Halk arasında kimi kişiler için “gün görmüşgeçirmiş” sıfatı kullanılırdı eskiden. Böyle kişiler “feleğin çarkından geçmiş” olan durumlarıyla toplum içinde birer “Çokbilir Tahir”diler.


Aklın ermediği kimi konularda böyleleri imdat kapısı olarak gö-rü-lür-dü. Şimdi öyle mi? Herkes “bilmiş”, herkes “ali’yyülâ:lâ”/çok bilgili!


Okumanın hem göz zafiyeti yaratmasına, hem de yorucu olmasına karşın televizyonun komprime, küçük/kırıntı bilgileri kulak yoluyla nadas halindeki beyinlere serpme kolaylığı var günümüzün. Temel bilgi sevdalanmamız olmadığı için hep sathi bilgilerle “piyasa yapar olduk” ne yazık ki… O nedenle de hep yufka denizlerde yüzer olduk.
 

“Okuyup da ne olacak?” ukalalığı bizim gibi

toplumlarda -ne yazık ki- hâlâ geçerliliğini

koruyor.
 

Öte yandan öğrenme serüveni peşine takılıp yaşamının her anında kitap okumayı kendilerine yaşam tarzı görenlerin ise pantomim yapar yalnızlığı var ülkemizde.


Televizyonların durumunu, “hal-i pü’rmelali”ni görüyoruz da, bu durumun sahibi konumundaki “RTÜK ne diyor ?“ acaba sorusu geliyor usumuza/ aklımıza.


Konu bizlerin değil onların sahası… İster gol atar, ister topu taca atar ya da ofsayda düşer. Ama sahaya çıkıp oynarsa tabii ki… Gazete okuma olsa insan istediği gazeteyi alıp okur. Televizyon öyle mi? Açıyorsunuz ekranı, önünüze her türlü olumsuzluk haberi oluk olup akıyor. Aile yaşamı, sosyal yaşamdaki  kimi çarpıklılar dizilerle -sanki bir hünermiş gibi- sunuluyor izleyenlere. “Yaygın” gazetelerde ise öteden beri süregelen magazin yangını alev-alev yükseliyor. Bu kesimdeki arkadaşlar sanıyorlar ki; gazeteleriyle verdikleri magazin ekleri/ilaveleri Anadolu’da okunuyor. Kafasını kuma sokup gerçeği görmeme şaşkınlığı maalesef bu manzara…


Nerede o 1950-60’lı yılların hep 6-8-10 sayfalık gazeteleri? Hafta sonlarında okurlara verilen bilgi dolu ekler/ilaveler... Gazeteler de; ekleri de sadece o gün için değil, yarın için de bilgi kaynağı olduğu için saklanır, atılmazdı.


Bugün öyle mi? Hangi gazetenin yarına kalır içeriği var? “Yaygın gazeteler”in sayfalarında kültür/sanata ne kadar yer ayrılıyor?


Var da, yok da magazin… “Yaygın basın”ın bu yanlışına “yerel basın”ın düşmediğini görmek güzel bir manzara bugün için.


Gazete okurluğunu “magazin” alanından çekip çıkardığımız gün hem kendimize gelecek, hem de insanımızı ve ülkemizi daha çok sevip, tanıyacağız. O zaman da daha sağlıklı okuyacak, bilgi birimimizin temeli olacak, kendimize güvenimiz artacak.


Kısacası, medya alanında “günü kurtarma” ve daha çok kazanma çabalarıyla “yediğimiz hurmalar, yüreğimizi tırmalar” noktasındayız bugün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.