Kuluçka tavuğu bilirsiniz. Bizim oralarda kuluçka tavuğa “kosi” derler. Tavuk “kosi” olmadan önce civciv çıkaracağı ya da aşkı tuttuğunda başlar “lok... lok...” diye ses çıkarmaya... Hareket yeteneği azalır, fola benzer kuytu, biraz karanlık ortamlarda çöker, kalır. İster ki, altına yumurta konulsun. İşte böyle bir durumu görenler kuluçka tavuk için folluk yapıp altına yedi çift, bir tek; yani 15 yumurta koyar ki civciv çıkarsın diye... Civcivlerin çıkıpçıkmayacağı 3 hafta sonra, yani 21 gün sonra anlaşılır, dahası görülür. Bilseniz ne mutluluktur, civcivlerin yumurtaları kırıp birer-birer yeni bir yaşama “ciik... ciik” diye başlayışlarını gözlemek... Ana tavuk/kuluçka da; bir başka heyecanlı, sevecen ve de korumacıdır bu yeni dönemde... Civcivlerine dokunma değil, yaklaşılmasını bile istemez, böyle bir teşebbüste bulunan ne olursa olsun, üzerine saldırıp gagalamak ister. Belli ki bir büyük korumacı annelik duygusu benliğini sarmıştır bu dönemde... Bunun bir de ters durumu var. Kuluçkanın altına 15 yumurta koyarsınız da hepsinin civcive dönüşeceği diye bir koşul yok tabii ki... Bakarsınız beş tane... Bakarsınız on tane... Hiç belli olmaz... Hiç civciv çıkmayabilir de... Bu da sizin şansınız.

Yaşam da umutlardan yana hep böyle mi acaba? Belli hedefler/emellere koşullanıldığında onların peşinden koşarken “sükut-i hayal”e uğramak, elleri boş kalmak, hayalleri boşa çıkmak gibi durumları yaşamayan kim var ki? Böyle durumları dışarıdan izleyenler “ham hayal peşinde koşarsan böyle olur” değerlendirmesini yaparlar, kendileri açısından. Oysa, değişen zamanla birlikte koşulların da başka-başka şekillendiği, boyut kazandığı kimsenin aklına/usuna gelmez. Sonuç üzerinden değerlendirme yapılarak peşin yargıya varılır nedense. İnsanoğlunun eli değdiği her işte “akıl” önceliği birinci koşul olurken; nedense kimileri hep yufka/ sathi bilgileri kendilerine rehber edip yol arkadaşı yapıyorlar. Sonra da başarısızlık kürk bile olsa almak, yanından bile geçmek istemiyorlar. Diyeceksiniz ki; bu söylediklerinizin/yazdıklarınızın kuluçka/kosi ile ne ilintisi var. Var tabii ki... İnanmadığımız, ardından koşmadığımız vaat mi kaldı? Vaatlerin zenginleştirdiği umutlarımızla kaç civciv elde edebildik hiç bakıp araştırdınız mı? Kuluçkanın/ kosinin altına yumurtaları kendi akıl ölçülerine göre koyan kim? Oysa kuluçka kondurmak için zamanı iyi seçer, gelişen bilimden de yararlanıp hangilerinin horoz, kaçının tavuk olacağını bilmeniz olası... Tabii ki bunun için sağlıklı düşünmek gerek. O zaman, ona göre umutlarınızı şekillendirirsiniz öyle değil mi? Tabii ki, olanaklar sizin elinizde ise böyle yapar, gider rahat uyursunuz. Sonunda da amacına ulaşmanın keyfini, mutluluğunu yaşarsınız. Ama öyle mi? Kuluçkanın da sahtesi var. 2 gün yumurtaların üzerine yatar, sonra kalkar. Cani ister yine “lok... lok...” ses çıkarıp tekrar yumurtaların üzerine yatar. 21 gün sonra fola gidersiniz ki... Ne civciv var ne bir şey... Yumurtalar olmuş “lolos” (çürük)...

Ne demek mi istedim? Yorum hakkınız kutsal ve size ait bir şey..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com