Geçen Perşembe akşamıydı ama olsun; yine de yazacağım, geç değil: Trabzonspor Kulübü başkanı Muharrem Usta, taraf olduğunu açık seçik beyan eden NTV ve NTV Spor’a Trabzonspor’a doğan “söz hakkı”nı kullanmak üzere çıktı… Tek başına… Ve Fenerbahçe adına Aziz Yıldırım ile Şefik Mosturoğlu’nu konuk ederken şike konusundan bihaber veya öyle olduğu zannını uyandırmak için ne gerekiyorsa yapan soyadı ile müsemma olmayan zat-ı muhterem, Usta’yı sıkıştırmaya çalıştı! Bir teki hariç iki seksen de yere uzandı! Muharrem Usta, kavgasız, bağırtısız, kimseyi suçlamadan ama “ince ince yasemince” ile Fenerbahçe camiası hariç tüm Türkiye’nin de gizli - açık desteğini aldı.

Böyle olması gerekirdi zaten… Çünkü gerçek buydu! Şike ve teşvik konusunda adli yargılama ile sportif yargılama apayrı konulardı! Usta, bunu o kadar güzel izah etti ki hiç okuma yazma bilmeyen, en cahil insan bile anlamıştır umarım! Zaten bu satırların yazarı abd-i aciz de 555 sayfalık Şike Şike Tapeler Yalanlar Gerçekler adlı kitabı bu mihver üzerine kurdu! Kısaca adli yargılama ile sportif yargılama apayrı şeylerdir. Usta da bunu harika bir lisanla anlattı. Hiç kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde…

usta-005.jpgAyrıca Fenerbahçeliler’in “Fetö’nün Fenerbahçe’ye şike ile kumpas kurduğunu tezini” de çok anlaşılır şekilde çürüttü. Çünkü, Fenerbahçe’ye kimse zorla şike yaptırmadı ki!!! Yani şike ve teşvik konusundaki tüm savunmaları çöktü. Tüm mahkeme aşamalarından ceza aldılar. Tek iddiaları “Tapelerin usulsüz elde edilmesiydi!” Yani, “Biz şike yapmadık, teşvik vermedik” demediler. Mahkeme aşamalarında – ki buna UEFA’nın duruşmalı davası da dahildir- kendi konuşmalarını inkar etmediler, sadece bunlara ipe sapmaz gerekçeler uydurdular. Hiçbir mahkeme aşamasında “Bu konuşmalar bize ait değildir!” diyemediler. UEFA da kesin olarak şike yapıldığı konusunda “tatmin” oldu! Çünkü, CAS diyor ki “Şikenin yapılıp yapılmadığına bakmak için teşebbüs yeterlidir!” Ne zaman 17-25 Aralık operasyonları yaşandı, daha önce de defalarca yazdığım gibi bunlara da bir kurtarma ipi atılmış oldu!!!

Artık bunları uzun anlatmayacağım. Çünkü o kadar yazı yazdım ki herkes anlamıştır umarım. Kısaca Muharrem Usta, Trabzonspor’u temsil görevini bir konu hariç harika bir şekilde yerine getirdi. Gerçek bir “Usta” gibiydi! Amma, yine de herkes ve her şey mükemmel değildir! Sadece, Usta’nın tam 13 soruşturmadan da alnı ak bir şekilde geçen “Trabzonspor’un ve başkanının avukat paraları…” sorusunu taca atmak istemesini yadırgadım doğrusu… Sadri Şener’i eleştirebiliriz, yanlış da yapmış olabilir ama Trabzonspor’un yüzüne leke getirecek hiçbir hareketi olmamıştır. Çünkü her şey ortada… Usta’nın bunu orada açıklıkla dile getirmesi gerekirdi. “Bunlara Sadri Şener cevap verir!” demek olmadı başkan… Aslında o soruların cevabını Şener daha önce verdi ama yine de Usta’nın böyle bir soruyu muhatap alıp cevap vermesi, hele bu şekilde cevap vermesi bana göre şık durmadı.

 

OKAY TAMAM…
Okay Yokuşlu çıkışını yapmaya başladı. Geç bile kaldı. Gerçi kendini hala Backenbauer sanıyor ama o kadar da değil… okay-003.jpgMilli takımda Trabzonspor’da olduğu gibi orta alanda iyi işler yapıyor ama çok kritik hatalara da imza atmıyor değil… Bulunduğu mevki bu hataların tolere edileceği yer değil! Bu nedenle ya daha çabuk olacak ya da çok daha hızlı düşünecek! Bunlar belli bir yaştan sonra yapılabilir mi bilemem ama Ersun Hoca’nın bu konuda uğraşacağını sanıyorum. Her ne ise kısaca Okay tamam ve şimdi sırada Aytaç Kara var! Bu ikiliden çok umutlu olduğumu birkaç kez yazmış ve şöyle demiştim. “Okay ile Aytaç hem Trabzonspor’un hem de milli takımın orta alandaki yükünü çekecek kapasitede oyunculardır.” Ersun Hoca’nın zamanı geldiğinde bir de Aytaç hamlesi yapacağını umuyorum.

 

ZEKİ VE MUSTAFALAR’IN DERSİ…
Trabzonspor kulübü başkanı Muharrem Usta, Akyazı Stadyumu için satışa sunulan localar konusunda önemli açıklamalar yaptı. Yönetimden 10 üyenin 300 bin Avroluk loca aldığını söyledi. adsiz-19.jpgAyrıca kaleci kaptan Onur’un da bizzat 300 bin Avroluk bir loca satın aldığını duyurdu. Onur’un bunu yapması hiç de şaşırtıcı değildi bana göre… Kaptan, kaptanlığını yaptı. Ama Zeki Yavru, Mustafa Yumlu ve Mustafa Akbaş’ın da birleşip bir vip loca satın amaları her türlü takdirin üzerindedir! 100’er bin Avro tutarındaki ücreti öyle her babayiğit veremez. Vermeleri de gerekmezdi ama bunu yaptıkları için her türlü övgüyü hak ettiler doğrusu… Kaptan Onur’u da Zeki’yi de, her iki Mustafa’yı da kutlarım.

 

ERDOĞAN’DAN RANDEVU TALEBİ VAR MI?
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Süper Lig kulüp temsilcilerini makamında ağırladı. Güzel bir tablo idi. erdogan-003.jpgAncak tabloyu bozan bir unsur yaşandı! Çok dikkat çekmedi veya öyle olması istendi. Toplantıdan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerle özel olarak ayrı bir görüşme yaptı! Basına yansıdığına göre görüşmenin ana nedeni “şike konusu!” imiş! Eğer öyle ise Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta ve yönetimin de Cumhur’un başı ile böyle bir görüşme yapma hakkı doğmadı mı? Görüşmek için randevu talep ettiler mi acaba? Etmediyseler böyle bir girişimde bulunacaklar mı?

Ki halen Yargıtay aşamasında bekleyen şike ve teşvik davasından Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım aleyhine bir kararın çıkması halinde denir ki; ortalık iyice karışacak! Acaba bazıları bizzat Fenerbahçeli basın mensuplarının -ki Kemal Belgin bunlardan biridir- yazıp çizdiklerine göre Fenerbahçeliler’in Yargıtay’daki davanın lehlerine sonuçlanması için Fetöcüler’in talep ettiği 2 milyon doları fazla bulması ve başka girişimlere yönelmesi konusundaki haberlerin aslı ve değeri nedir?

Demem o ki; Aziz Yıldırım başta olmak üzere Fenerbahçeliler’in son dönemlerdeki aşırı telaşı ve ona buna çamur atma girişimlerinin altında “çok önemli” sıkıntıları olduğu şüpheleri var!

 

MİLLİ TAKIM YANILTTI!
Milli takım, Hırvatistan karşısında Dünya Kupası eleme grubu ilk maçında üstelik deplasmanda 1 – 1 berabere kalarak beni yanılttı ve ben de mahcup oldum!!! Arda’sız, Selçuk’suz, Burak’sız, Oğuzhan’sız ve daha birkaç margosuz takımın helva gibi dağılmasını tahmin ederken, tek puanı kaptı. Rakibin 3 topunun direklerden dönmesi, 8 - 10 kez net pozisyonlara girmesi hiç önemli değil! Böyle maçlarda sadece puan önemlidir! Umarım Trabzonspor konusunda da böyle yanılır ve mahcup olurum. Hadi Trabzonspor sen de Osmanlıspor karşısında istersen kötü oyna ama kazan ve beni mahcup et!

