Dokunmak... Dokunulmak... Dokunmamak... Dokunulmazlık... Bu sözcüklerin anlamları üzerinde durma zamanı olsa gerek... Çünkü Türk siyaset tarihinde nicedir, her seçim öncesi siyasetçilerce -çoğunlukla da muhalefetçegündeme getirilen "dokunulmazlık" sözcüğünün özünde bir koruma, bir imtiyaz, bir üstünlük sağlama ortamı yaratmak olduğunu sanırım bilmeyen yok.

Dokunmak... Bir sakıncası yoksa bir objeye, bir insana dokunmanın ne tehlikesi olabilir ki... İstediğiniz gibi dokunur, çocuğunuzu sever, sevgilinizi öper, kol kola tutar vb...

Dokunulmak ise üzerinizde bir sakıncalı durum yoksa size bir başkalarının dokunması durumu... Eylemi...

Dokunmamak, dokunamamak ise sınırlanırmış bir alana girememek gibi, belli riskler taşıyan bir durumun önceden uyarılmasıyla yaratılan bir ortam...

Peki, Türk siyaset tarihinde nicedir dillendiren ve de mutlaka kaldırılması konusunda iktidar ve muhalefetin zaman-zaman ortak görüşe varıp; sonra taraflardan birinin caymasıyla olduğu yerde duran "dokunulmazlık" zırhının anlamsızlığı ne oluyor?

Bir milletvekiline müvekkili yani seçmeni niçin dokunamaz? Ya da dokunmasın? Bunun anlamı nedir?

Milletvekili, adı üzerinde "milletin vekili..." Millet adına Meclis'te yasama görevini seçimle üstlenmiş kişi... Bir avukat gibi Türkçesi...

Avukat, müvekkilinin aleyhine görüş beyan edebilir mi? Etmemesi gerekir, yoksa müvekkili onu verdiği görevden azleder. Kısacası avukat, her durumda müvekkilinin görüşü/isteği doğrultusunda yasalarla hak arar, araştırır.

Peki, milletvekili?.. Milletvekili de aynı görevi mahkemelerde değil, TBMM'de yapar. Milletin refah ve mutluluğu için, ülkenin bölünmez bütünlüğü için vb. yemin ederek görev yapar.

Yapar da, milletvekili niçin illa da "dokunulmaz" olmak ister? Yani, bu imtiyazı kime karşı kullanmak ister? Tabii ki, içinden çıktığı topluma, onun bireylerine karşı... Ama hani milletvekili milletin içinden çıkmıştı? Şimdi millete karşı zırha bürünmesinin anlamı nereye dayanıyor?

Milletvekili böyle bir imtiyazı kendine sağlarken temsil ettiği toplumdan koptuğunun farkında değil mi acaba?

"Dokunulmazlık" ortada bir sakınca, bir mazeretli durum, bir tehlike olur da; o zaman gündeme gelmesi gerekir. Ama böyle bir durum yokken hele de milletvekilini seçen milletin/ seçmenin; vekiline dokunamaması gülünç bir demokrasi ayıbı değil mi? Yani, bu kadar da mı demokrasi kültüründen yoksunuz? Ya da milletvekili seçmeninde korkuyor, çekiniyor, ürküyorsa o zaman niçin böyle bir kutsal göreve soyunuyor?

*** 

Demokrasilerin temel harcı kültürle atılır. Atıldığı için de Batılı demokrasilerde bizde olduğu gibi acayip karşılanan, demokrasinin ruhuna ters düşen uygulamalar görülmez, yaşanmaz.

Ne dokunulmazlığı? Kimden korkuluyor ki? Bu, yurttaşları bir aşağılama anlayışı değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com