7 Haziran'dan bugüne kadarki sürece ilişkin çıkardığım en önemli sonuç, Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyaset bilimi açısından klinik bir vaka olduğu...

Daha seçim akşamı, henüz resmi sonuçlar açıklanmadan televizyonların karşısına çıkıp "Bizim görevimiz muhalefettir. Kimse bize koalisyon için gelmesin. En erken ne zamansa o zaman seçime gidelim" açıklaması yaptı Devlet Bahçeli.

Sonra CHP'nin yüzde 60'lık blok iddialarını boşa çıkardı. Kılıçdaroğlu, Bahçeli'ye HDP'nin dışarıdan destekleyeceği bir hükümetin "Başbakanlığını" teklif etti. Bahçeli reddetti. HDP'nin içinde olduğu her seçeneğe kapıları sonuna kadar kapattı.

Meclis Başkanlığı seçimleri oldu. MHP, en sert eleştiriler, yönelttiği ve uzlaşı kapılarını peşinen kapattığı AK Parti'ye Meclis Başkanlığı'nı altın tepside hediye etti.

Suruç saldırısı ile başlayan süreçte CHP, Meclis’i olağanüstü çağrı ile topladı. Sebep, terörün araştırılması ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge idi. MHP, bu önergeye de karşı olduğunu belirterek ret oyu verdi.

İlk tur koalisyon görüşmelerinde Bahçeli, hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Davutoğlu'na, "Bütün seçenekleri deneyin sonra bize gelin" dedi.

Süreç devam ederken "Elimizi taşın altına koymaya hazırız, ülkeyi hükümetsiz bırakmayız" gibi açıklamalarla umut verici bir tavır sergiledi.

AK Parti, HDP ile ilkesel olarak hükümet kurma çalışmaları yapmadı. CHP ile görüştü. Fakat uzun süren görüşmeler olumsuz olarak neticelendi.

Velhasıl tüm seçenekler tükendi.

Başbakan Davutoğlu da bunun üzerine tekrar Bahçeli'nin kapısını çaldı.

Bahçeli kendisine yöneltilen tüm koalisyon seçeneklerine doğrudan ya da dolaylı olarak "Hayır" cevabı verdi.

Ve Türkiye'yi anayasal olarak seçim hükümetine mahkûm etti. HDP'li isimlerin içerisinde yer aldığı bir seçim hükümeti...

Yani MHP ortaya koyduğu irade ile tanımadıklarını ve yok saydıklarını ilan ettiği HDP'yi hükümet ortağı yaptı.

Gücünü demokrasiden ve milletten aldığını söyleyen Bahçeli...

HDP'ye oy verenlere "Şerefsiz" diyen yine Bahçeli...

AK Parti'yi HDP ile birlikte bölücülük yapmakla suçlayan Bahçeli...

Ülkeyi Seçim Hükümetine mahkûm edip HDP'yi kabineye taşıyan yine Bahçeli...

Kimse bu satırlara "Tekrar seçime gitmek AK Parti'nin planıydı" şeklinde cevap vermesin.

Diyelim ki AK Parti böyle bir oyun kurdu ve bu oyunu oynadı, muhalefet partilerinin görevi bu oyunu bozmak değil midir? Neden MHP bu oyunu bozmadı?

Madem MHP yüksek milli duruşa sahip bir parti, HDP'yi kabineye taşımamak adına nasıl bir irade ortaya koydu?

Madem AK Parti, işi yokuşa sürdü, tekrar seçim istedi...

Bahçeli neden çıkıp: "Ey halkım, biz MHP olarak koalisyona kapılarımızı açtık ama AK Parti bu kapıları kapattı. 4 şartımızdan hiçbirini kabul etmedi. Ama biz tüm bunlara rağmen sırf PKK'yı hükümet ortağı yapmamak adına kan kusup kızılcık şerbeti içiyoruz ve ülkeyi erken seçime götürecek bir koalisyona 'evet' diyoruz." demedi, diyemedi?

Bugün HDP'li Avrupa Birliği Bakanı'nın çıkıp "Ermeni Soykırımı vardır" diyebilmesinde öncelikli sorumluluk, ülkenin sigortası olarak kendisini tanımlayan fakat milli bir duruş sergilemekten aciz, fedakârlık yapamayan MHP'nin değil midir?

Keşke Milliyetçi Hareket Partisi böylesine önemli bir süreçte sorumluluktan kaçmasaydı...

Keşke MHP kendisine en fazla ihtiyaç duyulan dönemde sahne alsaydı ve ülkenin hükümetsiz kalmasına müsaade etmeseydi...

Keşke MHP, atfedildiği gibi ülkenin sigortası olan bir parti olarak hepimize güven verebilseydi...

Keşke MHP hukuk ve demokrasi anlayışının gelişmesine katkıda bulunan bir parti olabilseydi...

Ama 7 Haziran'dan bugüne kadarki süreçte daha net anlaşılmıştır ki MHP, maalesef tüm bu vasıflardan uzak bir partidir.

MHP, bugün maalesef tutarsızlıklar abidesine dönüşmüş, siyaset bilimi açısından araştırılmaya muhtaç klinik bir partidir.

Ve bunun en önemli sorumlusu 16 yıldır partiyi tek başına yöneten Devlet Bahçeli'dir.

Keşkelerin giderildiği bir MHP bu ülke için ne kadar gerekli ise böyle bir MHP için Devlet Bahçeli'nin "Vücudunun tabii bir parçası olmaya yüz tutmuş" koltuğu bırakması da aynı derecede gereklidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.