Bir yanda yıllardır tek başına iktidarda olan AK Parti, diğer yanda bu partiye alternatif olarak sağ seçmenin umudu olması gereken MHP.

AK Parti, kurulduğu günden bu yana sürekli hücre yeniledi, farklı isimleri kadrosuna kattı ve merkez sağdaki bütün partileri bünyesinde eritti.

Böylece girdiği her seçimde başarı sağladı, hem de oyunu artırarak.

Tuhaftır ki MHP’de ise tam tersi bir süreç izlendi!

‘Değişim’ diyen ve parti içi muhalefet yapan herkese ‘Partiye ihanet ediyorlar’ yaftası yapıştırıldı, tehlike (!) olarak görülenler ihraç edildi!

Bu anlayış sadece Devlet Bahçeli’nin koltuğunu korumasına yaradı, MHP’yi her geçen gün zayıflattı ve sağ seçmenin umudu olmaktan uzaklaştırdı.

Haliyle bundan en büyük memnuniyeti duyan da, doğal olarak güçlü bir sağ partinin varlığını istemeyen AK Parti oldu.

Bu tabloyu görmemek için kör olmak gerekir.

MHP, 7 Haziran 2015 seçiminde 80 milletvekili çıkardı.

Peki, Devlet Bahçeli ne yaptı?

Koalisyon ve azınlık hükümeti seçeneklerini reddetti, kendince haklı gerekçeleri olsa bile süreci iyi yönetemeyerek, ‘Her şeye hayır diyen’ bir konuma düştü.

Böylece, defalarca yaptığı gibi AK Parti’nin ekmeğine bir kez daha yağ sürdü.

E haliyle seçmen de, “Madem sen benim verdiğim oylarla iktidar ortağı olmayı bile kabul etmeyip AK Parti’ye koltuk değnekliği yapıyorsun, o zaman ben oyumu sana değil direkt AK Parti’ye vereyim” dedi ve 1 Kasım 2015 seçiminde MHP 40 milletvekili kaybetti.

Yüzde 16.4 olan oy oranının 5 ay içinde yüzde 11.9’a düşmesi, MHP’de lider değişiminin kaçınılmaz olduğunun kanıtıdır.

O günden bu yana yaşanılanlar da, değişim isteyenlere karşı Bahçeli’nin direnişidir.

Son olarak Ali Sağır’ı partiden ihraç ettiler!

Allah akıl fikir versin.

Bir partinin kurucularından birini, sırf değişim istiyor ve mahkemenin kendisine verdiği görevi yerine getirerek Çağrı Heyeti’nde bulundu diye ihraç etmek, akıl tutulması değilse nedir?

Diyor ki Ali Sağır, “Tarafıma isnat edilen ithamların bırakın gerçekleşmesi, kafamdan geçmesi bile mümkün değildir. Bunu kendime zül addederim.”

Sağır, ihraç kararını yargıya taşıyacak ve muhtemelen bu saçmalık yargıdan dönecek.

Bana göre mahkeme kararından daha önemli olan, Sağır’a yapılan bu davranışa ülkücülerin ve MHP’nin başarısını gerçekten isteyen partililerin göstereceği tepkidir.

Bugün, herhangi bir çıkar ya da siyasi ikbal beklentisiyle MHP’nin kurucularından birinin partiden ihracına sessiz kalanlar, er ya da geç aynı uygulamanın kurbanı olacaklarından emin olsunlar.

Gerçek ortada.

MHP küçülüyor, ülkücüleri küstürüyor, umut olmaktan uzaklaşıyor.

Ülkücülüğü bir dava olarak benimsemiş herkesin, bugün çok gür bir sesle Devlet Bahçeli ve kurmaylarına, “Merhum Türkeş’in kemiklerini sızlatıyorsunuz” diye haykırması gerekir.

Gelelim yazının başlığındaki soruya.

Ali Sağır gibi bir dava adamına bu muameleyi yapanların, MHP’yi nereye götürdüğüne siz karar verin.

İktidara doğru mu, baraj altına doğru mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr