Edirne ilimizdeki ecdat yadigârı Selimiye Camisi, Mimar Sinan’ın en muhteşem eserlerinden birisi olarak hala ayaktadır. Sinan bu eseri için ‘ustalık eserim’ demiştir. Sanatsal ve mimari açıdan harikulade özellikleri bulunan bu eserin bir benzeri, bugünün teknolojisiyle bile yapılamamıştır. Sinan bu camiyi Kanuni’nin oğlu olan 11.Osmanlı Hükümdarı 2.Selim adına inşa etmiştir. Rivayet olunur ki; cami tamamlanıp, tantanalı bir merasimle ibadete açılmıştır. 

Açılmıştır ama böyle bir eseri ve bu eserin ustasını da kıskanan çoktur tabi. Boş durmamışlar, bir şayia ortaya atmışlar. Şayia şu: Caminin filan köşesindeki minare eğri inşa edilmiş… Tabi halk da böyle dedikodulara meraklı olduğundan, iş bir anda dallanıp budaklanıyor ve Sinan’ın kulağına kadar gidiyor.

Sinan sadece büyük bir mimari üstadı değildir. Düşünen adamdır. Ardı önü tam hesap edebilen, feraset sahibi bir Arif’tir aynı zamanda. Çıkıp ahaliye, ‘Yahu siz deli misiniz? Hiç eğri minare ayakta durur mu?’ şeklinde konuşmaya lüzum duymuyor çünkü halkın böyle işleri çok sevdiğini ve sözünün hiçbir tesiri olmayacağını biliyor. Ustalarını, işçilerini toplayıp soluğu Selimiye Camii’nde alıyor. Halk da işin nereye varacağının merakıyla cami avlusuna akın ediyor.

Sinan yüksek bir yere çıkıp halka sesleniyor: 
-Ey Ahali minarelerin hangisi eğri? 
Kalabalıktan işaret ediyorlar:
-İşte şu minare!Sinan hiç itiraz etmiyor. 
Ustalarına emir veriyor ve ustalar ellerinde kalın halatlarla minareye tırmanıyor, halatları şerefelere bağlayıp uçlarını aşağıya sarkıtıyorlar. Sinan ahalinin yarısına halatların ucundan tutup çekmelerini, diğer yarısına da gözcülük etmelerini tembih ediyor ve minareyi doğrultma işi başlıyor.
-Tamam mı düzeldi mi?
-Yok yok az daha çeksinler.
-Ha gayret, asılın halatlara!
Hah. Tamam böyle iyi...
-İyi mi? Tamam bırakın. Düzeldi mi? Düzeldi.
Oh çok şükür...

Caminin de, minarelerin de, Sinan’ın da şanı şerefi kurtulmuş temize çıkmıştır artık. Olmadık yere atılan bir iftira, böyle muhteşem bir eserin şanını sıfıra müncer edebilirdi... Şimdi değerli okuyucularım bu hikâyeyi neden
anlattığımı sorabilirler. Söyleyeyim. Malumunuz geçtiğimiz günlerde yolsuzluk yaptıkları iddia edilen 4 Bakanın Yüce Divan’da yargılanmaları için ilgili komisyon toplanıp görüşmüş ve gönderilmemeleri yönünde irade beyan etmiştir. Bu hikâye bu karara bir nazire teşkil etsin diye sizlere nakledilmiştir. Efendim komisyondan çıkan karara elbette saygılıyız.

Orada her partiden temsilci olduğu gibi, bu mevzuda bizim mülaki olamadığımız birçok husus olduğu da düşünülmelidir. Konuşulmuş, tartışılmış, lehte ve aleyhte görüşler ve reyler ileriye sürülmüş, neticede bu karar çıkmıştır. Çıkmıştır amma minare düzeltilmemiştir. Minare hala eğridir ve muhtemeldir ki birileri bu eğriliği hep söz konusu edecektir. Keşke minare düzeltilseydi...
Selam ve saygı ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.