Kent yaşamının güzelliği/rahatlığı huzurla başlar. Bu açıdan yerel yönetimler, kent sakinleri için çağdaş yaşam alanları oluşturup düzenlemeler yaparken; önceliğin özellikli “yaşanılır kent”ler yaratmak olduğu gerçeğini unutamazlar.

Unutmamalılar da...

Kent yaşamında dirlik-düzen adına yapılacak her ileri/çağdaş uygulamanın var olan/yaşanan gerçekler ve ihtiyaçlarla uyumlu/bağdaşır olması da gerekir ayrıca...

İnsanlar ve ihtiyaçları ikilemi sorunu...

“İnsan-ihtiyaç huzur dengesi”nin gözetildiği ortamlarda yaşam renklilik kazanır, kent insanı huzura kavuşur böylece... Sonuçta, “ihtiyaç ve olanak” buluşması sonrasında hizmetin gelmesiyle kent insanı, yaşamın tadının farkına varır mutlulukla....

Yaşam renk kazanır böylece...

Kent sevgisi bir çiçek bahçesi güzelliği kazanır benliklerde.

Ama bu her zaman gerçekleşir mi?

İhtiyaçlar için beyinde oluşan karşılanma istemi, her zaman yanıt bulmayınca kent yaşamının yaşanılır olması tartışılır olur ister-istemez.

Böylece kentsel yaşamda huzursuzluk giderek boyut kazanır.

***

Kent sakinleri çöp konusunda duyarlı davranmıyor, belirlenen saatler dışında çöp bırakıyorsa...

Yerel yönetimler çeşitli mazeretler üretip taşıtların cadde ve sokaklarda yaya kaldırımlarına park yapmasına göz yumuyorsa...

Kent sakinlerinin dolaşım/ulaşım alanları olan yaya kaldırımları yerel yönetimlerce esnafa tahsis edilip yurttaşların yaşam alanına tecavüz ediliyorsa...

Belediye hoparlörünün gelişi-güzel, ciddiyetten uzak bir kullanımla kentte gereksiz ve de haksız gürültü kirliliği yaratılıyorsa...

O kentin sakinlerine haksızlık yapılıyor demektir.

Huzursuz bir kent vardır ortada...

***

Ülkemiz 1960 yılından itibaren ve giderek hızlanan bir iç göçmenlik olayının tutsağı olmuş durumda... Bu sosyal yara hala devam ediyor, üstelik kentleşme cazibesine kapılanlar; konut edinme kolaylığı sağlanıp kent merkezlerine çağrılıyor devamlı olarak...

Bu açıdan çoğu insanımız, kentlerde eskinin sakin/huzurlu yaşamını arar durumda bulunuyor şimdilerde.

İç göçmenlik olayının sürekliliği sonucu bozulan kent dirlik ve düzeninin yeniden oluşması için zamana gerek olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Çünkü kırsal kesimden gelen bir büyük sel, toplumsal yaşamı her yönüyle ve her boyutta etkilemiş bulunuyor.

***

Kimi yönetimlerin/belediyelerin zamanla oluşan sorunların üzerine gitme, onları çözüme kavuşturma çabalarını başlattığını da bu arada sevinçle belirtmek durumundayım.

Günümüzde kentsel yaşamın en önemli sorunlardan biri olarak otopark yetersizliği ya da yokluğu sorunu dikkat çekiyor.

Vakfikebir Belediyesi ilçe merkezinde kangrene dönüşen trafik düzeni ile otopark sorununa geçici de olsa çözüm üretilmiş olduğunu memnunlukla öğrendik. 10 Haziran’dan itibaren kimi caddelerde trafik akışı tek yönlü olarak şekillendirilirken, kimi cadde ve sokaklarda otolar artık eskisi gibi park yapmayacak...

Böylesine yaşamsal bir konuda karar alıp uygulamaya koyan Vakfıkebir Belediyesi’ni kutluyor; bu arada esnaf lehine yaya kaldırımlarının işgalinin de sonlandırılmasını bekliyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.