Ben mi yaşlandım, çok mu duygusal oldum pek anlamıyorum ama son zamanlarda üst üste gelen şehit haberleri, yakınlarımızın ölümleri artık bayağı etkili olmaya başladı. “Her ölüm erken ölümdür” demiş şair: Ne yaparsın ki kaçınılmaz son. Hepimiz musalla taşına yatacağız. Geride boşlukta bırakmış isek, sadece onun izi kalacak! Yoksa hava cıva!

Hafta sonunda şehit cenazeleri dışında Trabzon çok değerli iki evladını daha yitirdi. Önce Kazım İskender’i kaybettik! Sabah saatlerinde bizzat kendi hazırlanıp diyaliz merkezine giden Kazım Ağabey burada geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etti. Rahmetli Kenan İskender’in ağabeyi olan Kazım İskender, Trabzon’un kent kültürünü yaşatan değerlerinden biriydi. Cenazesinde her kesimden insanın oluşu doğaldı. Çünkü nerede ise karınca ezmezdi Kazım Ağabey...

Ve bir de Hazmi Solmaz’ın ölümü yıktı dostlarını… Ve de önemli bir dersle göçüp gitti sevgili Hazmi… Hazmi Solmaz bir zamanlar Kuzgundere diye bilinen sonra Zafer Mahallesi’ne dönüştürülen ve geri dönüşüm projesi nedeniyle artık olmayan mahallenin uç bir delikanlısı idi! Ülkücü idi. MHP İl yönetiminde de görev almıştı. Gülbahar Hatun Cami’inde kılınan cenazesinde ise her kesimden insan vardı! 12 Eylül 1980 öncesinin hızlı ülkücüleri, hızlı devrimcileri, sağcıları, solcuları, akıncıları hep Hazmi’nin cenazesinde idiler! İnanılmaz naif, harika bir görünüm…

Demek ki ölümler hangi görüşte olursa olsun insanları birleştiriyor. İnsanın içinden -kim haklı kim haksız diye düşünmeden- “Keşke 12 Eylül öncesi de böyle olabilseydi” diyesi geliyor! Hayatımızda “keşke”lerin olmaması için yaşadığımız anın kıymetini, değerini, arkadaşlıkları, dostlukları bilelim derim… Şehitlerimize, İskender ve Solmaz’a rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

BEŞİRLİ!
“Artık gençlik bir başka mirim!!!” Orta yaşlı hemen herkesin bilindik repliğidir bu söz… Evet, gençlik gerçekten bir başka şimdilerde… Değişiklik olsun diye muhit değiştirdik ve yaklaşık 3 buçuk yıldır Beşirli’deyim! Geldiğimizden beri gürültüden, patırtıdan, tozdan, dumandan kurtulamadık. Hele bir de yağmur yağarsa Beşirli’nin ana caddesinin çilesi hiç bitmiyor. Sadece bunlar mı? Ne gezer? Özellikle sıcak yaz gecelerinde Beşirli Devlet Sahil Caddesi tam bir Bağdat Caddesi oluveriyor! Çünkü, gençler nerede ise kamikaze gibi kullandıkları araçları ile son gaz, patlak egzostlarla bağırta bağırta gece yarıları, hatta sabahlara kadar milleti canından bezdiriyorlar! Eski araç, yeni araç, motosiklet hiç fark etmiyor. Akşam saatlerinden itibaren başlıyorlar. Bir de civardaki otellerde yapılan nişan, düğün gibi etkinliklerde kullanılan patlayıcı maddeler! Ne tuhaf şimdiye kadar kaç kez ikaz ettimse hiçbir yetkiliden ses duymadım. Bunu önlemek çok mu zor? Ve gençler! “Yetkililer”in bir şey yapacakları yok! Belki biriniz okur da insafa gelirsiniz! İnsanları gece yarıları rahatsız etmekten hangi bilinmez zevki alıyorsunuz? Çoluk, çocuk, yaşlı, hamile ya da hastaları da mı düşünmüyorsunuz? Sizin hiç böyle bir yakınınız olmadı mı? Birinin bir cevabı var mı?

***

GÖREMEDİKLERİM!
Samimi olarak yazıyorum: Trabzonspor’da iyi, güzel, umut veren hangi gerçekler var, ya da yaşanıyor da ben göremiyorum! Evet, sevgili dostlar biri bana anlatsın ve birileri beni ikna etsin. “Şu, şu, şunlar güzel, umut verici, şunun geleceği parlak!” desin de inanayım, tatmin olayım! Öyle ya olur da ben yanılırım. Milleti yanıltmayayım. Yarın yalancı durumuna düşmemiş olurum. Evet, bekliyorum…

Şimdilerde herkes, her şeyi biliyor! Ahkam kesiyor, milleti de yanıltıyor! Biliyorsunuz “yanılmak” yaygın şekilde moda oldu ya!!! Din tacirlerinden kurtulamadık, şimdi de varsa yoksa “umut tacirliği” revaçta!!! Arkadaşlar, dostlar, tanıyan, tanımayan cümle alem: Size sesleniyorum. Şimdiye kadar kimseyi yanıltmadım. Yalan yazmadım. Olmayanı olmuş, olanı olmamış gibi hiç göstermedim. Yanılmış olabilirim ama asla kasıtlı yapmadım.