İSTANBUL “LEŞ GİBİ HAMSİ” KOKMUYOR MU?
Geçen gün sevgili Hikmet Aksoy’la hem yürüyor, hem sohbet ediyorduk. Birden “Yahu ihsan kardeşim, bu İstanbul hangi denizin kenti?” diye sormaz mı? Elbette Karadeniz’e de kıyısı vardı ama emin olun, aklıma hiç böyle bir soru gelmemişti!

İstanbul hep Marmara Denizi’ne ait bir kent diye düşünülür! Çünkü İstanbul, Marmara “Bölgesi”nde kabul ediliyordu! Gerçi bu “bölgeler” konusunda hep aklımda kalan sorular vardır ama kimsenin cevap vereceğini sanmam. Yani “Türkiye neden 7 bölgeye ayrılmış?” Kimse bunun “coğrafi bölgeler” olduğunu söyleyip, topa girmesin!!! Çünkü ardında bambaşka nedenler olduğunu düşünüyorum!!!

Gelelim İstanbul konusuna: Gerçekten de İstanbul bal gibi bir Karadeniz kentidir de! Yani eğer “Trabzon leş gibi hamsi kokuyorsa” İstanbul, hem baştan, hem sondan dibine kadar leş gibi hamsi kokmaktadır! Hem Marmara hamsisi ile, hem Karadeniz hamsisi ile!!! Aslında hamsi leş gibi kokmaz da düşünceler leş gibi dağılır! Hayrettin Hacısalihoğlu’nun dediği gibi Hamsi mis gibi kokar mis gibi…

Bir şey daha: bu İstanbul kulüplerinin taraftarları Anadolu’yu hep aşağılar, küçümser ya sahi hiç düşündünüz mü, “3 büyük kulübün başkanları nerelidir?” diye. Ben söyleyeyim: Biri Diyarbakırlı, biri Giresunlu, diğeri de Artvinli… Yani ikisi Karadenizli… Elbette böyle olması gerekir… İstanbul-Trabzon veya başka kentler arasında ayırım yapılmamalı… Ama ne yazık ki İstanbullular bizim gibi düşünmüyorlar! Öyle olmasa “Trabzon leş gibi hamsi kokuyor!” diye çığırmazlar!

İşin özü İstanbul bir Karadeniz kentidir, hamsi leş gibi değil mis gibi kokar! Bundan İstanbul’un da kendine pay çıkarması gerekir!!!

BU YANLIŞTAN DÖNÜN!
Mehmet Akif Ersoy, Hasan Ali Yücel ve Bener Cordan… 3 simge isim… Sanırım isimleri bir çırpıda verildikleri okuldan sehven kaldırıldı!!! Sehven diyorum çünkü buna başka bir izah tarzı bulamıyorum. Milli şairimiz koskoca “Akif”i anlatmaya gerek var mı? Onu anlatmaya çalışmayı zül sayarım! Peki ya Hasan Ali Yücel’i? Hasan Ali Yücel’in aslen Trabzonlu olduğunu bilir misiniz? Evet, evet, Trabzon asıllıdır! Çünkü babası Göreleli idi! 1800’lı yıllarından sonunda orada doğmuştu. Görele de Giresun ve Ordu gibi Trabzon’a bağlı idi. Tıpkı İdmanocağı kurucularından Mehmet Rıza Kuğu ve Süleyman Kuğu kardeşler gibi… Bu ülkede çeyrek asırdan fazla milli eğitim bakanlığı yapmış birinin adını silmek bu kadar kolay mı? Ya Bener Cordan? Hemen her parti döneminde müsteşarlık yapmış ve benim de Eğitim Enstitüsü’nde hocam olmuş çok değerli bir eğitimcinin adını bizzat kendi gayretleri ile açtığı okuldan silmek bu kadar ucuz mu? Bu kadar mı vefasızız? Bu kadar mı kadir bilmeziz? Bu işte bir yanlışlık var! Lütfen, bunu düzeltin… Kim yapmışsa… Bu olsa olsa sehven yapılan bir yanlışlıktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com