Bugünlerde ülkemizde hararetle tartışılan konulardan birisi de Osmanlıcanın okullarda ders olarak okutulacağı meselesi. Bir tarafta 'istemezük' naraları, diğer tarafta ise 'isteseniz de istemeseniz de bu iş olacak' sesleri. Sokağa baktığımızda, sokakta da her kafadan bir ses… Su akar yolunu bulur demiş atalarımız. Tartışmak iyi bir şey, tartışalım.  İyi de nedir bu Osmanlıca? Daha doğrusu biz Osmanlıca denince ne anlıyoruz? Burası biraz muğlâk... Efendim işin ehli olanlara kulak verirsek bizim Osmanlıca dediğimiz dile Osmanlıca demek düpedüz yanlışmış.
Türkçe demek gerekirmiş.


Yahut da Osmanlı Türkçesi.1850’ li yıllarda doğan,1900 lü yılların başında vefat eden ve Galatasaray Spor Kulübü’nü kuran Ali Sami YEN' in babası olan ve dahi Kamus-i Türki isimli Türkçe Sözlüğü neşreden ünlü sözlükçü ve edebiyatçımız Şemseddin Sami Bey, bu konuda özellikle ısrarcı. Diyor ki Hazret; Osmanlı ismi bir hanedan ismidir ve devletin unvanıdır. Türkçe ise bu hanedanla ortaya çıkmamıştır. Türkçe lisanı kadimdir ve Osmanlı’dan evvel de var idi. Bu sebeple Osmanlıca denilemez, dilin adı Türkçedir diyor. Ona göre Türkçeyi ancak yazı dili ile tasnif edebiliriz, Batı Türkçesi ve Doğu Türkçesi olarak. Osmanlı toprağında konuşulan dile de Batı Türkçesi diyebiliriz, lisanın adına Osmanlıca demek cahilane bir iştir, doğrusu Türkçedir şeklinde izah ediyor. Bana göre de en isabetli tespit budur.


Peki eğer iş böyle ise, o zaman biz neyin tartışmasını yapıyoruz?


Çocuklarımıza öğreteceğimiz dil yabancı bir dil değil, Türkçe... Atamızın dedemizin konuştuğu lisan sonuçta... Osmanlı lisanı, Arapça ve Farsçadan önemli miktarda kelime almış ve Türkçeye dahil etmiş, böylece zengin bir dil oluşmuş. Osmanlı Türkçesi aslında Arapça, Farsça ve Türkçeden müteşekkil bir dildir. Fakat diğer dillerden aldığı kelimeleri kendi bünyesinde eritmiş ve Türkçeleştirmiştir. Zaten bir dil, yabancı dillerden, gramerine ve telaffuzuna uyan kelimeleri alıp bünyesinde saklayabiliyorsa ve başka dillere de kelime verebiliyorsa o dil kalite bir dildir. Başka lisanlardan bir şey alamayan ve veremeyen dil dinamik değildir dolayısıyla hantaldır. Biz İslam’ı İran ve Horasan taraflarında iken kabul etmişiz. Bu durum dilimizi enterasan biçimde etkilemiş. Mesela 'namaz' kelimesi Farsçadır, Arapçası 'Salat'tır, Türkçesi yoktur. 'Abdest' kelimesi yine Farsçadır. Ab-ı Dest yani El suyu anlamına gelir.'Merhaba' Farsçadır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bugün bile günlük hayatta kullandığımız kelimelerin yarıya yakını Türkçeden başka kökenlidir. İşte Osmanlıca denilen lisan da bugünkü Türkçeden biraz daha fazla yabancı kelime ihtiva eden bir Türkçe, başka bir şey değil.


Ama bugün bunu en kritik politik mülahaza haline getirebiliyoruz maalesef. Cumhuriyetle birlikte Osmanlı’ya ait ne varsa hepsine karşı çıkmışız.
Kimine dudak bükmüşüz kimini yasaklamışız. 
Halbuki Cumhuriyet nesilleri gökten zembille indirilmedi.
Osmanlı’nın devamıyız biz. Biz de devamıyız dilimiz de devamı. Cumhuriyeti kuran kadroların hepsi Osmanlı subayı, Osmanlı memuru, Osmanlı siyasetçisi ve Osmanlı vatandaşlarıdır. Bunu reddedebilir miyiz? Bugün bir Fransız’ın çocuğu Hugo'nun Sefillerini orijinalinden okuyabiliyor ama bizim çocuklarımız bırakın 1700’leri, 1940 yılında çıkan gazeteleri okuyamıyor. Bu gerçekten üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir konudur.
Diller bir bakıma milletlerin hafızalarıdır.
Dolayısıyla muhafazası ve nesilden nesile doğru şekilde intikali gerekir.
Bu vazife hepimizin ortak vazifesidir. 
Bendeniz meseleyi böyle kıymetlendiriyor ve genç nesillerimize Türkçenin, kendi dedelerimizin konuşmuş olduğu biçiminin öğretilmesini tasvip ediyorum. Aykırı düşünen insanların da böyle düşünme haklarına kesinlikle saygı duyuyorum. Zıt görüşler arasında fikir teatisi yapılırsa, işin içine küslük girmezse,  mutlaka bir asgari müşterekte anlaşılır. Nihayetinde dil de hepimizin, nesil de hepimizin, ülke de hepimizin.


Selam ve saygı ile.
                                                                                                                                

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.