Nereye varacak bu işin sonu? Ortadoğu nicedir batılılarca bir kazana atılmış, altında ateş yakıyor ha bire...

- Çıkış nerede? Çıkış basirette/uzgörüde idi, ama onu yitireli hayli zaman oldu. Bu coğrafyanın özelliklerini, etnik yapısını bizden iyi bilip yorumlayanlar “petrol iştahları” kabardığında “fırsat bu fırsat” deyip bölge halkı arasına mezhep/nifak tohumu ekerek amaçlarını gerçekleştirme sevdasına düştüler. Bunu başardılar da... Irak’ı “yumuşak karın” görüp burada milyona varan insanı katlettiler, bir o kadarını evlerinden yurtlarından ettiler. Irak’ta kültürel anlamda ne kadar eser varsa yerle bir edildi. - Ne için? - Demokrasi gelecek!.. Şimdi manzaraya bir bakar mısınız? Kararı lütfen siz veriniz... Demokrasi geldi mi? Iraklı mutlu mu? Irak eskisi gibi bir bütün mü? - Peki Irak petrolü?

Irak deneyimi, petrol iştahı kabaranlara çok şey öğretti. Bunlardan biri de Müslümanları aralarında mezhep kavgasına tutuşturup birbirine kırdırmak ve parsayı toplamak... İslam dünyası şimdi bu ibretlik acıyı yaşıyor. Aktörler seçtikleri figüranları birbirlerine kırdırıyor. - Peki, nereye varacak bunun sonu? “Görünen köy kılavuz istemez” boşuna dememiş Atalarımız... Manzara ortada...

Batılılar “mezhep kavgaları”nı çoktaaan bitirmişler… Yüzyıllar birbirlerini yemişler, zararını görmüşler, bakmışlar bunun sonu yok, “Zararın neresinden dönersen kârdır” demiş, bırakmışlar dinsel kavgayı... Bu deney onlara acı bir ders olmuş... Şimdi Müslümanları mezhepsel kavganın içine itip, bu coğrafyada dirlik/düzen/huzur adına ne varsa bitirmenin savaşını ateşleyip duruyorlar. Müslüman dünyası kendi içinde bütünleşemeyince elbette birileri bu ayrılığa çomak sokar. Soktu da... Çünkü yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’deki Maide Suresi’nin 51 ve 52. ayetlerini dikkate almayanların, İslam dünyasının başına ördükleri/ getirdikleri/davet ettikleri bir beladır bu...

Şimdi?.. Evet şimdi, ülke olarak karamsarlığa kapılmadan sağduyuyla, uzgörüyle düşünüp sağlıklı kararlar vermek konumuna geldik. “Eloğlu”nun kendi çıkarları açısından önerdiği görüşlerini dikkate almadan bu coğrafyanın, Türkiye’min öz toprağından yetişip bu ülkeyi “vatan yapıp” bizlere kutsal bir emanet olarak bırakanların öngörülerini/öğretilerini sahiplenip kendi benliğimizi yeniden kazanma durumundayız. Bu sınavı mutlaka, ama mutlaka kazanmak zorundayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com