Demem o ki çoklarının aksine ne yazık ki umut dağıtamayacağım! Görüyorum, izliyorum, ölçüyorum, biçiyorum, diğer takımlarla kıyaslıyorum ıhhh! Kısaca dostlar yanılmayı, iki seksen uzanmayı çok istiyorum, “Aha sen böyle böyle yazdın ama, bak takım şakur şukur oynuyor, sonuç alıyor, bizi mest ediyor!” denmesini, birilerinin bunu söylemesini, bana dünyanın kaç bucak olduğunu göstermesini istiyorum! Sahi sizlerin görüp de benim görmediğim, göremediğim ne var Trabzonspor’da?

ts-037.jpg

Hadi yanıltın beni! Mahcup olayım, utanıyım da aranıza çıkamayayım! Değerli okurlar, sevgili dostlar: “Geçiş dönemidir, alışma sürecidir!” falan anlamam! Bu takımın adı Trabzonspor ise öyle “Bir şey beklemeyin”le geçiştirilemez! Forması Bordo-Mavi ise en kötü ihtimalle ilk 4’ün içinde olması, yani Avrupa Kupaları’na katılma hakkını elde etmesini istemek en tabii hakkımdır! “Geçen sezonu hatırlayın!”ı da dinlemem! Her şeyi biliniyordu, her şey apaçık ortada idi… Kaldı ki Trabzonspor ekonomik olarak hiç de küçümsenmeyecek paralar harcadı. Siz de bizi çok ucuz harcamayın!

***

ACELENİZ NE?
Akyazı Stadyumu’nun üç - beş hafta sonra açılması planlanıyor!!! Daha henüz çimleri yeşermemiş ama olsun! Ligin 5’inci veya 7’inci haftası sonunda Akyazı’yı hizmete açma düşünceleri hakim!!! Hem de acil bir şekilde! Yüz defa söyledik ve yazdık. Aceleniz ne? akyazi-004.jpgBakın bu çalışma temposu ile ne yaparsanız yapın Akyazı’yı düşündüğünüz tarihlerde hizmete açarsanız bir sürü sorun çıkacak! Üstelik biyolojik engel var! Bir sürü sorunu artık yüklenici firma değil siz, yani Trabzonspor’u yönetenler çözmek durumunda kalacak! Kısaca artık paralar da kulüpçe ödenecek! Nasıl yapacaksınız bu işi? Bence yeni stadın açılışını devre arasına kadar öteleyin! Her şey hazır olsun, taraftarın önüne öyle çıkın! Birkaç aylık öteleme Trabzonspor’u bundan daha kötü yapmaz. Hem sahada, hem ekonomik olarak… Kapiş!

***

AKÇAY AVRUPA’DA TEK!akcay-002.jpg
Birisi sanal medyada paylaştı ama bir türlü çıkaramadım! Şöyle diyordu “Onun adı imparator değil sadece Mustafa Reşit Akçay!” Kim yazmış, kimin aklına gelmişse helal olsun! Çünkü Mustafa Reşit Akçay’ın sadece adı yeter! Çünkü Akçay, Trabzonspor’la 12, Osmanlıspor ile de 6 olmak üzere tam 18 maçta da yenilgi yüzü görmedi ve Avrupa’nın şu anki en başarılı teknik adımı olma unvanını kazandı. Kutluyorum!

***

KUHLA BUTİK OTEL!
Trabzon’un yaygın markalarından ve kısa adı KİO diye bilinen Kenan İskender ve Ortakları’nca yaptırılan 6 katlı ve 24 odalı suit otel tamamlandı! Yomra’nın Kaşüstü mevkiinde 3 bin 500 metrekarelik kapalı alanı bulunan ve 8 ayda tamamlanan suitte yok yok! Özellikle kalabalık Arap turist aileleri için dizayn edilen ve Kaşüstü’nün eski adı olan “Kuhla” ismi verilen butik otel eylül ayında hizmete açılacak. Butik otelde şimdilik 20 personel istihdam edilecek. Böylece Trabzon’a birçok yatırım yapan Kenan İskender’in adı öldükten sonra da anılmaya devam edecek.

***

ŞİKE VE AZİZ YILDIRIM!
Aziz Yıldırım, gündemi sürekli meşgul ediyor! Eğer takımı kötü sonuç almışsa, mesela Şampiyonlar Ligi’ne girememişse absürt bir konu atıyor ortaya ve gündem sapıyor! Takımı yenildi mi hemen taşa dalıyor. Şimdi yine puan yitirdiler. Muhtemel başka konularla gündemi değiştirmeye çalışacak. Her konuştukça batağa saplanıyor. Bizzat kendisinin organizesi ile yaptıkları şikeye kılıf uydurmaya çalışıyor. Bunu yaparken de herkese çamur atıyor. Suçluluk duygusu olsa gerek…

Şike ve teşvik konusunda çok fazla konuştum, yazdım, 555 sayfalık “Şike Şike Tapeler Yalanlar Gerçekler” adlı bir kitap hazırladım. Yazdıklarımın, söylediklerimin hepsi belgeli, kanıtlı idi. Kafadan uydurduğum hiçbir konu yoktu. Ama Aziz Yıldırım ve yandaşları sürekli yalanlarla milleti kandırmaya çalışıyorlar. Hoş “kanmaya, kandırılmaya” temayüllü bir milletiz ya çok “aldananlar” var!!!

