Her şeyin siyah veya beyaz kabul edildiği bir ülkeye dönüşüverdik. Aradaki renkleri tamamen aradan kaldırdık. Her konuya kendi tartışılmaz kabullerimizle bakıyoruz. Dün ak dediğimize bugün kara diyoruz ve bunu oldukça makul kabul edip, ölümüne savunabiliyoruz. Hemen her şeyin gerçekliğini değil, kendi bakış açımıza uygun olan halini doğru kabul ediyoruz. Artık bizim ülkemizde uzun zamandan beri tek doğru hiçbir unsur kalmadı. Herkesin kendine göre kabul esasları ve kendi doğruları var artık. Sanal ortamları çok kullanır olduk. Bu ortamlardaki tartışmaların rengi ve tonu, her türlü saygı ve edebin dışında seyretmeye başladı. Sanal medyadaki kolay kahramanlıklar mantık ölçülerini aşarak, geri dönülmez ve kontrol edilmez hal almaya başladı. Herkesin tabii ki bir siyasi görüşü, kabulleri ve duruşu olmalıdır. Görüşlerimizi savunmak, yaymak için asgari saygı sınırlarını korumak çok mu zordur?

Bugün ülkemiz zor bir süreçten geçmektedir. Yaşadığımız coğrafya tarihinin en kanlı ve zor dönemlerini yaşamaktadır. Devletimiz, bütün kurum ve kuruluşları ile kendisine gelen şer dalgalarını savuşturup, ana geminin Ortadoğu’daki kan denizinde yara almadan yeni yüzyıla esenlikle varabilmesi için mücadele içerisinde iç ve dış düşmanları ile boğuşmaktadır. Bütün olup bitenleri sakin ve devletin verdiği bilgilerle değerlendirmekten başka doğru yol da yoktur. Bu devlet bizim son devletimizdir. Sadece bizim değil, yeryüzündeki bütün mazlumlarında umut ışığıdır. Hemen her gün, her taraftan bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız. Algı yönetimi denilen olguya karşı her zaman uyanık olmak zorundayız.

Devlette görev yaptığım zamanlar, sorulan sorulara oldukça rahat cevaplar verebiliyordum. Ama bugün öyle değil. Her tartışmada en önemli güç bilgidir. Birçok konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz. En doğru metot ise devletimizden elde ettiğimiz bilgilerdir. Binlerce yıllık devlet sistemimiz var. Devletlerimizin adları ve yönetim biçimleri değişse de aynı devlet yapılanmasını devam ettire geldik. Şunu kabul etmeliyiz ki devlet bilgileri de kontrollü olarak servis edilir, ama kesin olarak bilinen bir şey ise; bizim devletimiz, dünyanın en şeffaf devletlerinin başında yer alır. Kim aksini iddia ederse etsin bu böyledir. Devletimiz; halkına dönük ilişkilerinde de, dış dünyaya dönük ilişkilerinde de beyninin arkasında başka niyetler taşıyarak tavır belirlemez. Tabii ki diplomasi lisanı var, adabı var, kuralları var, bütün bunlara dikkat edilerek, ülke menfaatlerine azami dikkatle plan ve uygulamalar yapılır.

Eğer bilgileri devlet dışı kaynaklardan edinmek zorunda kalıyorsak, bilinmeli ki bizlere bilgi veren kaynakların çoğunluğu dışarıya bağlıdır ve milli değildir. Bu geçek 150 yıldır böyledir. Medyamızın ekseriyetinin kodları gayrı millidir. Bu millete ve bu ülkeye düşmandırlar. Sömürü ülkelerinin duyunu umumiye memurlarının artıklarıdır. Medyayı perde arkasından kontrol eden baronların ataları da Osmanlıyı yıkan İngiliz Muhibbi Cemiyeti’nin üyeleriydi. Bunlar berrak suları sevmez, dereler hep bulanık olsun isterler. Millete her zaman gösterecekleri bir cambaz yaratırlar. Biz cambaza bakarken de ceplerimizi boşaltırlar. Hiç kaybetmezler. Servetleri ona katlanır ama ‘Mart Kedisi’ gibi devamlı bağırırlar. Dün ak dediklerine bugün kara derler. Milletin önüne yanlış bilgilerle yanlış hedefler koyarlar, halk bu bilgilerle birbirine dalarken arkadan keyifle seyrederler.

İç ve dış terör tehdidi altındaki ülkemizin verdiği mücadelede devletimize her zamankinden daha bağlı ve güvenir olmak zorundayız.

Başka ülkemiz ve devletimiz yok ama yığınla düşmanımız var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.