İletişimin baş şartı olan konuşmayı biliyor muyuz? Daha doğrusu doğru ve düzgün konuşabiliyor muyuz? Bir itirafta bulunmak gerekirse toplum olarak dinlemekten çok konuşmayı seviyoruz. Fakat söylemek istediklerimizi anlatamıyor sonrada anlaşılamamaktan yakınıyoruz. Bilim adamlarına göre dünya üzerindeki pek çok insan kendini yeterince ifade edemiyor. Çoğumuz duygularını kelimelere dökememekteyiz. Bundan dolaylıda ne eşimize ne çocuklarımıza onları ne kadar çok sevdiğimizi söyleyemiyor veya arkadaşlarımızla olan sorunlarımızı çözemiyoruz. Kısacası ya konuşmuyor, konuşamıyor ya da çok konuşuyor gereksiz sözcüklerle derdimizi anlatamıyoruz. Bu nedenle tepkisiz ve duyarsız insanlar oluyoruz. İnsanın kendini ifade edememesinin sonucu devreye mimikler ve el-kol hareketleri girer. Ancak vücut dilimizi de doğru kullanmayı bilmediğimizden ya derdimizi anlatmaya yeterli olmuyor veya yanlış mesajlar veriyoruz. Ayrıca dinlemesini de hiç bilmiyoruz. Karşımızdakinin sözünü bitirmesini beklemeden lafa giriyoruz ve ne dediğini anlamadan çabuk sinirleniyor ve kavga etmeye başlıyoruz. Sık sık söz kesmenin bir kötü taraflıda konuşma konusundan uzaklaşmak ve daldan dala atlayarak alakasız bir yere varmakla son bulabiliyor. Mesela yemek-mutfak konularından konuşurken bir bakıyorsunuz konu Beşiktaşlı Dem babanın hafta sonu attığı gole gelebiliyor. Konuşma esnasında bu anlaşılmıyor fakat dikkat edilirse bu ve buna benzer örnekler gündelik hayatta çok sık rastlayabiliyoruz.

Konuşma becerisi ne yazık ki toplumuzun eksik yanlarından bir tanesi. Düzgün konuşmak için kendimizi geliştirmiyor, hatalarımızı kabul etmiyor ve düzeltmek için hiç çaba harcamıyoruz. Kitap ve gazete okumuyor ve televizyonlarda ortaya çıkan konuşma kirliliğini ise hemen benimsiyoruz. Konuşurken yapılan en büyük hatalardan bir tanesi de toplum olarak çok yüksek sesle konuşmak daha doğrusu bağırarak konuşmak. Bu bir saygısızlıktır. Hem konuştuğunuz kimseye hem de çevredekilere büyük saygısızlıktır. Kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur. Yüksek sesle konuşarak anlatılanların inandırıcılığı olmadığı da kesindir. Sizi dinleyenlerin dikkatini ve ilgisini çekebilmenin yolu yavaş ve yumuşak bir tondan konuşmakla olur. Konuşmaya mizah katmak da konuşmanın önemli bir silahıdır. Dinleyeni gevşetir ve gerginliğini alır.

Bir de aklındakileri anlatamayanlar vardır ve kendimi anlatamayacağım anlamına gelen ‘’ Sakın beni yanlış anlama ‘’ cümlesiyle söze başlarlar. Bu tiplerin kelime haznesi azdır ve lafı uzatıp dururlar. Aklındakileri anlatamayanların en büyük sorunlarından biri de susmayı bilmemektir. Mesela politikacıların değişmez kuralı çok konuşup hiçbir şey söylememektir. Bu yüzden de oldum olası birçoğu boş konuşur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.