Size gazel okuyanlar şöyle bir kenara dursun,

Ben size sevdiğim bir hikâyeyi anlatayım.

***

Rivayet odur ki, sarayın birinde birbirleriyle sürekli didişen padişah ve vezir varmış.

Bir gün yine hararetli bir şekilde tartışmaya başlamışlar.

Padişah vezire, "En büyük ve en güçlü olan benim. Sen benim emrimdesin!" demiş.

Vezir, "Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun" diye itiraz etmiş.

***

Tartışma uzayınca padişahla vezir, bir çobanın yanına gitmişler ve konuya hemen girmemek için çobana sormuşlar:

"-Senin koyunun mu büyük, ineğin mi?"

Çoban kısa süreli bir şaşkınlığın ardından "-İneğim" demiş.

"-Keçin mi büyük, öküzün mü?"

Çoban "Öküzüm tabii" deyince, asıl soruyu yöneltmişler çobana:

"-Söyle bakalım, Padişahın mı büyük, vezirin mi?"

Çoban hiç düşünmeden yanıt vermiş:

"-Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum!"

***

Velhasıl muhterem,

Ha padişah ile vezir, ha bizim koalisyoncular…

Sürekli birbirleriyle dalaşmaktan, oturup aynı paydaya giden yol üzerinde, kafa yormaya fırsat bulamıyorlar.

Basında bu kavgaya çanak tutunca, siyaset bildiğin Dallas dizisine dönüşüyor.

***

Kim büyük, kim küçük!

Kim konuşsun, kim sussun.

***

Kim Başbakan,

Kim yardımcı…

***

Kimin kırmızı çizgisi daha renkli,

Kimin ki daha mat!

***

Kim bakanlık alacak,

Kim avucunu yalayacak.

***

Kim meclisin başı,

Kim dış kapının mandalı…

***

Kim blok,

Kim koridor…

***

Mamafih;

Bu hengâma içerisinde kim kimi alt eder bilmiyorum ama padişah ve vezirin yaptığı gibi gidip halka sorarsalar, hapı yutarlar.

Çoban mesajı ironisel verdi ama bizim halk lafı cuk diye oturtur.

Benden söylemesi!

Altından kalkabilirseniz ne ala!

Eyvallah!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com