İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın sürpriz istifası, siyasetle ilgilenen herkeste haklı bir meraka neden oldu.

İstifanın nedenine ilişkin çok farklı yorumlar yapılsa da, şimdilik bunu devletin zirvesindeki birkaç isim dışında bilen yok!

Gözaltındaki bir emniyet müdürünün, Efkan Ala’nın FETÖ’cüleri koruduğuna yönelik ifade verdiğinden tutun da, Ala’nın, Fetullahçı teröristlerin haberleştiği By Lock adlı programı kullandıkları belirlenen bazı valileri görevden almamakta ısrar ettiğine kadar pek çok iddia dolaşıyor Ankara kulislerinde.

Bu iddialara kulak asıp, Ala’yı töhmet altında bırakmak doğru olmaz.

Önümüzdeki günlerde hepimizi şaşırtacak çok farklı gelişmeler olacağına inanıyorum.

İstifanın gerçek nedenini de ancak o zaman öğrenebileceğimizi düşünüyorum.

Bekleyip, görececeğiz.

***

Bir başka merak konusu da İçişleri Bakanlığı’na neden Süleyman Soylu’nun getirildiğidir.

Çünkü Süleyman Soylu mülkiyeli değil, polis ya da asker kökenli de değil!

İçişleri Bakanlığı, ülkenin iç güvenliğini ve asayişini sağlamak, kamu düzenini korumak, illerin genel idaresini düzenlemek ve mahalli idareleri yönetmek gibi çok önemli görevlerin en üst icra makamı.

Valileri, kaymakamları, belediyeleri, polisi ve jandarmayı yönetecek.

Elbette içişleri bakanının mülkiyeli, polis ya da asker olması şart değil fakat ülke kritik bir süreçten geçerken, bu bakanlığa alışılagelmişin dışında bir atama yapılması bir anda dikkatleri Soylu’nun üzerine çekti.

17-25 Aralık ve özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki süreç iyi tahlil edilirse, İçişleri Bakanlığı’nın Soylu’ya emanet edilmesinin altındaki en önemli nedenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine duyduğu güven olduğu açıkça görülecektir.

Soylu, AK Parti’ye sonradan katılmış bir isim olsa da, başbakanlığından bugüne keder Recep Tayyip Erdoğan’a en yakın isimler arasında yer aldı.

Üstlendiği bütün görevlerin hakkını verdi.

Özellikle 17-25 Aralık 2013 süreci sonrasında FETÖ ile mücadelede gözünü budaktan esirgemeyen bir tablo çizdi.

HDP’li vekile “Kandili başınıza yıkarız” diye bağırdığında, PKK’ya karşı gösterdiği refleksi herkes gayet net olarak gördü.

Tehlike geçtikten sonra demokrasi kahramanı kesilen yüzlerce isim, 15 Temmuz gecesi Ankara semalarında uçaklar, sokaklarında tanklar dolaşırken sırra kadem basmıştı ama Süleyman Soylu sokaktaydı.

O günden beri devletin tüm birimlerindeki FETÖ yapılanmasına yönelik kesintisiz bir mücadele yürütülüyor fakat bunun istenilen düzeyde olduğu söylenemez.

Bürokrasi ve siyaset ayağına yönelik operasyonlar asıl şimdi başlayacak.

Ayrıca bütün terör örgütlerinin Türkiye’nin dört bir yanındaki kalleş saldırılarına karşı cansiperane mücadele veriliyor.

Özetle; devletin içinde ve dışında terörle savaş var.

Bu savaşı yürüten gücün kontrolünün Soylu’ya verilmiş olmasının temel nedeni, milli meselelerdeki tavizsiz duruşu ve güvenilirliğidir.

Zor ve çok önemli bir görevi var.

Allah mahcup etmesin.

Bir de Soylu’nun İçişleri Bakanı olmasının Trabzon’a yapılacak yatırımları nasıl etkileyeceği merak ediliyor.

Hiçbir olumsuzluk yaşanmayacağını, hatta katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Zira Soylu, gerek 7 Haziran gerekse 1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde Trabzon’a söz verirken bakan değildi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğunda Trabzon için ne kadar uğraş verdiyse, İçişleri Bakanı olarak da aynısını yapacaktır.

Üstelik şimdi daha güçlü…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com