Birkaç haftadır Ankara’nın aslında derin gündemi Aynel Arab’da yaşananlar. Kürtler ve dünya bu ilçeye Kobani diyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkmenistan’da önemli bir noktaya dikkat çekmeye çalıştı.

“Niçin Halep değil, niçin İdlib değil, niçin Musul değil, niçin Kobani?” diye sordu. Ben de iki haftadır kendi kendime bunu soruyordum. Niçin Kobani? IŞİD militanları o kadar cazip yeri bırakıp niçin Türkiye sınırındaki bir ilçeye adeta kafayı taktı? Ankara’nın da kafayı taktığı soru bu.

Peşmerge güçleri kimimizin endişeli bakışları, kimimizin heyecanlı kimimizin de haklı çıkmanın verdiği rahatlıkla alaycı bakışları arasında korna çala çala sınırımızdan Kobani’ye geçti.

Doğrusunu ararsanız Hükümet bu manzaraya zorunlu olarak izin verdi. Keşke izin vermese diye ellerini ovuşturan o kadar çok kesim vardı ki. Hükümet kendisinin de çok hazzetmediği bu manzarayı kabullenmeseydi; emin olun İngiltere, ABD, Almanya ve Rusya’nın bir tarafından işine gelen başka bir manzara ortaya çıkacaktı.

Düşünün, Barzani Yönetimi aslında yıldızları barışmayan Suriye Kürtlerine yardım etmek istiyor, ancak Türkiye bunu engelliyor. Bu yanlış pozisyona düşmek daha büyük handikaplar doğurabilirdi.

Hükümet bu hamleye, iki hamleyle karşılık verdi. Bir yandan Peşmerge’nin geçişine yardım ederken diğer taraftan Kobani’de verilen mücadelenin bir ırkın mücadelesi olmadığının altını çizmeye çalıştı. Bu nedenle de Özgür Suriye Ordusu’nun da Kobani’ye desteğini sağladı. ÖSO’yu devreye soktu.

Devletler bazen hoşuna gitmeyen gelişmelerle karşılaşırlar ancak bu gelişmelere ayak uydurarak olayları yönlendirmekten başka şansları olmaz.

Ankara’da herkes Kobani’de zekice bir tiyatronun oynandığının farkında.

Kobani sahnesinde olaylar şöyle gelişiyor:

Önce korku ve kargaşa içinde, “IŞİD geliyor!”diyerek o yana bu yana koşuşturan yaşlı genç, çoluk çocuk bir sürü insan bir müddet sonra sahneyi terk eder. Şehir hayalet şehre döner. Sahnede derin bir sessizlikten sonra boş binalar bombalanmaya başlanır.

Kobani sahnesini IŞİD mi yoksa Kürtler mi ele geçirecektir?

Seyirci bu soruya kilitlenir.

Sonra Suriye Kürtlerinin dostları yardıma koşar.

Irak Kürtleri ve ABD güçleri…

Sahnedeki fotoğrafa bir bakalım: Geleneksel olarak ABD-İngiltere-İsrail güdümündeki Kürt güçleriyle (Peşmerge), Rusya-Almanya ve Fransa güdümündeki Kürtler (PKK, PYD) el ele kol koladır. Ortak hamileri de ABD’dir.

Ne gariptir ki IŞİD Kobani’ye yönelerek tesadüfen Kürt birliğine ve Kürtlerin ABD karşısında terbiye edilmesine katkıda bulunur. IŞİD’in gerçekte ne düşünerek bu hayalet ilçeye yöneldiğini bilemiyoruz. Zaten amaçlanan şeyin ne olduğunun hiçbir önemi yok. Önemli olan seyircinin önüne konulan bu dostluk sahnesi…

IŞİD bu topraklara ne amaçla gelmiş olursa olsun, bu süreç sonunda karşılaşacağımız gerçek şu olacaktır:

ABD, İngiltere, Almanya, İsrail, İran ve eğer ikna edilebilirse Rusya ve Fransa’nın desteklediği, Irak’tan Suriye’ye uzanan yeni bir Kürdistan haritası. Elbette ki mümkünse Türkiye’den de katılım sağlamak.

Hükümet Kobani’de terbiye edilmiş bir Kürt birliği oyununun oynandığının farkında. Saydığım diğer ülkeler de bu senaryonun farkında.

Fransa bizimle aynı söylemi geliştirerek bu birlikten açıkça pay istiyor. Payımı vermezseniz Türkiye ile oyuna girerim diyor. Rusya ve İran petrol fiyatlarıyla sıkıştırılıp Peşmerge ile dostluğa çağrılıyor. Ayrıca İran, Almanya aracılığıyla İngiltere dostluğunu geliştirerek böyle bir birliğin kendisini olumsuz etkilemesini önlemeye çalışıyor.

Hükümet ise Osmanlı kapsayıcılığını devreye sokarak dağılmakta olan tüm komşu ülkelerin kuracakları küçük kent devletlerine müdahale edebilecek bir rejimin arayışında. Yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın Selçuklu mimarisiyle yapılmış olması, bu arayışın işaret fişeklerinden sadece biri.

Muhalefet ise yapılan sarayı Erdoğan’ın diktatörlük arayışı olarak görüyor.

O sarayda hiç oturamayacağını adeta itiraf edercesine?

Sağlıcakla kalın…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.