Japonya Başbakanı ŞinzoAbe geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmenin konusu IŞİD’in elindeki Japon rehinelerdi. ŞinzoAbe, rehinelerin kurtarılması için Erdoğan’dan yardım istedi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile bu konuda işbirliği yapmaya muhtaç olduklarını belirtti. Evet…

Yardım isteyen taraf Japonya. 4 Trilyon Dolar Gayri Safi Milli Hasılası ile dünyanın en büyük 3. ekonomisi. Teknoloji devi… yardım istenen ise Türkiye… Ergenekon’un, Balyoz’un, 27 Nisan muhtırasının, 7 Şubat krizinin, Gezi olaylarının, 17-25 Aralık darbe girişimin, MİT tırlarının durdurulmasının, Oslo görüşmelerinin sızdırılmasının, yeni MİT kanunun çıkmaması için gösterilen mücadelenin, 6-7 Ekim olaylarının ve son olarak Cizre’de yaşananların hepsinin nihai hizmet noktası bir: Yardım istenilen, medet umulan, güçlü, büyük ve öncü bir Türkiye tablosunu engellemek… Yaşadığımız gerginliklerin, toplumsal kutuplaşmanın, ötekileşmenin ana nedeni budur. Küresel siyaset mühendisleri toplumun önemli bir kesimini yazdığı senaryolarda figüran olarak sürekli kullanıyor. Yeni MİT kanunu mesela… Haftalarca tartışıldı. Kahvede, sokakta, çarşıda, pazarda bile tartışıldı. Yok demokratikdeğilmiş de kabul edilemezmiş de falan filan işte. Fakat Milli İstihbarat Teşkilatımız o kanun sayesinde vatan toprakları dışında operasyon yapma yetkisine kavuştu. Tıpkı diğer büyük istihbarat teşkilatları gibi. Sonra bu kanundan aldığı yetkiyle Irak’ta destansı bir operasyona imza attı. IŞİD’in elindeki rehinelerimiz tereyağından kıl çeker gibi kurtarıldı.

Bugün Japonya Başbakanının bizden yardım talep etmesini de bu başarılı operasyonaborçluyuz. Şimdi biraz düşünmeye davet ediyorum. Küresel siyaset mühendislerinin yerli figüranları vasıtasıyla yeni MİT kanununa bu denli karşı çıkışının nedeni bu tablo değil de nedir? Her konuda bilmişlik yapan, her meseleye İSTEMEZÜK tavrıyla yaklaşanlar, kiraya verdiği akıllarını biraz olsun kendileri kullansalar keşke. Keşke birileri Cumhurbaşkanlığı Sarayının 1 Milyar 370 milyon lira olan maliyetini değil de 28 Şubat’ta soyulan 26 Bankayı konuşsa. Keşke birileri on milyarlar değerindeki Tankihalelerinin ihalesiz olarak İsrail’e nasıl verildiğini konuşsa. Keşke birileri kriz nedeniyle IMF’den gelen 40 Milyar Doların devletin kasasına hiç girmeden nasıl hortumlandığını konuşsa. Keşke birileri o süreçteki 291 Milyar Dolarlık soygunun nasıl devletin hanesine borç olarak yazdırıldığını konuşsa.
Keşke birileri Gezi’de ülkeye verilen 100 milyar dolarlık zararı konuşsa. Keşke birileri 17-25 Aralık darbe girişimiyle ülkemize verilen tamı tamına 104 milyar dolarlık zararı konuşsa. Sosyal medyada konu ile alakalı bir söze rastlamıştım. Konumuza cuk oturuyor. Sorunu kısaca özetliyor. Ben de sözü aynen aktarıyor ve sorunun muhataplarını cevap vermeye davet ediyorum: “Saray,devletin malı. Peki sen kimin malısın?”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.