Şöyle bir bakıyorum hayata, insanlara ve yaşadıklarımıza... Paranın esiri olmuşuz. ‘Paran varsa adamsın yoksa ne işe yararsın’ sloganı bizleri teslim almış.

Git gide para merkezli bir hayat sürüyor ve çevre ediniyoruz.

Üç beş kuruş için omurgasızlaşıyor, benliğimizi, kişiliğimizi, karakterimizi ve dahası insanı insan yapan tüm değerlerimizi ayaklar altına alıyoruz. Bankada biraz hesabını kabartan kendini dev sanıyor. Lüks, savurgan ve ben merkezli bir yaşantı içerisinde olan bu tarz insanlar, ‘Daha çok kazanmalıyım, güçlü olmalıyım, villalarım, yatlarım, katlarım, gayrimenkullerim ve bankalarda milyon dolarlarım olmalı. Çok param olursa güçlü olurum. Ben paramla adamım’ demekteler. Bu durumu kendileri çok iyi biliyor. İç dünyalarında nelerle yüzleşiyorlar ama dışa vuramıyorlar!

Bu tarz insanlar akılarına bile getirmiyor eski hallerini, nerden geldiğini ve fakir ama asil ailesini. Hiç düşünmüyor yoksulu, aç olanı ve insanı.

Düşünmüyor ki düşmez kalkmaz bir Allah.

Ve bilmiyor ki kefende cep yok.

Aslında bilmek ve görmek istemiyor. Kaybetmekten, parasızlığın getireceğini düşündüğü yalnızlıktan ve tek başına ölmekten korkuyor.

Ama birçoğumuz bu tip insanların yanında asalak gibi gezinmekten, onlara yalakalık yapmaktan ve maşa olmaktan zevk alıyoruz. Hakaretlerine ve saygısızlıklarına katlanmayı bir yetenek kabul ediyoruz. Yat yat, kalk kalk emirlerine uymayı kendimize görev kabul ediyoruz. Neden, her şeyimizi, onurumuzu, insanlığımızı parasıyla satın aldı, artık hayır diyebilir miyiz? Rızkımızı o veriyor değil mi?

Yaratanı unutup yarattığına kulluk ediyoruz.

Aferin bize. Bu tarz insanların etraflarına bakın, şükreden, inançlı, düzenli bir aile hayatı olan, belli bir gelirle hayatını ikame eden, hukuk ve toplum kurallarına uyan, insana sadece insan olduğu için değer veren ve seven, karakterli, onurlu insanlar bulabiliyor musunuz? Bulamazsınız.

Çünkü bu insanlar akıllı insanlardır. Bu zehrin, şehvetin, canavarlığın ve şeytanlığın farkındadırlar. Bu hortumun içine düşmemek için bu tarz insanlardan hep kaçarlar.

“Para mı, adamlık mı?” sorusuna “Adamlık” desek de kendimizi kandırmayalım. Görünen köy kılavuz istemez. Maalesef para kadar değer vermiyoruz insana!

Şayet insana paradan daha çok değer vermiş olsaydık, insanlar para için bu kadar canavarlaşır, bir başkasının rızkına, alın terine göz diker, akrabayı, eşi, dostu, kardeşi bir anda satar mıydı?

Hani nerede kaldı değer verdiğimiz insanlık?

Para için kıymıyor mu insanlar birbirine?

Para için bir başkasının arkasından konuşup, gramlıkla ölçülen adamlığınızı bitirmiyor muyuz?

Siz de biliyorsunuz adamlık bu değil. Paranız var ama huzurunuz yok. Mutsuzsunuz. Çok yalnızsınız! Hiçbir şeyden zevk almıyorsunuz! Sizin bakış açınızla cennet gibi yaptırıp oturduğunuz o evler ve diğer fani dünya nimetleriniz sizlere buz dağı gibi som soğuk geliyor değil mi? Kafanız hep dolu, patlayacak gibi. Bu yüzleşmeden kaçmak için inançsız bir yaşantıyı tercih edenlerinize ne demeli?

Sizi gerçekten korktuğu için değil, hesap kitap yapmadan tüm kalbiyle seven sadece anne ve babanız kaldı. Ki onlar da hayattaysalar. Onları da kaybetmek üzeresiniz. Sizin bu adamlık anlayışınıza ancak onlar anne ve baba olduğu için katlanır. Başka kimse yanınızda durmaz. Eşiniz ve çocuklarınız dahil.

Hele ‘Senin için canını bile veririm’ diyen paranla satın aldıkların; onlar en hızlı kaçanlar olacak.

Evet, para insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Ama insanı insan (adam ) yapan değerler, özgürlük, eşitlik, barış, dürüstlük, kardeşlik, adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk, dayanışma, yardımlaşma gibi evrensel değerlerdir.

Yukarıda bahsi geçen para, bu değerler arasında yok!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com