Paralel yapıya finans desteği sağladığı iddia edilen Koza-İpek Grubu’na ait 23 şirkete operasyon düzenlendi. Grubun üst yöneticileri gözaltına alındı. Hakkında gözaltı kararı bulunan Akın İpek ise yurtdışına kaçtı.

İsnat edilen suçlamalar ciddi. Koza - İpek Grubu, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde açıkça tehdit unsuru olarak tanımlanan ve yargı tarafından terör örgütü olarak tescil edilen bir yapıyı finanse etmekle suçlanıyor. Hem de güçlü deliller ile.

Fakat bize düşen masumiyet karinesini gür bir sesle seslendirmek, hukuk ve demokrasi vurgusunu güçlü şekilde yapmaktır.

Suç kesinleşmediği sürece hiç kimse hükümlü sıfatıyla değerlendirilemez.

Daha dün paralel yapı, Ergenekon ve Balyoz davaları ile hukuk katliamında bulunurken, uydurma deliller ile müebbet hapis cezalarını havada uçururken bizler, hukuksuzluk iddialarına kulaklarımızı tıkamış, ‘Askeri vesayetten kurtuluyoruz’ diye göbek atıyorduk.

Bunun pişmanlığını bugün hep birlikte yaşıyoruz.

"Yanıldık" diyoruz. "Aldatıldık" diyoruz. "Keşke" diyoruz.

Ülkenin güvenliğini tehdit eden, devletin egemenliğini, yürüttüğü gizli çalışmalar ile fiilen ele geçirmeye çalışan bir örgüt ile mücadele, devletin ve siyasetin öncelikli görevi.

Fakat bu mücadeleyi hukuki kural ve kaideler çerçevesinde yürütmek gerekir. Mücadele özünden saptırılmamalı. Yöntem ve usül yanlışlıkları yapılmamalıdır. Yapılmamalıdır ki ne adalet anlayışı zarar görsün ne de mücadelenin haklılığı.

Koza - İpek Grubu'na yapılan operasyonun hukuka aykırılıklar içerdiğini iddia etmiyorum. Daha genel olarak yargı süreçlerinin siyasallaşmaması ve hukuki çerçeveden çıkarılmaması için bir uyarıda bulunuyorum.

Hukuk ve adalet vurgusu yapıyorum.

Siyasal saiklerden ötürü adalet anlayışımız özellikle paralel yapı tarafından ziyadesiyle zedelendi, hırpalandı, örselendi. Yargıya olan güven hiç olmadığı kadar azaldı.

Bugün yapılan haklı mücadelenin, adalet anlayışını daha fazla zedelemesine müsaade edilmemeli. Yargı süreci devam ederken insanlar hain ilan edilmemeli. Kamuoyunu ikna edici bilgi ve belgeler ortaya konulmalı. Paralel yapıya karşı yürütülen mücadelenin, neden haklı olduğu daha somut olarak anlatılmalı. Kamuoyu ikna edilmeli. 'Bir bilenin' söylediği gibi; "Bu cenaze bir an önce ortadan kaldırılmalı."

Şunu açıkça ifade etmeliyim; hiçbir siyasal saik, hukuk ve demokrasinin bir an olsun rafa kaldırılmasına gerekçe olamaz, olmamalı.

Hukuk ve demokrasi bu ülkenin amentüsüdür. Fakat ne yazık ki ikisi de hak ettiği değeri görememektedir. Bunun önemli gerekçelerinden biri birey olma hüviyetini kaybetmemizdir. Farklı kutuplarda keskin konsolidasyonumuz ve en önemlisi tepki ve nefretimizin bireysel değil kolektif olması, hukuk ve demokrasinin öncelenmemesinin en büyük gerekçesidir.

Din, ırk, ideoloji, parti fark etmeksizin kimden gelirse, nasıl gelirse gelsin her türlü hukuksuzluk ve antidemokratikliğe karşında durmalıyız.

Hukuka ve demokrasiye sıkı sıkıya bağlı kalmalı, insani hassasiyetlerimizi muhafaza etmeliyiz.

Yarınlarımızı ve çocuklarımızı, kolektif çıkarların önünde tutmalıyız...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr