BRÜKSEL-”Ne efsunkar irmişsin ah ey didarı-ı hürriyet/Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten” dizeleri ortaokul sıralarından belleğimde kalmış... O yıllarda eğitim programının gereği olacak ki, tarihimizde iz bırakmış kültür/sanat değerlerimiz için anma programları düzenlerdik öğrenciler olarak... Tabii ki en önde öğretmenlerimizin rehberliği vardı bu etkinliklerde. Vatan Şairi Namık Kemal (1840-1888) için de; onun kişiliğini anlatan bir etkinlik düzenlemiştik. “Hürriyet Kasidesi” miydi şimdi anımsayamıyorum, uzunca bir şiirini okumuştum. Yukarıdaki dizeler o tarihlerde yerleşmiş belleğime... Namık Kemal, vatan şairi/hürriyet şairi olarak yaşamını adadığı ülkesi ve insanı için büyük sıkıntılar yaşadı. Kırk sekiz Yaşında Sakız Adası’nda yaşama veda etti. Vatan için, hürriyet için sıkıntı çekmek, can vermek... Kolay bir iş, kolay bir eylem değil elbet... Zindanda ömür geçirmek... Yağlı urganı her an ensede duymak -sonradan eceliyle de ölse de- kim bilir nasıl duygular yaşamıştır büyük şair?. Namık Kemal ve onun gibi düşünenler vatan ve hürriyet için ölümü göze alan kişilerdi. Bu duyguyu şimdilerde tarif etmek öyle kolay bir iş değil elbet.

Siyasetin -bugün bizde- kalıba alınmaz düşünce dünyasında yaşanan kayganlık gelip millet ve vatan duygularımızı da törpüler oldu nicedir. Türklük mü? -Boş ver sen onu... Faşizan bir ifade... Hem biz onca etnik gruptan oluşmuş değil miyiz? -Ne demek, Türk’üm, doğruyum, demek... Kaldırın şunu... Diğerleri doğru değil mi? Sahtekarlar mı? “Türk, Türklük...” Kavramlarını ağza almak, söylemek de kahramanlık oldu şimdilerde... Ziya Gökalp’ın “Türklük” adına ortaya koyduğu tüm doğruları yalanlamak için çırpınanların ülkenin toplumsal bütünlüğüne yönelik yaptıkları her yanlışın sıkıntılarını yaşıyoruz ne yazık ki... Dahası, siyasette “koltuk cazibesine kapılanların” etnik üzerinden oluşturdukları söylemlerdir bugünkü manzaranın çirkinlikleri... Sanki birileri sormuş gibi, oy kapabilme uğruna damarındaki kanın etnik bağını/özelliğini açıklayıp koltuk kapma yarışı yapanlardır bugünkü terörün temeline harç koyanlar. Siyasete sonradan giriş yapanlar ne yazık ki, ülke bütünlüğü/birliği konusunda dikkatli davranmadılar. Laçka sözlerle koltuk kapma yarışı yaptılar. Etnik hiçbir ayrımcılık ortada yokken kürsüden yaptıkları akıl dışı söylemlerin sonucudur bugünkü manzara...

Sen uyursan ve herkesi uyuyor sanırsan sonunda çok şey kaybettiğinin farkına varırsın. Ama iş işten geçmiş olur. Bugün terör belasının temelinde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kalkışım/isyan düşüncesinin yattığı bir gerçek... Ve bu gerçeği değerlendirmek isteyen dış güçler -ne yazık ki- dahilde/içte de satılık kimlikler bulunca sıkıntılı bir dönem yaşıyoruz. Siyasetin tüm kadroları ülkemiz sorunlarını ve üzerine oynanan oyunları birlikte çözmek göreviyle işbaşına geldiler. Biri o yana, biri bu yana çekmekle huzur gelmez. Bir de, -şu ortamda bile- hala koltuk sevdalanmaları üzerinden iktidar olmanın peşinde koşmalar var. Neden bir uzlaşı sağlanamıyor anlayamıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.