Türkiye’nin en köklü ve geleneği olan partisi MHP, bugün sorunlarla boğuşuyor. Ülkemize yönelik terör saldırılarının yoğunluğuna ve şehitlerimizin çokluğuna rağmen, medyanın önemli bir kesimi işi-gücü bırakmış, ilgisini MHP’ye yoğunlaştırmıştır.

“Havuz medyası”diye tabir edilen bu kesimin aslında Türk milliyetçilerinden zerre kadar hoşlanmadığını, kendisini Türk diye tanımlayanları barbar ve ırkçı olarak yaftaladıklarını daha düne kadar herkes biliyor. Milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyenlerin birdenbire bu değerleri kutsamaya, bu değerleri baş tacı etmeye başlaması doğrusu bize pek samimi gelmiyor. Bu MHP sevdasının arkasında bana öyle geliyor ki başka amaçlar saklıdır. Mevcut Genel Başkan’a olmadık hakaretleri yapanlar şimdi bakıyoruz ki övgüler dizmekte, onsuz bir MHP olamayacağını saat başı tekrarlamaktadırlar. Dün sizin düşmanınız olanlar bugün dost olmaya çalışıyorsa, burada hastalıklı bir durum var demektir.

Türkiye’nin içine sürüklendiği kaos ortamı gün geçtikçe insanımızın kafasında soru işaretleri uyandırmakta, geleceğe dönük umutların yerini endişeler almaktadır. Ülkenin sürüklendiği siyasi ve kültürel bölünmüşlüğün restorasyonu için gerçek anlamda milli ve yerli bir anlayışa ihtiyaç vardır. Öyle zannediyorum ki, Türkiye böyle bir hareketin doğum sancılarını çekmekte, “Ülkücü ve Atatürkçü Milliyetçileri” beklemektedir.

Kimliksizliği reddeden, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü şiar edinen, Türk dünyasıyla entegrasyonu hedef tayin eden, T.C ibareleri kaldırılırken isyan eden, bayramlarımız değersizleştirilirken yüreği yanan bir MHP özlemi sadece ülkemizin değil, Türk dünyasının da umudu olacaktır.

Mevcut MHP Genel Başkanı’nın ve yönetiminin “ülkücü” geleneğin aksiyoner yapısıyla ve tarihsel duruşuyla bir ilgisi yoktur. Küçük olsun ama benim olsun anlayışı bu davayı mecrasından çıkarmış, genlerini bozmuş ve mutasyona uğratmıştır.

Sayın Bahçeli bugün düzen böyle devam etsin diyen bir siyasi anlayıştan övgü alıyorsa oturup düşünmeli ve dersler çıkarmalıdır. Kendisine biat etmeyenleri “paralelci” veya “hain” olarak hedef göstermek ne ülkücü ahlaka, ne de bilge diye tanımlanan bir siyasetçiye yakışmaz. Türk milliyetçileri şayet Bahçeli’nin gitmesine karar vermişlerse, Genel Başkan’ın yapacağı tek şey bu iradeye saygı göstermek ve gereğini yerine getirmektir.

Bunun gerçekleşmesi durumunda partinin silkinip eski kimliğine kavuşacağı ve halk nezdinde itibarını daha da yükseklere çıkaracağı aşikardır. Türkiye böyle bir MHP beklemektedir. Genel başkanlığa aday bir hanımefendinin Anadolu’da gördüğü büyük sevgi ve teveccüh, ufukta bir iktidar olduğunun işaret fişekleridir. Bundan kimler ve niçin rahatsızlık duymaktadırlar? Nihayetinde siyaset iktidar olmak için yapılır. Bunun için ilk yapılması gereken de değişimdir. Aynı hataları tekrarlayarak her defasında farklı sonuçlara ulaşmayı beklemenin yanlış olduğunu artık MHP seçmeni anlamıştır. Bu dalganın önünde durmanın, bu dalgayı bertaraf etmeye çalışmanın bir faydası olmayacağı gibi, tarihsel sorumluluğu ve vebali vardır. Nehir taşmış ve yatağına sığmamaktadır. Bu sel sadece Ülkücü Hareket’in kılavuzluğunu yaptığı bir sel değil, bütün vatanseverlerin, incinmiş dindarların, Atatürkçülerin, bayrak sevdalılarının oluşturduğu Malazgirt’ten beri akan bir seldir. Bu selin önü kesilemez, bu yürüyüşün kararlılığı durdurulamaz. Çünkü Türkiye’nin bu harekete ihtiyacı var.

Kongrenin zamanında yapılması sadece Türkiye’ye zaman kaybettirir ve sorunları daha da ağırlaştırır. Bahçeli dönemi siyaseten bitmiştir. Direnmek ve inatlaşmak partinin bölünmesine yol açar ki bunun da sorumlusu mevcut yönetim olur. MHP artık atağa geçecektir, bunun önüne takoz koymanın insani, vicdani ve ahlaki sorumluluğu vardır. Bu davayı nasıl böleriz diyenlerle aynı saflarda yer almamak için Sayın Bahçeli’nin önünde bir fırsat vardır. Bu davanın bölünmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından birinin çekilmesi demektir. Bu dava vatanı parçalayanların, kimlik siyaseti yapanların kirli sularıyla yıkanmamıştır. Aksine Ergenekon’dan Çanakkale’ye uzananların nurlarıyla parlatılmıştır. Bu davanın harcında şehitlerimizin kanları vardır, analarımızın gözyaşları vardır.

Sonuç olarak Türkiye’nin dinamik, aksiyoner, başkalarının arkasına takılmayan, gündem belirleyen, ses getiren bir MHP’ye ihtiyacı var. Bunu akamete uğratmak ancak hainlerin ve bölücüleri işine yarayacaktır. “Bayrak inmez, ezan susmaz” diyenlerin bu kutlu yürüyüşe yeni bir lider etrafında birleşerek katılmaları, ülkemizin bekası için zorunludur. Şu mısralarla bitirelim:

“Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.