Sene 1979…

Terör örgütü PKK yeni yeni kadrolaşıyor. Her ne kadar 15 Ağustos 1984 yılını kuruluş yıldönümü olarak kutlasalar da, PKK ilk kanlı eylemini 1979 yılında, düşman gördükleri Adalet Partisi’nin Şanlıurfa Milletvekili Celal Bucak’ın 8 yaşındaki çocuğunu katlederek, gerçekleştirmişti.


Sonraki yıllarda kadrolaşma sürecini tamamlayan PKK, 1984 yılında Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerine eş zamanlı baskınlar düzenledi. Bu saldırılarda, 1 Mehmetçiğimiz şehit düştü,

3’ü sivil 9 askerimiz de yaralandı. Bununla yetinmeyen teröristler, banka soyup, işgal ettikleri camilerde örgüt propagandası yaptılar.


3 yıl sonra Hakkari’nin Uludere ilçesi Ortabağ köyü katliamını gerçekleştirdiler. Sobanın içerisine yerleştirdikleri bombayı patlatmaları sonucu 8 vatandaşımız hayatını kaybetti Aynı yıl içerisinde Midyat baskınında 10 vatandaşımızı daha katlettiler.


1987 kanlı bir yıldı. PKK, azdıkça azıyordu. 18 vatandaşımızın acısı dinmeden, teröristler

Mardin’in Pınarcık köyüne saldırdı. 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek, toplam 30 kişiyi katlettiler. İmralı canisi bu saldırının ardından, “Öldürelim, otorite olalım” açıklamasını yaptı.


Takvimler 9 Mayıs 1988’i gösterdiğinde PKK hain yüzünü bu kez Nusaybin’de göstermişti. Behmenin mezrasını basan teröristler, bir aileden 8’i çocuk, 2’si kadın 11 kişiyi öldürdü. 2 çocuğu ise ağır yaraladılar.


1 yıl sonra Yüksekova ilçesine bağlı İkiyaka köyüne girip, köylüleri rehin aldılar. 21 köylüyü kurşuna dizen teröristler, 9 vatandaşı da kaçırdı.


Yurt çapında kanlı eylemlerini sürdüren terör örgütü PKK, 1990 yılın ortalarında Şırnak baskınını yaptı. Çevrimli Köyü’nde 27 vatandaşımızı katletti. Ölenlerin 12’si çocuk, 7’si de kadındı.


91’de Maraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit ilçelerindeki köyleri bastılar. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 9 kişiyi öldürdüler. Kaçarken de, cesetleri ateşe verdiler.


Bu tarihten sonra eli kanlı örgüt, metropol şehirlere yayıldı. İstanbul Bakırköy’de bir AVM’yemolotof attılar. Çıkan yangında 11 vatandaşımız hayatını kaybetti, 17 vatandaşımız da yaralandı.


1992’de Tatvan’da minibüsü durdurup içindeki 13 vatandaşı ulu orta kurşuna dizdiler. Aynı yıl içerisinde Silvan’ın Yolaç köyünü basan hainler, camide namaz kılan 10 vatandaşımızı katletti. Sonrasında ise Batman’a bombalı saldırı düzenleyerek, 4’ü köy korucusu 10 kişiyi öldürdüler. Bununla yetinmeyen bebek katilleri, Bitlis’in Cevizdalı köyünde aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu 30 kişiyi daha öldürdüler.


Bu hain saldırıları, 1993 yılında ki Erzurum Yavi saldırısı, Başbağlar ve Bingöl saldırıları takip etti. Bu üç saldırıda da toplam 41 askerimiz şehit edildi. Bu yıldan günümüze kadar da terör örgütü PKK, birçok eylem gerçekleştirip, binlerce askerimizi ve vatandaşımızı şehit etti.


Mamafih, yaralarımız derin, acılarımız hala ilk günkü gibi taze. Bu nedenle kısa kesip, sadede geleyim.


Önceki gün yapılan Meclis Başkanlığı seçiminde, CHP’nin kurmuş olduğu bubi tuzağına düşmeyen ve Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP ile aynı çuvala girmeyi reddeden MHP lideri Devlet Bahçeli, 4. turda partisini geri çekince, sol cenahın mimiklerini bir hayli depresyona sokmuş. AK Parti’nin değirmenine su taşımakla suçlanan Bahçeli, CHP ve HDP’liler tarafından deyim yerindeyse çamura batırılıp çıkartılıyor.


Sorulması gereken soru şu: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yere göğe sığdıramadığı Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanlığı makamına layık görüp, çatı aday ilan ederken; aynı kişiyi, meclis başkanlığı makamına neden layık görmedi?

Eğer cevabı, ‘Benim kendi adayım var
kardeşim’ şeklindeyse; Bahçeli, Mozambik Sosyalist Partisi adayına mı destek verdi?


Geçin bunları kardeşim. Bu dürüstlük görünümlü, modifiyeli naralarınızı bir kenara bırakın artık. Siz Bahçeli’ye ister AK Parti yalaması, ister saray soytarısı deyin, onun yaptığı tek şey, acıyla yoğrulmuş tarihimizi, milli şuurunu kaybetmiş olanlara hatırlatmaktı. Ki HDP ile aynı çuvala girmemesinin ana nedeni de budur.


Şimdi siz yukarıda sıraladığım kronolojik acılarımızı bal eyleyip, ekmeğinizin üzerine sürecekseniz, bize de afiyet olsun demek düşer. Ama unutmayın! Yutamazsanız eğer, gözü yaşlı anaların ahındandır. Çünkü o analar, hafızasını kaybedenleri asla affetmez muhterem.

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.