“Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağar” atalar sözünün geçerliliği dama mı atılacak? AKP bunu başarırsa… 

    Nasıl mı?  7 Haziran milletvekili seçiminde “3 dönem” uygulamasına takılan kişilerin tekrar aday olmalarına kapı açılınca “Eski silahlar” diyeceğimiz kaşarlanmışlar hemen sahne-i siyasette yerlerini aldılar. Dahası yer almalarına izin verildi. Çünkü öyle eskisi gibi değil artık… Herkes hizaya gelmek durumunda… Sen istersin ama bakalım seçim listesinde yer almana izin verilir mi? Nitekim parlamentonun gediklisi olmuş kimileri tekrar koltuğa oturmak için müracaat ettiler, ancak bu fırsat kendilerine verilmedi.

    Bu uygulama iyi oldu, kötü oldu. Bunu zaman gösterecek. Ama şimdiden görünen bir manzara var: “Taze kan” arayışına ters düşen bir uygulama mı bu “Geri dönüşler/ricatlar” acaba?

    Dileriz iyi olsun, isabetli bir karar olsun… Çünkü  “Eskiye rağbet”in hiç revaç görmediği bu ülkede öyle olaylar oluyor ki… Ne deneyimin, ne de bilginin  “Bat Pazarı”nda kırk paralık geçerliliği olmuyor. Varsa, yoksa particilik…

    Peki, bünye “Taze kan” istiyor, “Bayat” istemiyorsa ne olacak? İşte o zaman “Eskiye rağbet” olmadığı için bitpazarına da nur yağmayacak, eskilerin pabuçları dama atılmış olacak…

    Bu durum sadece AKP için değil, diğer partiler için de söz konusu… AKP ile söze başlamış olmamın nedeni, “3 dönem” uygulamasından vazgeçilmiş olmasından ötürü… Aslında önceden alınan kararın isabetine biz de katılmıştık başlangıçta… Öyle ya gençlerin de siyasal deneyimlerini zamanı gelince parlamentoda ağabeylerinin yanında olgunlaştırmaları, ülkeye ve ulusa yaralı kararlara katılmaları doğru bir uygulama olarak toplum katında da kabul görmüştü. “İhtiyarlar Meclisi” istenmiyordu… Gençlik düşüncesi, “Dinç düşünce”ydi.

    AKP, 1 Kasım’da “Parti içi seçim sınavı” da mı verecek dersiniz? Versin, vermesin; önemli olan siyasal alanda yaşanan ve ülkeyi etkileyen çalkantıların son bulması… Bu açıdan da deneyime/siyasal bilgi birikime gereksinim olduğunu hepimiz biliyoruz.

    Peki, MHP’ye ne demeli… “Tek seçici”lik geçerliliğini hâlâ koruyor mu?  1950’li yıllarda Türk milli futbol takımını “Tek seçici”ler belirlerdi. Rahmetli Eşfak Aykaç’ın “Tek seçici” olduğu dönemde milli takımımız o dönem dünyayı titreten/yenen Macar milli takımını 3-1 yenmişti.

    Ne dersiniz? Demokrasilerde “Tek seçici”lik hâlâ geçerli mi olacak? O zaman ne gerek var demokrasiye?

    CHP farklı mı?  Hiç değil… Partiler… Al birini, vur ötekine… Aynı ses… Başkalarının demokratik olmayan eylemlerini/uygulamalarını eleştirenler aynı yanlışı yapıyorlar maalesef.

                                                            X   x   x

    Toplumun demokrasiyi tümüyle duyumsaması, hak ve hukukun gerçekleşmesi için demokrasi özleminin önünde duran keyfilikleri kaldıracak çağdaş anlamda “Seçim Yasası” ve “Siyasi Partiler Yasası” çıkarılmadıkça biz çok daha dolaşıp dururuz bu kıyılarda.   

 

İKİNCİ YAZI OLACAK

 

         Trabzonspor  0 – Cüneyt Çakır  1

 

Ayıp… Çok ayıp!..

Cüneyt Çakır’ın  “Ucuz meyhane müşterisi” olması çok ayıp!..

Kokartını kendisi pisletti.

Ne diyebilirim ki?

Küfretsem:  SUÇ…

Övemem: UCUZLADI çünkü…

Peki, ne yapsam bu adamı?

 Temizlenmek onun itirafıyla olur.

Belki o zaman Trabzon’un  “âli spor kamuoyu” kendisini affeder.

Eder ama Trabzonspor’un yüzde 1000 penaltısını VERMEMESİ kaynayıp gitmez.

Yüce Allah  bir gün cezasını VERİR!..

 

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

 Kardeşim,

Benim köşeyi tümüyle siyah zemin yapar mısınız? Tabii ki  (Dostişi) köşebaşlığı renkli kalacak…

Yukarıdaki yazımı “Dostişi” başlığının altına gelecek şekilde dişi olarak (siyah içinde beyaz) yerleştiriniz.  Dişi olarak  (siyah içinde beyaz) basılacağı için yazı o bölüme okunacak harf büyüklüğünde yerleştirilmesini rica ediyorum.

Kolay gelsin.

Selamlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com