Osmanlı’nın “Duraklama Devri” sonrasında “Batı Dünyası” cin fikirleriyle Saray’ın kapısını aşındırır, akıl (!) verirlerdi önüne gelene... Saray ve Babıali; bu akıl hocalarının kimi zaman emir, kimi zaman önerilerine/tavsiyelerine içine düştükleri ortamdan kurtulmak için sarılır, çıkış yolu sanırlardı.

Duyunu Umumiye böyle geldi...

Çünkü yaşanan onca yıllık “Lale Devri” savurganlığı hazineyi bitirmiş, borçlanmaktan başka çıkar yol kalmamıştı.

Borç verenler de Padişah’ın, Sadrazamın ela gözüne aşık değiller elbet... Verdikleri borç karşılığında aldıkları imtiyazlarla Osmanlı ekonomisinin atar damarlarına böylece el koydular, bir-bir...

Yeraltı ve yerüstü ne kadar zenginlik varsa Batı’nın imtiyazına terk edildiği bu dönemde eli kolu bağlı bir yönetimi, kendi çıkarları yönüne çekmek yarışı vardı Batılı elçiler arasında...

Alman elçisi Babıali’ye çıkar, Hicaz Demir Yolu’nun yapımı için imtiyazlar koparır. İngiltere geri kalacak değil elbet... Fransa da...

Hasta olan Osmanlı maliyesini borçlanarak düzlüğe çıkarma şaşkınlığı yaşayan yönetime o zamanlar Batılı büyük elçiler; zaman-zaman “akıl hocalığı” yanında, kimi zaman da kendi yönetimlerinin yaptırım emirlerine ilişkin küstahlıklar da yapıyorlardı.

Batı’nın bu anlayış ve tutumu dünden bugüne değişmiş değil maalesef...

***

Önceki günlerde ülkemize gelen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, yapacağı görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamaları tarihten gelen bir alışkanlık olarak gördük.

Yine yukardan bakma... Yine akıl verme... Yine küçümseme...

Görüş belirttiği konular Türkiye’nin bir “İç meselesi...” Bu husus dikkate alındığında Sayın Biden’in gelir-gelmez böyle bir konuda açıklama yapmasının doğru ya da yanlış oluşu elbette tartışılır. Ama asıl önemli olan Sayın Başkan Yardımcısı Jeo Biden’in böyle bir açıklama yapmaya iten/zorlayan nedenleri bilmek gerek. Tabii ki durduk yerde açıklama yapmadı başkan yardımcısı...

Dikkatimi çekti, gazeteciler ziyaret nedenini değil, Türkiye’nin içişlerini ilgilendiren sorular yönelttiler Sayın Biden’e...

Tutuklu gazeteciler...

Basın ve söz özgürlüğü... Yayın yasakları...

Akademisyenlere tepki...

Hepsi ama hepsi doğrudan Türkiye’nin iç sorunu... Bu nedene de Türkiye’nin kendi karar organlarınca çözüme kavuşturması gereken konular... Sanki bu olumsuzluklardan hiç rahatsız olan, yakınan yokmuş gibi dışarıdan “akıl verme”ye gerek var mı?

Ama Sayın Joe Biden bu konuda durduk yerde açıklama yaptığını sanıyorum.

Gazeteciler ziyaretinin nedeninden çok Türkiye’nin iç sorunları konularını sorunca o da fırsat bu deyip konuştu. Tabii ki gazetecilerin tavrı/tutumu da tartışılır... Orada sorulması gereken birincil olarak ziyaretin nedeni olmalıydı. Öyle ya, “bayram değil, seyran değil, eniştem niçin beni öptü?” merakı içinde olmayan gazeteci ülkesinin iç sorununu dost da olsa bir başkalarının tartışmasına açmaması gerekir... Bir ayrı husus; Sayın Biden de Cumhurbaşkanı ve Başbakanla görüşmeden böyle açıklamalar yapmamalıydı. Her halde bir konuk olarak geldiği ülkede ev sahibiyle görüşmeden yaptığı açıklamalar yakışık düşmedi/olmadı.

***

Gazeteciler, muhataplarına neyin, nerede ve ne zaman sorulacağının bilincinde olmalı...

Batılı konuklarımız da, Osmanlı’dan gelen içişlerimize karışır açıklamalar yapma alışkanlığından artık vazgeçmeliler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com