2007 ve 2011 seçimleri sonrasında AK Parti’nin doğu ve güneydoğudan aldığı oylar ile PKK unsuru bağımsız adaylara karşı gösterdiği seçim başarısı, Türkiye kamuoyunda hak ettiği yankıyı hiçbir zaman bulamadı. Hâlbuki sadece bir parti, ‘Türkiye partisi ve kalkınan Türkiye sloganıyla’ bölgede bayrak gösterebiliyordu. BDP, Iğdır Belediye Başkanlığı’nı kazandığında BDP’lilerin ‘Kürdistan’ın yeni sınırı Iğdır oldu’ çıkışları vicdanları yaralıyordu ama kısa zamanda unutulup gitmişti. Nasılsa o bölgeden sorumlu parti AK Parti’dir, sorun onun sorunudur anlayışı bütün ülkede hâkimdi.

AK Parti bütün bölgede Türkiye’yi temsil ediyor, her yerde parti olarak boy gösteriyor, her şehirde Türk bayrakları ile mitinglerini yapabiliyordu. Ana muhalefet partisi CHP ise uzun zamandır bölgedeki mecburi hizmetini tamamlamış memur havasında, batı illerinde, Ege ve Akdeniz sahillerinde ayaklarını suya sokarak, iki laiklik, üç Atatürkçülük diyerek siyasi hayatını mutlu bir şekilde sürdürüyordu. Türk milliyetçilik bayrağına sıkı sıkıya sarıldığı iddiasında olan MHP’nin ise doğu ve güneydoğuda ne teşkilatı kalmıştı ne de seçmeni. Onlar da oldukça rahat bir şekilde orta anadoluda hayatlarını sürdürüyorlardı. Varsın oralarda AK Parti ne yaparsa yapsın, nasılsa onlar PKK ve türevleri ile boğuşur, biz de uzaktan izleyip ahkâm kesmeye devam edelim derdindeydiler. Yaptıkları tek siyasi etkinlik şehit cenazelerine katılmak oluyordu.

AK Parti’nin bölgeyi Türkiye’ye bağlayan en önemli bağ ve bölünmeye karşı en büyük engel olduğunu, yeminli Erdoğan düşmanları ve AK Parti nefreti ile gözleri kararıp, beyinlerini kilitleyenler haricinde bilen biliyor, gören görüyordu.

Ben, her zaman AK Parti’nin bölgedeki rolünü ve pozisyonunun çok önemli olduğunu, ülkemiz için hayati derecede olduğunu bütün çevreme dilim döndüğünce yıllardır anlatmaya çalışmıştım.

Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, Türkiye’nin üzerinde Türk bayrağını dalgalandırabilen tek partinin AK Parti olduğunu ve yine, partinin bu rolünün tarihi önemde olduğunu, bunun kıymetinin herkes tarafından bilinmesi ve takdir edilmesi gerektiğini savuna geldim. Ne CHP, ne de MHP bölgede hiçbir şekilde yoklardı. AK Parti olmazsa oraların kime kalacağının, doğudaki AK Parti varlığının, Türkiye’nin bütünlüğü için olmazsa olmaz olduğunun idrak ve teşvik edilmesi gereğini hep önemsedim ve vurguladım.

Iğdır’da Kürdistan sınırını çizdik’ diyenlere karşı en büyük engel, Ankara’nın temsilcisi olarak, bölgede yalnız başına bunlara karşı mücadele edebilen tek parti AK Parti ve tek lider Erdoğan’dı. Bu tespiti Türkiye düşmanları da yapıyordu.

Kürtleri Ankara’ya bağlayan tek lider olan Erdoğan bölgeden bertaraf edilmeliydi. Büyük bir proje ile iç ve dış şer eksenleri, medyaları ile baronları ile aynı hedefte birleştirildi. Zaten ülkede siyaset üretemeyen CHP ve MHP’nin başardığı tek şey, seçmenlerine enjekte ettikleri Erdoğan düşmanlığı idi. Kürtleri de Erdoğan düşmanlığı eksenine çekerlerse işi bitireceklerdi. Gezi’de sol cenahı cemaat ile tamamıyla tahkim ettiler,17-25 Aralık operasyonu ile de daha önce cemaatle sürdükleri MHP tarlasından ürün devşirmeye başlamışlardı.7 Haziran’a girerken her şekilde cilalanan, yalanıp yutulan Selahattin Demirtaş ve partisi HDP ile altın vuruşu yapacaklardı.

Nitekim yaptılar. CHP milletvekili Şafak Pavey seçim sonrasında Selocan’a “Siz ve biz iyi silkeledik, beraber başardık” diyordu. Evet başarmışlardı. AK Parti bölgeden büyük ölçüde çıkarılmıştı. Herkes mutlu olabilirdi. HDP’liler Erdoğan’ı doğuda yenmenin hazzıyla mutluluk sarhoşu olup, çözüm sürecini bitirip, PKK’nın gölgesine sığınırken, büyük zafer kazandığını ilan eden Kılıçdaroğlu, hükümet hayalleri ile salınıp duruyordu. Diğer zafer sahibi Bahçeli ise bu zaferi ara zafer ilan edip, AK Parti’ye ölümcül darbeyi bir sonraki seçimde vurmak için kendini geriye çekip, taktik üzerine taktik geliştiriyordu. Doğuda Kürt düşmanı ilan edilen AK Parti’nin bölgeden çıkartılması, HDP projesi ile büyük ölçüde başarılmıştı.

Projenin esas sahipleri ise “Bu yüzyılın Selahattin Eyyubisini, yeni Anadolu dirilişini durdurduk”diye manşetler atıyorlardı.

AK Parti’nin yerini bölgede HDP almıştı. Alırsa alsın. Bahçeli’nin hiç umurunda değildi. “Düşman kardeşliği”idi önemli olan.

En büyük düşman ise tabiî ki Erdoğan’dı. HDP doğudan Kürt düşmanı diyecek, MHP, Türk düşmanı deyip saldıracak, CHP batıdan laiklik elden gidiyor diye vuracak, cemaat dış dünyayı organize edecek ve düşman yenilecekti.

Biraz Pirus zaferini andırıyordu ama olsun.

Bölgeden AK Parti’nin çıkarılmasıyla bayram eden CHP ve MHP liderleri, peş peşe gelen özerklik taleplerine karşılık ne düşünüyorlar henüz bir bilgi sahibi olamadık. Zaten bu konular da onları pek ilgilendirmiyor.

Proje sahipleri ilk raundu kazanmışlardı. Ama maç yeni başladı.

Bu millet Anadolu’ya geldiği andan bu yana bin yıldır nice saldırı, ihanet, aymazlıklara şahit olmuştur. Bu günde olan biteni, hainleri, art niyetlileri, kullanışlı aptalları ve aymazları büyük bir dikkatle izliyor.

Böyle devirler bu topraklarda çok yaşanmıştır. Bedeli de ağır şekilde ödenmiştir. Ama artık ödeyecek bedel kalmamıştır.

Bedel ödeyecek olan millet değil, millet düşmanları olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.