Darbe girişimine ilişkin her gün ortaya çıkan yeni bilgiler, ülkenin gerçekten büyük tehlike atlattığını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Her ne kadar binlerce gözaltı ve tutuklama yapılmış olsa da, tehlikenin tam anlamıyla geçtiğini söylemek mümkün değil.

Çünkü devletin tüm kurumlarında 50 binden fazla insanın açığa alınmasına ve OHAL ilan edilmesine rağmen, her sabah ülkedeki tüm vatandaşların cep telefonlarına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adıyla, “Direnişten vazgeçme, meydanlardan çekilme” mesajları gönderiliyor.

Milletin refleksinin diri tutulmaya çalışıldığını anlıyoruz fakat ortaya çıkan önemli tehlikeye dikkati çekmek gerekiyor.

Televizyonlar kısa aralıklarla darbecilerin katliam planlarını, hepimizi dehşete düşüren görüntüler eşliğinde kısa aralıklarla son dakika haberi olarak veriyor.

Buna bir de siyasetçilerin Fetullahçı terör örgütüne yönelik her gün daha da sertleşen mesajları eklenince, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönül vermiş milyonların öfkesi kabarıyor.

Sokaklarda ‘idam’ ve ‘intikam’ çığlıkları atan insanların, sembolik darağaçlarında darbecilerin maketlerini ipe çekmeleri, gittikçe büyüyen öfkenin dışa vurumudur. Bu öfkenin oluşturduğu tehlike; düne kadar Fetullah Gülen hareketini Allah rızası için kendilerini eğitime adamış bir topluluk olarak görüp, elinden geldiğince destek vermiş ama asla bir terör örgütü olduğunu fark edememiş, tabandaki masum insanlara yönelebilecek saldırılardır.

Empati yapalım.
Bu ülkede generalliğe kadar yükselmiş koskoca paşaların, aslında maşa olduğunu hepimiz darbe girişimden sonra öğrenmedik mi?

O kara geceyi yaşamasaydık, Türk subaylarının savaş uçakları ve helikopterlerle kendi halkını bombalayacağına, tanklarla insanların üzerinden geçeceğine hangimiz inanabilirdik?

Bu örgütün üst yönetiminde görev almış kim varsa deşifre edilip en ağır cezaya çarptırılmalıdır, amenna.

Fakat tabandaki masumların çok iyi ayırt edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ihanet şebekesinin gerçek yüzünü devletin istihbarat birimlerinin yıllarca tam olarak deşifre edemediği(!), hatta eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bile ahmaklığı kabul edip “Bu yapının terör örgütü olduğunu darbe gecesi öğrendim!” dediği bir ortamda, sırf inancı nedeniyle kendisine yakın bulduğu bir oluşuma kurban derisi bağışladı diye, bir masumu terörist saymak vicdani olabilir mi?

Anlatmak istediğim şudur;
Bugün, silahlı bir terör örgütü olduğunu bütün dünyanın açıkça gördüğü bu yapı, yıllar yılı masum insanların dini duygularını kullanarak büyüdü.

Haliyle tabanında, tepedekilerin ihanet şebekesi olduğunu bilmeyen/bilmesi de mümkün olmayan yüz binlerce insan var. Onları iyi ayıklamak lazım… Yoksa gaza gelerek bu insanlara yönelik yapılacak her türlü saldırı, yine darbecilerin işine yarayacaktır.

İç barışı bozup, insanları birbirlerine düşürmelerine izin vermemek için, çok dikkatli ve sağduyulu olmak gerekiyor.

Boğaz Köprüsü’nün üzerinde, oraya komutanları tarafından tatbikata gidiyoruz diye kandırılarak getirilmiş Mehmetçikleri kırbaçlayan öfkenin, başka masumları da linç etmemesi için uyarayım istedim.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr