Nihayet Paralel yapıya ilişkin somut bir iddia ile karşı karşıyayız.

7 Şubat krizi ile kamuoyuna “merhaba” diyen 17 ve 25 Aralık darbe girişimleri ile devlet içindeki varlığını net bir biçimde ortaya koyan kirli bir yapıdan söz ediyoruz.

Bu yapı; Ergenekon’da,  Balyoz’da uydurma delil ve keyfi uygulamalarla insanları terörist ilan edip senelerce hapis eden bir yapı.

Bu yapı; iş adamlarına tezgâh kurup onları ‘ya bizden olursun ya da yok olursun’ çaresizliği ile karşı karşıya bırakan bir yapı.

Bu yapı; siyasetçilerin yatak odalarını dikizleyip onlara şantaj yapan bir yapı.

Bu yapı; cumhurbaşkanını, meclis başkanını, başbakanı, bakanları, muhalefet partisi liderlerini, milletvekillerini, bürokratları, gazetecileri ve daha binlercesini elindeki devlet gücünü kullanarak kafasına göre dinleyen ve izleyen bir yapı.

Bu yapı; son yıllardaki başarısı ile ‘göze batan’ Milli İstihbarat Teşkilatı’na operasyon yapan, MİT’in gizli operasyonlarını afişe eden, yardım tırlarının önünü kesen bir yapı.

Bu yapı; çözüm sürecini baltalayan, milliyetçilik kisvesi altında insanların manevi duygularına hitap ederken bir yandan terör örgütleriyle iş tutan bir yapı.

Bu yapı; faili meçhul cinayetlerin mutfağında yer almış bir yapı. (Hrant Dink cinayetine dair verilen ‘örgüt  yok’ kararının arkasında hangi hakim ve savcıların olduğunu söylememize gerek var mı?)

Bu yapı; aldığı emirlerle darbe operasyonuna girişen, devletin gizli bilgilerini kendilerinin sahibi olan dış güçlere veren bir yapı.

Bugüne kadar yapılan ve sahiciliğinden milletin tek bir şüphe duymadığı bu suçlamalar elbette soyut ifadelerden ibaret.

İşte 14 Aralık’ta başlayan operasyon ile bu suçlamalar güçlü delillerle somutlaştırıldı. Paralel yapıya dair soyut iddialar artık somut adli soruşturmaya dönüştürüldü.

Somut iddia, paralel yapının tahşiyeciler adını verdikleri ve kendilerine karşı olan bir grubun mensuplarını sahte belge ve delillerle tutukladıklarına dair.

Bu grubun mensupları tam 17 ay mahkeme yüzü görmeden tutuklu kaldı. Çıktıkları ilk mahkemede suçsuz oldukları anlaşılınca serbest bırakıldılar. Üstüne üstlük kendilerine yapılan gözaltına alma operasyonunda bulunduğu iddia edilen ve onların 17 ay tutuklu kalmalarına gerekçe gösterilen silah ve el bombalarında onların değil onları gözaltına alan polislerin parmak izleri bulunuyor. Yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkıyor ki orada bulunan mühimmat polisin daha önce başka bir operasyonda ele geçirdiği mühimmatın ta kendisi.

Ne ilginçtir ki Tahşiyeciler adlı bu grubun ismi ilk kez Fethullah Gülen tarafından bir ‘vaazda’ zikrediliyor. Sonra aynı bağlamda paralel medyada haberler yapılıyor ve bu grup dizilere konu ediliyor. Mesele iyice işlendikten sonra bir sabah operasyonu ile Gülen cemaatine karşı ciddi tavırları olan bu grup tahşiye operasyonu adı altında göz altına alınıyor ve 17 ay tutuklu bırakılıyor.

İlk mahkemede beraat eden grubun lideri olan zat o dönemde kendilerine karşı sahte delil ve belge üretildiğine dair suç duyurusunda bulunuyor ama nafile.

Zira kendilerine operasyonu yapan da verdikleri şikayet dilekçesini işleme koyması gereken de paralel yapıdan başkası değildi. Dolayısıyla şikayet dilekçeleri de sümen altı ediliyor.

Devir değişip paralel yapının bu tür operasyonları yapan elemanları saf dışı bırakılınca dilekçe normal olarak gün yüzüne çıkıyor ve savcı soruşturma başlatıyor.

Nihayetinde 14 Aralık’ta paralel yapıya mensup bir grup bu şikayet üzerine sağlam delil ve güçlü bir iddianame çerçevesinde göz altına alınıyor.

Peki koparılan yaygaranın anlamı ne?

Siz değil miydiniz “Soyut suçlamalarla değil somut delillerle çıkın ortaya” diyen?

Siz değil miydiniz “Bütün cemaati hedef tahtasına oturtmayın. Varsa suç işleyen hesabını ondan sorun” diyen?

Ortada sağlam deliller ve güçlü bir iddianame varken, suç işlediklerine dair haklarında sağlam şüphe bulunanların göz altına alınmasından, yargılanmasından neden korkuyorsunuz?

Siz değil miydiniz daha düne kadar “Bırakın yargı işini yapsın” diyen?

Niye bırakmıyorsunuz ki yargı işini yapsın?

Acaba işin bununla kalmayacağı ve tarafınıza isnat edilen bütün suçlamaların gerçekliğinin ortaya çıkacağından mıdır korkunuz?

Ne yani bu devranın hiç dönmeyeceğini ve aldığınız ahların, işlediğiniz suçların ebediyen yanınıza kar kalacağını mı düşünmüştünüz?

Bırakınız yargı işini yapsın. Suçluyu da suçsuzu da ortaya çıkarsın.

Ayrıca müsterih olunuz…

Suçlu ve suçsuz ortaya çıkarılırken sizin kullandığınız hukuk ve insanlık dışı metodlar kullanılmaya çalışılırsa bunun karşısına ilk önce iktidar partisine oy veriyor diye aşağıladınız bu büyük milletin vicdanı dikilir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr