Başına talih kuşu konmuş misali Trabzonspor’un başkanlık koltuğuna kurulan Hacıosmanoğlu, ikramiyenin şaşkınlığıyla sağa sola saldırdı.
Önce piyangonun kendisinde yarattığı savruklukla “karıyı boşayalım” mantığıyla hareket eden İbrahim Bey, Tolunay Kafkas’ı daha gün açmadan nezaketsizce kapının önüne koydu.
Bu iş bilmezliğinin bedeli olarak Trabzonspor kulübünü ağır bir nafakayla karşı karşıya bıraktı.
Hacıosmanoğlu baktı ki eş, dost, akraba piyangodan haberdar, bir öze dönüş palavrası uydurup, ağızlarına bir parmak bal çalıverdi.
Mustafa Reşit Akçay’a arabanın anahtarlarını teslim eden Hacıosmanoğlu, Hami Mandıralı’yı da yedekte tutma uyanıklığını gösterdi.
Akçay’ın eline sadece un tutuşturanlar kendisinden kısa dönemde portakallı ördek çıkarmasını bekleyince, Mustafa Hoca sessizce ve tazminat talep etmeden görevi bıraktı.
Akçay’ın eyvallahının ardından, senaryonun bir parçası olarak Mandıralı ile yola devam projesi devreye sokuldu.
Kısa vadede de işe yaradı.
Hacıosmanoğlu’nun bu süreçte işine gelmeyen tek şey ise Mandıralı’nın şöhretinin ve cüzi hocalık parasının gölgesinde kalmasıydı.
Aynı dili konuşan insanlarla anlaşmak zor oluyor, olaylara ve lige Fransız olan birini takımın başına getirelim de huzura kavuşalım, kararını alan İbrahim Bey Vahid Halilhodzic’in kaprisli kollarına Trabzonspor’u teslim etti.
Cezayir Milli takımından 700 bin Euro alan Vahid Hoca’nın eline Hacıosmanoğlu bir anda 2 milyon Euro sayınca Halilhodzic adeta “ne oldum delisi”ne dönüşüverdi.
Boşnak olmasına rağmen tam bir Fransız kültürüyle asimile olan Halilhodzic’in kibri, ukalalığı, hiçbir şeyden memnuniyet duymama alışkanlığı, sürekli daha fazlasını isteyen yapısı, lüks ve ihtişam düşkünlüğü, narsis geni bugünlerde Trabzonspor’un ekonomik açıdan dibe vurmasına yol açtı.
İbrahim Bey’in “Arkadaşım olmasa şimdiye kadar çoktan kapıyı göstermiştim.” dediği Halilhodzic’in yerine şimdilerde Fenerbahçe’nin eski hocası Ersun Yanal konuşuluyor.
****
Bir yönetim hayal edin, on sekiz ayda dört hocasıyla yollarını ayırmış olsun…
Bir yönetim hayal edin, Trabzonspor’un yılda 15 milyara yakın bir parasını plansızlık, görgüsüzlük uğruna heba etsin…
Bir yönetim hayal edin, bir hocanın aç gözlülüğünün peşinden gidip, bir sezonda iki takımlık futbolcu transfer etsin…
Bir yönetim hayal edin, tamamen hocası tarafından teslim alınsın, kuşatılsın…
Bir yönetim hayal edin, hiçbir teknik adamıyla ve futbolcusuyla yollarını adamlığa yaraşır şekilde ayıramasın…
En iyisi bırakın, düşünmeyin…
Hacıosmanoğlu ve ekibine bir bakın!
Bu yönetim, öyle bir yönetim ki, sistemsizliklerinin ve bilgisizliklerinin hoca göndermeyle çözülemeyeceğini anlamayacak kadar futbol sektöründen uzaklar…
****
Türlü ayak oyunlarıyla, şampiyonluğumuzu 2010-2011 sezonunda gasp eden Fenerbahçe’nin hoca yapılanması irdelendiğinde, takımın başına kimi getirirse getirsinler benzer başarıları elde ettiği sonucuna varırız.
Dün Aykut Kocaman ve Ersun Yanal…
Bugün, ismi halen daha çoğu kişi tarafından tam olarak anımsanamayan, İsmail Kartal!
Demek ki, mesele hocada değil, yönetimde, sistemde…
****
Ersun Yanal’ın bugün Trabzonspor’un dümenine geçirilmek istenmesi mevzusuna gelince…
Fenerbahçe’nin şikesi, kiri, pisi bu şehrin bu kadar gündemindeyken…
Şampiyonluk kupamız hala Fenerbahçe’nin müzesinde zorla ve hileyle tutuluyorken…
Fenerbahçe, son şampiyon hocasıyla yollarını, özel yaşantısının ahlaki ve toplumsal değerlere aykırılığından dolayı ayırmışken…
Sırf koltuklarımızda biraz daha oturup, Trabzonspor’un bize sağlamış olduğu nimetlerden biraz daha faydalanalım…
Nemalanalım…
Diye düşünmek…
Trabzonspor’un kurtuluş reçetesi olarak aynı şahsı görmek…
Nasıl bir aklın, etiğin, mantığın ürünüdür?
Siz nasıl Trabzonsporlusunuz ha?
****
Demem o ki!
Hacıosmanoğlu…
Bu takımın başına Mourinho’yu da getirseniz, futbolcuları Barcelona ile değiştirseniz…
Siz bu kulübün başındayken, asla başarı gösteremezsiniz…
Çünkü iyi bir yönetim olmadan, zafer kazanılamaz…
Kazanılan da tesadüfîdir! 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr