İçinde bululduğumuz yüzyıl, geçmiş yüzyıla rakip olacak şekilde oldukça hızlı ve kanlı başladı.

İnsanoğlu, alışkanlıklarından, sahip olduğu ve yaşadığı iklimin değerlerinden hiçbir şekilde kopamıyor. Aynı tepkiler, aynı hareketler ve aynı doğru ve yanlışlar, aynı toplumlar ve onların yönetimleri tarafından yüzyıllardır tekrar edilerek uygulamaya konmaktadır.

Biz bu yüzyılda aynı kuşatmayla karşı karşıya kaldık. Geçen yüzyılın ana aktörlerinin torunları, değişik bayrak ve devletler adı altında yine Osmanlı bakiyesi topraklarda, yine ameliyat yapma gayretindeler. Hedefleri, yeniden kesip biçmek, yeni devlet veya yapılar oluşturmak ve sonunda da uygun miktarda ve dozajda narkoz vererek yeniden bir yüzyılı kendi hedefleri doğrultusunda tasarlamak.

Yüzyıl önce tasarladıkları Ortadoğu’nun bu sürümü artık eskidi. Yeni bir senaryo ve yeni formüller gerekiyor onlara.

Bu yüzyılın operasyon sesleridir duyduğumuz bombalar ve tanık olduğumuz katliamlar.

Bu kadar kaba saba hesap yapanların hesabını bozma ihtimali olan tek güç ise, her şeye rağmen Türkiye olacaktır. Hesaplarını bozabilecek miyiz esas soru bu. Bizim kaderimizde Anadolu’ya geldiğimiz günlerden bu yana hep hesapları bozmak olagelmiştir.

Önce haçlıların İslam’ı ve Müslüman toplumları yok etme projelerini başlarına geçirdik, sonra da onların topraklarını ana yurt eyledik.

Günümüzdeki taraflar ve şartlara baktığımızda sahne aynı sahne, şartlar yine ağır. Kadim devlet geleneğimiz, her zorluktan aşabilen, Ergenekon dirilişleri yapabilen, genlerimizden gelen özelliğimiz en büyük kozumuz.

Onlar çok fazla güçlü olabilirler. Ne zaman güçsüz oldular ki? Bizim en önemli avantajımız, bu bölge bizim bölgemiz ve bu bölgedeki bütün halkların bizim imparatorluğumuzun bakiyesi halklar olması.

Yaşanılan kıyamet günleri ise onları bize daha çok yaklaştıracak, kaderimizi yeniden ortak hale getirecektir.

Anadolu Türkleri olarak, adaletten ayrılmadan doğrulardan yana olursak, bu coğrafyanın gelecekteki nizamının da kurucusu ve korucusu yine bizler oluruz.

Şu anda dünyada yaşanılan sıkıntıların en önemli sebebi, koskoca İslam dünyasının sahibi bir gücün eksikliğidir. Yıkılan Türk-İslam İmparatorluğu ile birlikte bizden alınan halifeliğin yeri hiçbir şekilde doldurulamamıştır.

Batı’nın ve Doğu’nun bütün imparatorluk yapıları bir şekilde mevcudiyetini sürdürmektedir. Roma- Cermen İmparatorluğu, Avrupa Birliği altında yaşamakta, İngiliz İmparatorluğu ABD’nin gölgesinde de olsa yine yaşamaktadır.

Rus ve Çin İmparatorluğu format değiştirerek devam ederken, dünyada sistemde olmayan bir tek bizim Türk-İslam İmparatorluğu’dur.

Ortadoğu’da ve yakın coğrafyalardaki bütün problemlerin temeli budur. Müslüman toplumların hilafeti yok edilmiştir. Koruyucu devleti de yıkılmıştır.

Ne olursa olsun bu bölgenin ana omurga ülkesi biziz. Bunu bildikleri için oldukça saygısız ve pervasız biçimde bizi yeniden kuşatmaya alma gayreti içerisine girdiler. Bu defa bizim işimiz zor ama onlarınki daha zor olacak.

Türkiye’nin biraz kendine gelip, ‘Siz ne yapıyorsunuz buralarda?’ demesi ile bütün dengelerin değişebileceğini görmekteyiz.

Evet, haddimizi bileceğiz ama öncesinde kendimizi ve sorumluluklarımızı da bilmemiz gerekiyor.

Bu topraklara geldiğimizde bu bölgenin sahiplerinin devletlerini, imparatorluklarını yıkıp onları kendi imparatorluğumuza bağladık. İslam’ın bayraktarlığını alıp, bütün halkları adaletimiz ve kudretimizle aynı sancak altında yönettik. Yüzyıllarca başarı ile sorumluluğumuzu yerine getirdik.

Bu yüzyıl sonunda imparatorluğumuz yıkıldığında ise, yüzyıllardır devlet yönetme becerisinden yoksun olarak bütün Müslümanları, Batı’nın insafsızlığına bıraktık. Bu gün gördüğümüz Müslüman ülkelerdeki katliamlarda, zulümlerde bizim de dolaylı olarak sorumluluğumuz var.

Her zamankinden daha çok güçlü olmak, bölgemize her zamankinden daha çok ilgili olmak, elimizden ne geliyorsa bu insanların dertleriyle ilgili olmak mecburiyetindeyiz.

Bölgemizdeki yabancı unsurların yapmak istedikleri yeni ameliyatlara karşı her zamankinden daha kuşkulu ve dikkatli olmak durumundayız.

Bölge bizim, insanlar bizim, daha önce bu oyunları bozduk, yine bozacağız. Bölgemizin mazlum ve çaresiz insanları yine bizi ve sessiz bir biçimde bizim adaletimizi bekliyor.

Onlara derman olma şansını yüce Mevla’m yine bizlere verecektir.

Yeter ki geçmişimizi, oynanan oyunu bilelim, daima uyanık ve birlik olalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.