Siyasetin hangi noktaya doğru çekildiğini hep beraber görüyor/yaşıyoruz.

Güvensizlik egemen…

Partiler birbirleriyle kavgalı… Anlaşmaları olası gözükmüyor.

Yurttaşlar birbirlerine küskünleştiriliyor. Kişiler arasında giderek zıtlaşan ve büyüyen bir partisel hoşnutsuzluk yaşanıyor.

Kurumlar arasında diyalog sıfırlamış… Biri diğerini tekzip ediyor.

Giderek büyüyen “yalnızlaşan” bir dünya yaratıyoruz kendimize…

***

Bugünün sorunlarını/durumlarını daha önceleri de az-çok yaşadık.

1960 öncesinden… 1970’ler, 1980’lerden ve 1990’lardan ders almamış, ders çıkarmamış bir toplum olduk.

İtirazı olan var mı acaba?

Tarihi algılama konusunda zayıf bellek sahibiyiz maalesef. Oysa tarih bilimi ders almak için, ders çıkarmak için değil mi?

Çağın gerçeklerine ve de gereklerine kulaklarımızı tıkıyor, gözlerimizi kapatıyor, çıktığımız kuleden inebilmeyi unutuyor/korkuyor, “inadım inat” kaprisine kapılıp, kimlik şaşkınlığı yaşıyoruz. Ne olduğumuzu bilemiyoruz.

Umutlarla sarıldığımız yarınlar için araladığımız her kapının arkasında gördüğümüz/yaşadığımız bir “yitik dünya”yı bulmanın acısını/ezikliğini, hüznünü ölçecek aklımız/usumuz bile yok sanki.

***

Beklentilerimizi bekleyerek… Hiçbir çaba göstermeden elde etmek… Sadece umut etmek… İstihareye yatıp kalkamamak…

Bu eylemsizliğe “doğru” diyen de yok aramızda.

Yok ama yinede “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı niçin egemen o zaman?

***

“Üzerine ölü toprağı atılmış” diye bir tanımlamamız var.

Bu deyimin geçerliliği her işe başlarken ifade etmemiz gereken “Bismillah…” azmini unutmamızdan mı geliyor yoksa?

Heyecanımız kalmadı… “Yapmak-başarmakbaşarılı olmak” pozitif olgumuzu unutmuş görüntüsü vermiyor muyuz?

Toplumsal başarının temelinde “toplu olmak-birlik olmak” gerçeğini şu günlerde belleklerimizden hiç çıkarmamamız gerek zor dolu günler yaşıyoruz.

O parti, bu parti ayırımından çok, toplumsal bütünlük için bir ulusal görüş gerçekleştirmek uğrunda “Birlik olmak” gibi zorunluluğu yaşıyoruz bu günlerde… Ama bunu -maalesef-algılayamıyoruz.

Ülkenin bütünlüğünü tehdit eden ve acilen çözümü bekleyen sorunları için ne zaman başlangıç yapacak, “Bismillah…” diyeceğiz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.