Kuantum fiziğinde ele alınan paralel evren teorileri tabii ki konumuz dışıdır. Zaten bizim paralel ve evrenlerimiz başlı başına fizik üstü konular olarak ele alınmayı çoktan hak ediyor. Çoklu paralellerden oluşan bizdeki paralel evrenlerin, nereye ne kadar nüfuz ettiğinden ziyade, nerelere hangi tahribatı yaptıklarını sormak daha doğru olur. Girmedikleri, bulaşmadıkları hiçbir sosyal, siyasal, kamu, sivil veya sivil dışı kurum kalmamış. Yetmedi bütün dünyada bulaşmadıkları, ilişkiye geçmedikleri hiçbir kıta ve ülke bırakmamışlar. Dünya çapında fütuhata çıkmışlar. Büyük fetih sonunda Türk ve İslam bayrağını dikmeyeceklerine göre, kimin adına gönderlere fetih bayrağı dikecekleri, daha yeni yeni anlaşılmaya başlandı. Böyle büyük bir göreve bir ömür adamak, binlerce mürit oluşturarak, büyük zahmetlerle mücadeleye girişmek, takdire şayan bile addedilebilir. Elbette bu paralel başının ve hikâyesinin önü, arkası uzun yıllarca ve titizlikle uzmanlar ve sosyologlar tarafından incelenecek, dış ve iç etkenlerin katkılarının ne olup olmadığı gibi bir veya birçok sonuca varabileceğiz.

Şu anda kesin olan tek şey ise bu ülke, bu topraklar böyle bir muhteşem bir ihanet ne gördü, nede duydu. İşin en ilginci ise bu yapılanma en büyük insan ve maddi gücünü, ülkenin öz kaynaklarından temin ederek bu hale gelmiş. Anadolu’nun müşfik ve saf insanlarının himmet gücü ne kadar bereketliymiş buradan anlamak lazım.

Devletimiz, geç de olsa farkına vardı ve gereken tedbirleri almaya başladı. Kolay bir temizlenme olmayacak. Her kurumda varlar. Uzun yıllara dayanan bir yapılaşmadan bahsediyoruz. Umulurki bu yapının içinde bir şekilde iyi niyetle yer alan insanlar, gerçekle yüzleşince bu yapıyla alakalarını kesmiş olsunlar. Kripto elemanların sayısı ve güçleri ne kadardır şu an bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var ki, o da zihin ve beden olarak köprüyü karşıya geçmiş elemanların her türlü intihar eyleminden geri durmayacağıdır. İyi eğitimden geçip, iyi kariyere sahip olan ve hâkim, savcı, subaylık görevlerini yapmakta olanların, bir okyanus ötesi emirle nasıl kendi kariyerlerini ve ailelerini ateşe atıp intihar eylemlerinde bulunacaklarına ibretle şahit olmaktayız.

Belli yaşa gelmiş, düzenli bir aile yaşamı, çoluk çocuk sorumluluğu olan, toplumda saygınlığı olan üst düzey kamu görevini yapanların, bir anda robota dönüşüp, yel değirmenine karşı olanca hızıyla saldıran Don-Kişot haline gelmelerinin normal şartlarda izah edilecek bir tarafı bulunmamaktadır. Burada merak ettiğimiz diğer konu, onlara emir veren sadist örgüt liderinin, olanlar karşısındaki aldığı garip hazdır. Kendisini mehdi ilan eden şahıs, kendisi adına, Alamut Kalesi’nden atlayan Hasan Sabbah haşhaşileri gibi şakirtlere sahip olmanın sadist ve sapık mutluluğu içerisinde kıvranıyor olmalıdır. Yakından bakıldığında, ailesinin geçimi ve istikbali haricinde derdi olmaması gereken böylesine yetişmiş insanların, hipnoz etkisi ile başka bir yaratığa dönüşüp, devletine savaş açan, her türlü dış mihraklarla çetrefilli ilişkisi ortaya dökülen böyle bir yapı için, her şeylerini feda eder hale gelmeleri herkesin aklını başına toplamasını gerektirmektedir. Sadece çocuğunun iyi yetişip, ailesine ve vatanına bağlı insanlar olmasını isteyen aileler, en çok sevdikleri evlatlarını kendi elleriyle bu yapıya “eti senin- kemiği benim” mantığıyla teslim ettiler. Ülkemizin en zeki çocuklarından bazıları bugün, ülkesi için başkalarının emrine amade, hiçbir itiraz ve sorgulama yapamayan, dış mihrakların oyuncağı zavallı robotik ajanlar haline dönüşmüşlerdir. Yaşadıklarımız, devlet başta olmak üzere, her bir bireyin nesilden nesile aktarması gereken ders olarak zihinlere kazınmalıdır.

Evren Bundan sonra, halk arasında “sonun Evren gibi olur” veya “sonun Evren gibi olsun inşallah“ gibi deyişler ve beddualara çok şahit olacağız. Herkes ve her kesim, siyasi geçmişimizin bütün ağırlıklarını 98 yaşında vefat eden eski bir darbeciye yükleyip, ahrete intikalini uzaktan seyretti. Enteresan olan ise; 12 Eylül’e alkışlarla hoş geldin diyenlerin günümüz izdüşümleri, ne güzel başlıklarla, bambaşka duruşlarla, bir gün içinde olsa, darbe karşıtı olarak tavırlarını ortaya koydular.

Ezelden ebede darbeciler, darbeci için kötü sözler söylediler. Görenlerde ne kadar darbe düşmanı olduklarını sanacak. Onlara göre darbeci dediğin tam göbekten millete ve değerlerine karşı darbe yapacak. Onların kontrolünde olacak. Kendileri karargâhta görev alacak. Her türlü taktiği onlar verecek.

Bu darbe öyle mi oldu? Tamam, yabancı desteği olsun, zaten o olmazsa darbe olmaz. Ama kendilerini, solcu, sosyal demokrat, devrimci hatta liberal diye tanımlayanların ortak olmadığı darbe olur muydu? Olmazdı ve onun için sevinçle karşıladıkları darbe, darbecilerin onlara fazla yüz vermemesi dolayısıyla, onlar için diğer darbeler gibi kutsal mertebesinde görülmedi. Darbe dediğin direkt millete karşı yapılacak. Milletin yaşantısı laikliğe göre yeniden tanzim edilecek. Seçilecek hükümetlere karşı baraj kuruluşlar oluşturulacak ama solculara dokunulmayacak. Bunlar diğerlerini yaparken solculara da dokunmuştu. Onun için Evren’i hiç sevmediler. Onu son yolculuğuna öksüz ve garip yolladılar.

Darbe yapacak olanlara kapak olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.