Türkiye’de siyasetçiler nicedir Anayasa’yı değiştirme derdinde... Sorarsanız daha demokratik bir Anayasa gerekiyormuş... Sanki bu ülkede yürürlükte olan bir Anayasa yok... Sanki yurttaşların hak ve hukukunu koruyan yasalar kaldırılıp atılmış. Tabii ki dünya durmuyor, ha bire dönüyor, sosyal, kültürel, ekonomik ve daha nice alanlar da bu değişimden pay alıyor.

Böyle düşünüldüğünde, tabii ki Anayasa değişsin savını ortaya atmak şimdilerde kimi politikacıların hüneri! oldu. Oysa Anayasa’lar ülkelerin her alandaki düzeninin kaynağı olması itibariyle genel bir çerçeve çizer... “Yaz-boz tahtası” değil ki...

Anayasalar “sarı yapraklı bakkal defteri” de değil... İçeriğine bakıp kimin ne miktar borcu olduğu anlaşılabilsin. Ya da bir sayfasını karalayıp koparıp atabilesin. Yeni Anayasa için çırpınanlar bu yasaların toplum düzeni adına genel hükümler taşıdığını unutup detayların da belirtilmesi peşindeler. Özellikle de ilk üç maddenin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği gerçeği varken bu kısır heveslenmelerini anlamak olası değil. Moda: Anayasa değişsin... Ama niçin? Ufka bakıp, hayal kurup ahkam keserek Anayasa değişikliği hevesine kapılanların Türkiye’nin “Anayasal Gerçekleri”ni çiğnemeye kalktıklarının farkındalar mı acaba?

Siyasetçinin görevi, milletinin ona verdiği görevi ettiği yemin çerçevesinde yapıp, huzur duyarken ülkesi için aydınlık yarınlar hazırlamaktır kuşkusuz.

Bu çok doğru da, acaba demokrasilerin baş koşulu “çok sessizlik” ilkesini; parti içinde ve parlamentoda “grup ahengi sessizliği”ne dönüştüren siyasal anlayışın ne anlama geldiğini hiç düşünen var mı? “Genel Başkan ne derse o... Amenna ve saddakna” anlayışı bizim demokrasi anlayışımızın en zayıf noktası ne yazık ki...

“-Başkanımın her sözü başım üzerine...” anlayışı 12 Eylül’den sonra şekillendirilen demokrasimizin bir ayıbı olarak sırıtıyor. Bu da “Siyasal Partiler Yasası”ndaki Genel Başkan yetkilerinden kaynaklanıyorsa ve bu yasanın mutlaka değiştirilmesi düşünülmüyor da illa da Anayasa yenilensin isteniyorsa böyle bir tutuma üzülmemek ne mümkün.

Önce “Siyasal Partiler Yasası” ve de “Seçim Yasası” demokratik mi? Seçimler bu yasalara göre yapılıyorsa -ki yapılıyor- o zaman hem bu iki yasayı, hem de sonucunu milletin/seçmenin tartışması gerekmez mi?
 

Ortada çıkan, duyulan bir ses olmadığı için iktidar, takmış peşine muhalefeti yeni Anayasa yapmaya gidiyor. “Al gülüm, ver gülüm...” örneği... Muhalefetten birisi çıksa da bu tezadı işaret etse hiç gam yemeyeceğim. Sağ olanına selamet, ölenlerine rahmet diliyorum:

“-Nerelerdesiniz DP’nin ‘Yaylacılar Grubu’...?”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com