Yıldırım ve avanesinin tek sığındıkları gerekçe: “Delillerin usulsüz toplanması!!!” Öyle diyorlar ama hayır, deliller usulüne uygun toplandı. Çünkü yasa; şike ve teşvik olayı meydana çıktıktan, yani 3 Temmuz 2011’den sonra değiştirildi. Tüm aşamaları tamamlanmış, şikenin hem Türk Mahkemeleri’nde, hem Yargıtay’da, ardından UEFA’nın tüm birimlerinde tespit ve tescil edilmesinden sonra şike ve teşvik yasası değiştirildi!!! Ki bu da yasal olarak tartışması gereken bir mevzuu… Çünkü olay ne olduğu belirsiz “yeniden yargılama ve beraat” kararından sonra yine Yargıtay’da bekliyor!

aziz-001.jpgBütün bunları kenara bırakalım ve Fenerbahçe’nin “Tapeler geçerli delil olamaz!” iddiasına gelelim: Eğer tapeler delil sayılamaz ise tüm Fenerbahçeliler söz birliği etmiş gibi “Ama sizin de Sivas’a gönderdiğiniz “balıklar” ne olacak?” sorusunu sorarlar? Yani onlara göre, tapeler geçerli değildir ama eğer Trabzonspor’un aleyhine kıl kadar tape veya ipucu varsa o zaman geçerlidir! Öyle mi?

Kısaca hiçbir mahkeme şike yoktur demiyor, Fenerliler de… Sadece “deliller usulsüz toplandı!” diyorlar! İş üstünde yakalandılar ama yalanlıyorlar: “Şike yaptı isem Fenerbahçe için yaptım!”, “Biz şike yaptık ama herkes yaptı”, “Herkes şike yaptı ama radara biz yakalandık” diyenler kimdi?

Şimdi de işin içine FETÖ’yü soktular! Her şeyi o yapmışmış!!! Eee, FETÖ’cü hakimleri ve savcıları kendi talepleri olmadığı halde Fenerbahçe Kulübü’ne kim üye yaptı? Onlarla kendi tesislerinde çift kale maçını kim oynattı? Üstelik, “Bursa’nın şampiyonluğu da incelensin. Bursa’yı da FETÖ şampiyon yaptı” diyen Aziz Yıldırım, Bursa’nın şampiyonluğundan çok sonra FETÖcü hakim ve savcılarla kendi tesislerinde maç oynamadı mı?

Ve hiç utanmıyorlar. Bizim yazdıklarımızı taraflı görüyorlar da Erman Toroğlu’nun, Ahmet Çakar’ın, Hınçal Uluç’un, Fatih Altaylı’nın daha birçok kişinin adeta köpek yese kudurur tarzındaki kurşun gibi laflarını yiyip yutuyorlar! Bunları yutmak için mide değil başka şeyler gerekli!!!

***

HOŞ BULDUK HİKMET AĞABEY!
Yazılarının yanı sıra ülkenin en kaliteli karikatüristlerinden biridir Hikmet Aksoy… Ülke içinde ve yurt dışında sayısız karikatür sergisi açmıştır. Türkiye’nin 81 ilindeki gazetelerde her gün karikatürleri yayınlanır! Trabzon Basını için büyük bir değerdir. Ağabeydir… 40 küsur yıldır tanırım kendisini… Naiftir, zariftir, lafını bilen, hakkı teslim edendir. Hasılı camiamızda nesli tükenenlerdendir Hikmet Aksoy…

Onunla hep arkadaş, dost kaldık ama hiçbir zaman aynı kurumda çalışmadık! Mesleğimizin neredeyse sonuna gelirken nihayet İlkhaber’de buluştuk! Artık aynı gazetede buluştuk! O kadar güzel bir “hoşgeldin” yazısı yazdı ki gerçekten mahcup oldum…

Sevgili Hikmet Aksoy; sevgi, saygı, hoşgörü, muhabbet karşılıklıdır. Bir insan karşısındaki için “zorlama” ya da “ısmarlama” övgü yazısı yazamaz! Bu sadece içten gelen, samimi bir duygudur. Bu nedenle benim için dilediğin tüm güzellikler seninle de olsun dileklerimi iletiyor ve “Hoşbulduk sevgili Hikmet Ağabey” diyorum! Aynı şekilde Turgay Beşyıldız’a ben hoş geldin diyorum! Ondan iki gün önce ben gelmiştim ya!!!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.