Demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçen darbe girişiminde 62’si polis, 5’i asker, 173’ü de sivil olmak üzere 240 kişi şehit oldu, bin 535 kişi de yaralandı.

Şerefli ordumuzun üniformasını giyen bir grup şerefsizin, savaş uçakları ve helikopterlerle kamu kurumlarını ve TBMM’yi bombalaması, Cumhurbaşkanı’nı öldürmek istemesi, masum insanların üzerinden tankla geçmesi ve kendilerine engel olmak isteyen asker, polis, vatandaş herkese kurşun yağdırması, toplumda sadece bir travmaya değil büyük bir öfkeye de neden oldu.

Sokaklarda günlerdir ‘İdam istiyoruz’ diye haykıran vatandaşların kızgınlığını anlayışla karşılamak mümkün fakat devletin sorumluluk kademesinde bulunan bazı isimlerin, bırakın halkı yatıştırmayı kendi öfkelerini dahi kontrol edemeden yaptıkları açıklamaları hayretle izliyoruz!

Mesela Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, darbeye teşebbüs edenlere karşı milletin meşru müdafaa hakkını kullanabilmesi için, herkesin ruhsatlı silah almasına olanak sağlayacak bir yasal düzenleme istemiş!

Hukukçu bir kişiden, üstelik Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak görev yapan bir kişiden böylesine tehlikeli bir öneri duymak, gelecek adına gerçekten ürpertici!

Soralım;

Darbecilere karşı milyonlarca insanın silahlanmasını savunmak, halkın güvenlik güçlerine karşı her an eli tetikte beklemesi gerektiğini düşünmek değil midir?

Devletin güvenlik güçleri dururken, üstelik suç işleyenin cezasını hukukun vermesi gerekirken, her bireyin kendi silahıyla hak aramaya girişmesi, iç barış açısından en az darbe kadar tehlikeli olmaz mı?

Ne demek darbecilere karşı silahlanma hakkı?

Bu ülkede her gün darbe mi oluyor, ya da insanların o silahı sadece darbecilere karşı kullanacaklarına dair bir garanti mi var?

Bireysel silahlanmanın en küçük tartışmalarda bile nasıl vahim sonuçlar doğurduğuna hemen her gün şahit olduğumuz bir ortamda, böyle bir önerinin mantığı olamaz.

İnşallah Malkoç o sözleri bir anlık kızgınlıkla söylemiştir ve en kısa zamanda düzeltir.

***

Bir başka tuhaf çıkış da Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan geldi.

Diyanet, darbecilere hiçbir cenaze hizmeti verilmeyeceğini ve cenaze namazlarının kılınmayacağını açıkladı!

Darbecilere duyulan öfkenin zirve yaptığı bu günlerde, Diyanet’in bu açıklaması birilerine hoş gelebilir.

Fakat hatırlatmak gerekir ki; ölüden hüküm kalkar.

Bizim inancımıza göre ölülerin cezasını, ebedi âlemde Yüce Allah verir.

Teröristler ve çocuk tecavüzcüleri gibi aşağılık yaratıklar ile her ne sebeple olursa olsun masum insanları katleden caniler için aynı refleksi göstermeyen Diyanet’in bu açıklamasını, fazlasıyla siyasi bulduğumu belirtmek isterim.

***

Elbette demokrasiye müdahale kabul edilemez, darbe savunulamaz.

Zira darbeler, hukukun üstünlüğünü ortadan kaldırır, hukukun üstün olmadığı bir ortamda da demokrasi olmaz.

Çok şükür darbeciler başarılı olamadı ve gözaltına alınıp tutuklandılar, tutuklanıyorlar.

Devlet tüm birimleriyle yönetime hâkimdir ve hukuki süreç işlemektedir.

İnanıyorum ki yargı, gerekli ayıklamayı yaptıktan sonra vatana ihanet suçunu işleyenlere en ağır cezayı verecektir.

Dolayısıyla bugün ne dirileri daha kolay öldürebilme koşullarını, ne de ölülerden öç almayı tartışmamalıyız.

Bugün ihtiyacımız olan en önemli şey, millet olarak omuz omuza verip, her koşulda demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr