Sevgili okuyucular millet olarak oyuna gelmeyelim. Günler bitiyor, yarınlar geliyor. Biten günler değil, bizim ömrümüz aslında. Geçmişte ve gelecekte güzel izler bırakmak…

Aslında yapılması gerekli olan da zaten bu! Aranması gereken dostluk, aranması gerekli olan kardeşlik! Dışarıdan gelen tahriklere kapılmadan bizleri biz eden değerlerimize sarılalım.

Allah’ın dediği gibi, dinlere, dillere ve ırklara isyan etmeyelim. Biz isyan etmeyeceğiz ve ayrışmayacağız.

Ayrıştırmak isteyen oyuncuların oyununu bozalım. ABD’si Avrupa’sı yazıyor, oyuncular oynuyor, bu oyunlara gelmeyelim. Dünyayı yöneten baronların, insanları oyuna getirmeleri hız kesmeden devam ediyor.

Sen zencisin, ben beyazım, sen kızılderilisin ben Amerikalıyım, güneyli, kuzeyli binlerce insan öldü, Amerika’nın oyun kuruculuğu bitmek bilmedi! Bu insanlar ölürken, o canavarlar keyfi âlemde ellerini ovuşturdular. Eli kana bulaşmış insanlar tarafından dünya değiştirilip oyunlar oynanıyor. Okyanus ötesinden oyun oynanıyor, senaryo yazılıyor, jönler oynuyor ve ölüyorlar.

Bugünlerde bizim de ülke olarak kapımıza bir torba bıraktılar ama biz birlik olarak oyunu bozduk.

Yıllardır “Türk-Kürt” ayrıştırmaya çalışanlar…
Bizlere oyun oynamayın biz oyuna gelmeyiz. “Türk-Kürt” kardeştir, etle tırnak olmuştur artık oyuna gelmezler, oyun oynamayın. Bizler su gibi akıp giden ömrümüzün hakkını vermek zorundayız, oyunlara gelmeyiz. Yaşadığım hayatın son deminde ben insanlık için iyi işler yaptım demek istiyoruz oyunlara gelmeyiz.

Taşına toprağına sevdalı olduğum bu güzel ülkemin Türk’üne, Kürt’üne, Laz’ına, Çerkez’ine, Müslüman’ına, gayrimüslimine, Alevi’sine Sünni’sine saygı duyuyor ve seviyorum. Hepimiz Türkiye’yiz ve eli kanlı katillerin oyununa gelmeyeceğiz.

Evet, lütfen oyuna gelmeyelim, birbirimizi eskisinden daha çok sahiplenelim. İsmail Türüt’ün dediği gibi; ‘Oyun oynanıyor oyun’, oyuna gelmeyelim…

HALK İSTERSE BENİ DE KOVAR
1935 yılında dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de Yahudiler aleyhine bir kamuoyu oluşmuştur.

Bu arada Çanakkale’ye giden Atatürk’ün huzuruna çıkmak isteyen bir Musevi vatandaşı, görevliler bırakmaz.

Atatürk, “Bırakın gelsin” der. Musevi vatandaş, Atatürk’ün önünde ellerini açarak yukarı kaldırır.
-Paşam bizi kovuyorlar, biz ne yapacağız?
-Siz kim kovuyor? Hükümet mi, kanun mu, polis mi, jandarma mı? Bana söyle…
Musevi vatandaş duraklar, şaşırır. Bir müddet sonra kendisini toparlayarak cevap verir.
-Hayır Paşam, halk kovuyor.
Atatürk adamın yüzüne dikkatle bakarak gülümser ve “Halk isterse beni de kovar” diyerek yürür gider.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com