HDP seçime parti olarak katılacak mı? Katılırsa barajı aşabilir mi? Barajı aşarsa ne olur? HDP’nin mevcut oy oranı ne? 7 Haziran seçim tartışmalarının üzerinde şekilleneceği sorular önemli ölçüde bunlar olacak. HDP’nin seçimlere parti olarak katılma isteği çok açık. Ama bu durum Kürt siyaseti ve dahi ülke açısından kritik bir karar olduğundan bu noktada karar alıcı şüphesiz ki yalnızca HDP’nin kendisi olmayacak. 

Kandil, İmralı ve Kürt siyaseti üzerinde etkile diğer ulusal ve uluslar arası paydaşlar kararda söz sahibi olacak. Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı yüzde 10 oy bu fikrin ortaya çıkmasında çok etkili oldu. Zira HDP için yüzde 10 barajının aşılabilir olduğu düşüncesi hakimiyet kazandı. 

Bugün bütün anketlerde HDP’nin oyu yüzde 7 civarında. Barajın aşılabilmesi için yüzde 3 oya daha ihtiyaç var. Bu da yaklaşık 1.5 milyon ilave oy demektir. Kimilerine göre bu mümkün görünmese de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan oy HDP’nin potansiyelini göstermesi açısından bir veri kabul edilmeli. Tabi ki Demirtaş’ın o seçim stratejisi ile birlikte… 

Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı adayı gibi davrandı. Irkçılık ve dar bölge milliyetçiliğinden uzak durdu. Hakkarili kadar İzmirliye de hitap etmeye çalıştı. Sempatik, ılımlı, makul, rasyonel bir tavır sergiledi. 

Bu durum Demirtaş’ın kendini Kürt siyasi hareketine hayatının hiçbir döneminde yakın hissetmemiş Beyaz Türklerden oy almasını sağladı. Bugün aynı strateji ile ‘alternatif sol’ çıkışı HDP’nin barajı geçmesini sağlayabilir. Ama barajı aşamama ve meclis dışı kalma ihtimalini düşünce çok riskli bir karar gibi duruyor. HDP’nin bu kararı özellikle AK Parti’yi çok yakında ilgilendiriyor. HDP’nin barajı aşması AK Parti’nin 330’u hayalini suya düşürür. Barajı aşamaması ise 367 hayalini gerçeğe dönüştürür. 

Ama AK Parti’nin meseleye yaklaşımın pragmatik çerçevenin dışında olacağına inanıyorum. AK Parti, Kürtlerin önemli bir bölümünü temsil eden bir partinin meclis dışında kalmasından rahatsız olabilir. Bu rahatsızlık milyonlarca insanın oyunun mecliste temsil edilememesi ile ilgili demokratik bir rahatsızlıktır. 

Çözüm sürecine gelince. AK Parti sürecin önemli bir tarafı olan HDP’nin meclis dışında kalmasından memnun olmayabilir. Ama HDP bu durumdan vazife çıkararak vazgeçilmez olduğunu düşünürse yanılır. Çözüm Süreci bizatihi milletle beraber yürütülen bir süreçtir. AK Parti bugüne kadar olduğu gibi bu süreci milletle beraber yürütmeye devam eder. Zira HDP’nin seçimlere bağımsız ya da parti olarak katılması noktasında AK Parti ne bir taraftır ne de bir karar alıcı. Bu kararı alan HDP bunun sorumluluğunu üstlenmek, sonucuna da katlanmak zorundadır. 

Velhasıl… HDP seçimlere parti olarak girme kararını millete dayandırır, Türkiye partisi olma projesinin bir sonucu olarak konumlandırırsa bunu milletle açık açık paylaşmak durumundadır. Yok değilse millete rağmen oturmak istediği pazarlık masasında kendine muhatap bulamayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.