“Çulsuz” olma, sözün kırk para etmez. Aslında borsası olsa tavan yapar sözünüz ama dikkate alan olsa. Siyasetçilerimizden sıra bize gelmiyor.

Var da onlar, yok da onlar… Hani, birbirlerine çamur atma yarışı dışında da olsa; fındık kabuğunu doldurur iki kelam etseler, insanın sitem edecek ne hali olabilir ki? Siyasetin sadece “koltuk kapma yarışı” olduğunu sanan kimileri, ülke sorunlarına sırf bu açıdan baktıklarından, çok saygın bildiğimiz kimlikler bu tutarsız yarışa katılmayı kendilerine yeğleyemiyorlar.

‘Ben yokum’ deyip kısır siyaset çekişmelerini uzaktan izliyorlar. İzliyorlar ve kimilerinin “Bildiğim bildik, çaldığım düdük” keyfiliklerini gördükçe, “İyi ki girmemişim bu alana…” diye içsel hesaplaşmanın rahatlığını/huzurunu yaşıyorlar. Tıpkı benim gibi…

Ülkemizde sergilenen siyasetin düzeyini beğenmediğimi çoğu kez yeri geldiğinde yazdım/ söyledim. Bu alandaki olumsuz gelişmelerden rahatsız oldum/oluyorum. Nasıl olmayayım ki? Aylar önce kış mevsimi gelirken dağıtılan yakacak kömür konusunda endişelerimi/ korkularımı yazmıştım. Demiştim ki, -parti propagandası bir yana- devletin fakir-fukaraya yaptığı bu yardımı “saldım bayıra, Allah gayıra…” sorumsuzluğundan kurtaralım. Yurttaşı kömür yakma konusunda bilgilendirelim. Bir de, aldığı kömürü ilkel sobalarda, ocaklarda yakmamaları için uyaralım.

Nerdee?
“Eski tas, eski kafa”lar… Gazetelerde soba zehirlenmelerini günaşırı okuyoruz. Televizyonlar acı olayın görüntülerini ekrana taşıyor. Taşıyor da ne oluyor: “Kim kime, dumduma…” “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” anlayışsızlığının yarattığı natürmort manzaradır bu gördüğümüz. Sizin gibi benim de içim yanıyor. Derdimi paylaşmanız için de bu satırları yazıyorum.

Bakanların/bakmayanların ve de nice devlet kurumunun kimi aklı evvel kişilere “danışman” diye görev sorumluluğu yüklediği bunca saygın kişiler varken, benim gibi bir “çulsuz”un aylar öncesinden kömür zehirlenmeleri konusunda yaptığı uyarıyı kim takar ki? Yakıp/ısınmak için kömür veriliyor, yurttaş yakmasını bilmiyor. Hadi yakmasını biliyor diyelim, yakıp-ısınmak için gerekli “kömür sobası” yok ki… Manzara ortada…

Bu kış mevsiminin önceki aylarında/günlerinde “kömür den zehirlenme olayları”nı üzülerek gördük/yaşadık. Allah Rahmet eylesin… deyip, mezara tevdi ettik. Trabzon’un Akçaabat ilçesinde de kömür gazı zehirlenmesi nedeniyle bir aileden üç yurttaşımızı yitirdik. Aynı gün yurtta kömür gazı nedenle zehirlenip “terk-i hayat” yapan yurttaşlarımızın da olduğunu öğrendik. Bu kömür gazı zehirlenmeleri için sesleniyorum:

Kimse yok muuu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com