Önceki gün Kilis'te, Suriye'den atılan katyuşa roketleriyle dehşetli anlar yaşandı. Kent merkezine düşen roket nedeniyle dört kişi yaşamını yitirdi. Aynı gün Nusaybin ve Van'da güvenlik güçlerimiz 2 şehit verdi.

Her şey olağan gibi...

Bir kent merkezine bomba düşüyor, 4 kişi ölüyor. Sanal ortamda gazete sayfalarına bakıyorum, sadece bir gazete haberi manşetten duyurmuş. Diğerleri üzerinde durmayıp gazetenin etek diye tanımlanan bölümünde 2 ya da 3 sütun üzerinde değerlendirmiş.

Niçin böyle yapıldı diye gazetelerin haberlerini ayrı ayrı okudum.

Aman Allah'ın bu ne anlayış, bu ne insanlık hali...

Gazeteciliğimden utandım. Hala da utanıyorum. Benim camiamda böyleleri de varmış.

Katyuşa roketi atılmış, Kilis kent merkezinde 4 kişi ölmüş ya, bu dört kişi Suriye'den ülkemize sığınanlarmış... Dikkat ettim, haberi 2-3 sütun üzerine değerlendiren gazeteler özellikle buna vurgu yapmışlar.

Yani, yurttaşlarımızdan kayıp yok... Kalan sağlam biziz ya, sorun yok!

Peki, -hiç kimse dilemez yayurttaşlarımızdan ölen olsaydı, bu gazeteler nasıl bir değerlendirmeyle okurları önüne çıkacaktı acaba?

Sanmıyorum, haberi yine olağan gibi değerlendirecek... Ya da geçiştirmeye çalışmayacakları ne malum?

Kimilerinin kafaları narkozlandı bu konuda...

Oysa savaş, Güneydoğu'da bu roket atışlarıyla kapımızı çalıyor. Bir değil, iki değil... Gelecek günlerin ne getireceği için falcı olmaya gerek var mı?

Ortadoğu'da yaratılan huzursuzluğun her ülke için nasıl başladığını, nasıl geliştiğini bir düşünür müsünüz? "Büyük Ortadoğu Projesi"nin son halkaları için uygulamalar yapılırken Türkiye'de yaratılan siyasal huzursuzluklara hep dikkatler çekilmek isteniyor. Bu ortam üzerinden dinmeyen polemikler, bitmeyen bir siyasal huzursuzluk yaratmak isteyen dış odaklar planladıkları oyunu gerçekleştirmenin peşindeler.

Türkiye'yi bölgede güçsüzleştirip, bölmenin peşinde olanlar var Batı'da... Hem de bunlar sözde dostları Türkiye'nin...

Şimdi düşünelim, söz konusu katyuşa roketlerinden biri komşu ülkelerden birinden İsrail topraklarına düşüp bir İsrailli ölseydi, ne olurdu?

Bunu anlamaya çalışalım.

***

Ortadoğu yeniden planlama alanı seçilmiş Batılı sermayece... Terör örgütlerinin cirit attığı bir bölgenin içinde bulunan Türkiye geçmişten gelen "yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin aydınlığında geleceğe köprü kurmak durumunda/zorunda...

Birinci Büyük Savaş'ın maceracı anlayışı Osmanlı ülkesini nasıl bir badirenin içine sürükleyip milleti nasıl perişan ettiğinin bilmeliyiz.

Basın dünyası da; bölgesel durumu, ülke yararını hiç unutmadan gerçekçi yayın politikalarıyla bu kaos ortamını aşmaya yardımcı olmak durumunda bulunuyor bugün...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.