Kış fena bastırdı. Bir hafta önce bahar havası yaşanan Doğu Karadeniz'de şimdi -eskilerin deyimiyle- "kara kışı"ın hükmü sürüyor. Kimi dağlık köy yollarında ulaşım sıkıntısı yaşanıyor. Dileriz, dağlık kesimlerdeki yurttaşlarımız sağlık sorunu yaşamazlar.

İklim değişikliğinin yarattığı sorunları biz de ülke olarak yaşıyoruz. Kış mevsiminin tam ortasında, ocak ayının sonunda kar yağdığına şu yaşıma geldim ilk kez tanık oluyorum.

Benim kuşak kar denildiğinde kasım ayından itibaren kar yağmasını olağan sayar.

Şurada, kış mevsiminin bitimine ne kaldı ki... Şubat ayı biter, kış/kar da biter...

Mart cemre ayı olarak bilinir. Önce havaya, sonra su ve en sonra da toprağa düşen cemreler kışın/karın hükmünü bitirir.

Marttan itibaren havalar ısınır. Bağ/bahçelerde çalışmalar başlar. Kuşlar, yeni yeni sevdalanmaları yeni yuva kurmanın telaşıyla, sevinçle/mutlulukla yaşarlar. Çünkü yine yeni yavruları olacak... Onları besleyip uçurmanın keyfini yaşayacaklar.

Karıncalar yuvalarından çıkmaya başlayacak. Meyve ağaçları damarları olan kökleriyle topraktan beslenmeye, su emmeye başlayınca çiçeklenecek, arılar yuvalarından uçup, çiçek-çiçek dolaşıp bal toplama yarışı yapacaklar.

Sanırım şair Behçet Necatigil'in olacak, "Yüzükoyun toprağa uzanıyorum//karıncalarda bir telaş, bir telaş" dizeleri sonbahar için yazılmış olsa bile, ilkbaharın çalışma ortamı da bundan farklı değil elbet.

Doğa, yeni bir ilkbahar sevinciyle her şeye, herkese ayırım yapmadan sevecenlikle merhaba der bugünlerde...

İnsanlar, bulundukları ortama göre doğanın yeniden canlanışını kendi ruh halet-i ve diğer durumlarına göre karşılarlar/değerlendirirler.

Çiftçiler, bereketli bir ürün bekler.

Niçin beklemesin ki?

Ürün, yaşamdır, düğündür, dernektir. Neşedir, moraldir. Bütün güzelliklerdir.

Ürün ekonomidir, refahtır/mutluluktur.

***

Kar ortamında, kış soğuğunda ilkbaharı beklemeyen mi var?

Beklentilerimiz umutlarımızdır, uzak-yakın... İnsanın içine akan ılık, içini ısıtan yağmurlu nisan günlerinin beklentisini şimdiden yaşamayan mı var?

Bu iklime, bir de halkoylamasıyla gelecek siyasal heyecanı ilave ettiğimizde dağ/bayır, kent/kasaba ortamında şenlikli havalar/günler yaşayacak çok insan var aramızda...

Eskinin değişmeyen havası... Böyle gelmiş böyle gidecek...

Siyasetin bize has havalarıdır bunlar...

Oysa yurttaşın kararlılığını değiştirecek olağanüstü ne gibi bir gelişme yaşanır o kısa dönemde?

Onca heyecan, onca koşuşturma, onca miting, onca otobüs/araba, onca söylev...

Hepsi boşuna...

Kararlı olan, kararını çoktan vermiştir böyle havalarda...

***

Doğanın tertemiz gelişimle sahnelediği güzellikler birer olgunluk eseri, örnek olarak geliyor insanın önüne... Her varlık, kendi dünyasının iş bölümünü huzur içinde yaşayıp güzelliklerle çıkıyorlar ortaya...

Bir barış ortamında oluyor her şey...

Biz mi?

Siyaseti hep hizip, dedikodu, karalama, gürültü, kavga olarak algıladığımız için ortaya övünülecek eser koyacak güç ve zaman bulamıyoruz, ne yazık ki...

Siyaseti barış ortamına çekemedik bir türlü...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com