İlkokul sıralarında çocuk halimizle dilimizden düşürmediğimiz bir şiirimiz vardı: “İster savaş, ister barış/ Vermem ondan bir karış” diye…  Gönülden söylediğimiz bir yurt sevgisi çağlayanı olurdu bu şiir hepimize.

Ne güzel de söylerdik o şiiri körpecik beyinlerimizle…

Ama yürekten duyarak…

Tabii ki,  heyecanla ve candan… İlkokul öğretmenim rahmetli Sadık Kayhan, Türk toplumunun  değişimine tanıklık yapmış, Atatürkçü düşünce ve eylemiyle minicik beyinlerimizi bugünler  için hazırlamıştı.

O gün, bu gün hep o öğretiye/doğrultuya, belirlenen o hedefe ulaşabilmenin sevdasını taşıyorum gönlümde… Yazarken, çizerken, söylerken belli bir tutarlılığı/çizgiyi hep bu sevdalanmaların çevresinde/çerçevesinde taşıdım gönlümde ve de beynimde…   Çok şükür bu tutkuyla bu yaşıma geldim.

Niye mi, bunları yazıyorum? Tanımayan mı var beni? Değil tabii ki…

                                                                   X   x   x

Son dönemde gördüğüm/yaşadığım kimi olaylarda yurt sevgisinin, insan sevgisinin hep törpülendiğini, göz ardı edildiğini, unutulduğunu gözlerim yaşararak görüyorum, üzülüyorum  buna…

Var da, yok da kişisel karalamalar. Hepsi de “kısır döngü” içinde horoz dövüştürmeler…  Türk demokrasi tarihinde hep süre gelen/yaşanan kavgalar, çekişmeler tekrarlanıp duruyor.  “Laf ebeliği”nin her türü sahneleniyor  ne yazık ki…

Öte yanda, yüze gülüp/dost görünen,  yurdun altını oymak isteyen dış güçler… Hain odaklar… Onların işbirlikçileri…  Ve unuttuğumuz yurt sevgisi/Atatürk sevgisi… Ne çok olumsuz değişime uğramışız, ne çok?

Hani, nerede “konuşan Türkiye?” Ulus ve ülke sevgisi heyecanı/yarışı?..

Meğer ne şanslı bir kuşak/nesilmişiz?  Yurt sevgisi, ulus sevgisi, Atatürk hayranlığı yaşam heyecanımızdı. Daha ilkokulda, o sıralarda iken “Aile Bilgisi” dersinde toplumsal yaşamın içinde nerede, nasıl davranacağımız öğretilmişti bizlere.  Sevginin her türlüsü de…

                                                                     X   x   x

“Muasır medeniyet” /çağdaşlık demişiz yola düşmüşüz…  Yurt sevgisini bir yana, ulus sevgisini öte yana bırakmış, Atatürk’ü unutmuşuz, bir yerlere ulaşma sevdasına yakalanmışız.

Tıpkı platonik aşklar gibi…

Nerede görülmüş geçmişini unutup ve en kötüsü başkalarını örnek alarak, gideceği/ulaşacağı yeri bilmeden yola çıkmak?

Bugün bocalıyor, sarsıntılar geçiriyorsak;  kendi benliğimizi bırakıp geçmişin sararmış tarih sayfalarında silik kişiliklerin kalmayan izlerini aramamızdandır, bilinsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com