Haluk Pekşen’i hukukçu olarak tanırım. Oturup konuşmuşluğumuz, tanışıklığımız olmadı bugüne değin. Aktif siyasete soyunduğunda “Bugünkü siyasal ortamda nasıl başarılı olacak?” benzeri sorular oluşmuştu kafamda... Meclis’e milletvekili sıfatıyla girdikten sonra görevini yerine getirme konusundaki çabasını yakından izliyorum.

İzliyor ve konuşmak için kürsüye geldiğinde kendimi hep 1950’li yıllarda sanıyorum. Kürsüde konuşan Sayın Pekşen ama gözümün önüne hep (Rahmetli) Faik Ahmet Barutçu geliyor. Kürsü, mikrofon hakimiyeti, söylem ve duruşuyla Faik Ahmet Barutçu’nun Türk parlamento tarihinde ayrıcalıklı bir yeri ve değeri olduğuna inananlardanım.

O Barutçu ki, kürsüye çıktığı anda Meclis salonunda çıt çıkmaz, milletvekilleri tüm dikkatlerini Barutçu’ya yöneltirlerdi. O da, aldığı hukuk eğitimi ve 1918’in karanlığında Trabzon’da bu ülkenin işgaline karşı verdiği anlamlı mücadeleden edindiği birikimle kürsüden partisinin muhalefet görevini en demokratik söylemle yerine getirirdi/ yapardı.

Bütçe görüşmelerinde CHP adına konuşmacı hep Barutçu olurdu. Bir keresinde Barutçu o yerel şivesiyle heyecanla eleştirilerini yaparken DP sıralarından bir milletvekili Meclis’in sessizliğini bozup şöyle seslendi: “-Sayın Barutçu!.. Sayın Barutçu, aynı şeyler sizin iktidarınızda da olmadı mı?” Faik Ahmet Barutçu’nun bu soruya yanıtı ilginç olduğu gibi ayrıca “Türk Demokrasi Tarihi”nde yer alacak güzelliktedir: “-Eee gardaşım, biz yaptık... Yaptuk ama düştuk... Siz düşmayın diye söylerim sozlerımi... Anla artuk...” Bundan daha anlamlı “demokrasi dersi” mi olur?

Faik Ahmet Barutçu, daha İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirmeden 1918’de ülkenin ufuklarında beliren kara bulutları görünce bölgede olabilecek bir işgale karşı “Trabzon Muhafaza-ı Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluşuna öncülük etmiş kadroda yer alan; bu amaçla “İstikbal” adıyla gazete çıkaran aydın bir insandı. Yaşamını ülkemiz ve insanımızın mutluluğuna adamış “örnek bir insan”dı ayrıca... Ama ne yazık ki, onu da diğer değerlerimiz gibi ölüm yıldönümü olan 14 Mart’ta anmayı, anısını yaşatmayı unuttuk.

Milletvekillerini şu partiden, bu partiden diye görmem... Adı üzerinde “milletin vekili...” Hatta bu konuda il aykırımı da yapmam... Hangi ilden seçilirse seçilsin, bir milletvekili tüm Türkiye’yi temsil ettiğine göre il il ayırım yapılmasını yanlış bulurum. Sayın Pekşen’in Meclis’teki kürsü hakimiyeti, söylemi -yerel dil kullanmıyor-, duruşu ve konular üzerindeki bilgisi siyasete yeni bir Faik Ahmet Barutçu geliyor intibaını uyandırdı bende... Dilerim, ama iktidar, ama muhalefet saflarında (Rahmetli) Faik Ahmet Barutçu’nun demokrat kimliğini örnek alan parlamenterler çıkar da bu gürültü, kavga ortamı son bulur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.