olan katılım oranının 10 Ağustos'ta % 74 olarak gerçekleşmesi, tartışma konusu haline getirildi. Yürütülen tartışmanın amacı, iki farklı algı operasyonudur.

Bunlardan ilki, seçime katılmayanların neredeyse tamamının Erdoğan karşıtı bir siyasal duruşa sahip olduğu ve onların seçime katılması halinde seçimi çatı adayının kazanacağı yönünde...

Bu tez, gerçeği yansıtmamaktadır.

Şöyle ki; çatı adayı, tabanda beklenen sinerjiyi yaratamadı. Çatı adayının gösterildiği ilk gün itibariyle seçimi kazanma olasılığının neredeyse imkansız olduğu yorumları yapılmaya başlandı. Gerçekleştirilen kamuoyu yoklamaları, bu yorumları destekleyen nitelikte sonuçlar verince, çatı tabanının ümidi iyiden iyiye kırıldı. Çatı tabanın bu durumu, AK Parti tabanının da politize olmasını engelledi. Böylece kitleler mobilize olamadı. Olamayınca da seçime katılım oranı düştü. Sonuç olarak oy kullanmaya gitmeyen kitlelerin azımsanmayacak bir kısmı, Erdoğan'ın kazanmasını garanti gören AK Partililer idi.

Yani 'katılım oranı yüksek olsa, Tayyip Erdoğan seçimi kazanamazdı' tezi, art niyetli olarak yürütülen bir algı operasyonundan ibarettir.

Algı operasyonlarından ikincisi ise, katılım oranının çok yüksek olmamasının, Erdoğan'ın meşruiyetini azaltacağı yönünde...

Güya katılım düşük(!) olduğundan Erdoğan, herkesin Cumhurbaşkanı değilmiş...

Oysa yüzde 74'lük katılım oranı, böyle bir seçim için hiç de azımsanmayacak kadar yüksek.
 
İleri demokrasi ülkeleri diye tabir edilen birkaç ülkenin son seçimlerdeki katılım oranları şöyle idi:
 
Amerika Birleşik Devletleri: %58
Ukrayna : % 60
Avrupa Parlamentosu Genel: %43
Almanya : %73
İngiltere : % 36
Fransa :% 62
Hollanda AP seçimleri: % 37
Rusya : % 63
İtalya : % 51
İspanya : % 71
 
Rakamlar yalan söylemez. Çok düşük diye lanse edilen katılım oranı, ileri demokrasi ülkeleri diye tabir edilen ülkelerin her birinden yüksek.
 
Hal böyle iken, % 74 katılımın olduğu bir seçimde ilk turda oyların %52'sini alarak Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan'ın meşruiyetini sorgulamak, en hafif ifade ile samimiyetsizliktir.
 
Bu ülkede meşruiyeti sorgulanacak biri varsa, o da girdiği her seçimde hezimete uğrayan, halkın tokadını yiyen ve Türkiye'yi muhalefetsizliğe mahkum eden muhalefet partilerinin liderleridir.
 
Gerisi laf-ü güzaftır...
 
TEŞEKKÜRLER EKMEL BEY
 
Türkiye, çok önemli ve tarihi bir seçimi geride bıraktı. Demokrasi adına son derece olumlu geçen bu yarışın kazananı Recep Tayyip Erdoğan oldu.

Seçimi kaybeden Ekmeleddin İhsanoğlu ise giderayak takdirleri topladı. Ekmel Bey, sonuçlar kesinleşince derhal bir basın açıklaması yaptı. İhsanoğlu, kameralar karşısına geçip kendisine destek veren, vermeyen herkese teşekkür etti ve Sn. Başbakan'ı tebrik ederek yeni görevinde başarılı olmasını diledi.

Yani çirkefleşmedi, alçalmadı.

Kendisini aday gösteren muhalefet partilerinin 'seçimde şaibe var' goygoyuna kapılmadı.
Sn. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu, göstermiş olduğu bu demokratik duruş ve centilmen tavır nedeniyle tebrik ediyor, kendisine teşekkür ediyorum.

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.