14 Aralık Paralel Yapı operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan 31 kişiden sadece 4’ü tutuklandı. Süreç boyunca gördüğü her kameraya şov yapan Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı.

Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca dahil olmak üzere tutuklananların sayısı yalnızca 4.

Paralel Yapı, Ergenekon ve Balyoz’da her türlü hukuk ve insanlık dışı eylemlere imza atarken tutuklu yargılama usulüne itiraz etmiştim.

Çünkü tutuklu yargılama, hukuk tanımazların en büyük silahı haline gelmişti.

Suçlu, suçsuz önemli değil. Bir yerlerden talimat gelmişse eğer uydurma birkaç delil ve belge ile insanlar hüküm giymeden yıllarca hapis yatabiliyordu.

Paralel yapı operasyonuna bu denli yaygara koparılmasının bir nedeni de bu olsa gerek. Akıllarına kendi usulleri geldi. Bize de aynı hukuksuzlukları yaparlar mı diye korktular.

Hani derler ya kişi kendinden bilirmiş…

Paralel Yapı’ya yapılan bu adli operasyonun nedeni bildiğiniz üzere ‘Tahşiye Kumpası’ idi.

Yani paralel yapının işlemiş olduğu suçların milyonda biri belki. Koca buzdağından bir buz parçası…

Paralel Yapı dediğimiz ve devletin milli güvenlik siyaset belgesi olan Kırmızı Kitap’ta açıkça ulusal güvenliği tehdit eden bir yapı olarak ifade edilen bu örgüt daha illegal dinlemeler, izlemeler, dikizlemeler, şantaj, kumpas, tehdit, ajanlık, darbe, devleti ele geçirme gibi birçok meselede hukuk karşısında hesap verecek.

Ve bu yargılamalar sonucunda tüm bu iddiaların ne kadarının gerçek olduğunu ve mevcut suçların kimler tarafından işlendiğine hep beraber tanıklık edeceğiz.

Hani yolsuzlukla suçlanan 4 eski bakana söylenilen meşhur bir söz var; kendinize güveniniz varsa, temizseniz, gidin yüce divanda aklanın diye.

Bu anlayışla bugün paralel yapıya ilişkin yargı sürecini reddeden, sabote eden kimselerin temiz olmadığını iddia edebilir miyiz?

Samimi olan, gerçekleri merak eden bu sürece destek verir. Hukuka saygılı olur. Varsa bir hukuksuzluk dile getirir ama süreci sabote etmez.

Bugün yargı sürecini sabote etmeye çalışan kim varsa gerçeklerin ortaya çıkmasından endişe ediyor ve korkuyordur.

Lâkin korkunun ecele faydası yok…

YARSUVAT’IN İDDİASI

Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat şike ile ilgili ortaya bir iddia attı. Ortalık karıştı.

Kimileri “Şimdi mi aklın başına geldi. 4 yıldır neredeydin?” dedi.

Kimileri “Aziz Yıldırım’ı savunmak sana mı kaldı?” dedi.

Kimileri “Suyu daha da bulandırmaya çalışıyor” dedi.

Bunların hepsi doğru olabilir. Saygım var. Ama ben iddianın şekli, yeri, zamanı veya amacı ile ilgilenmiyorum. İlgimi çeken, iddianın içeriği ve niteliği.

İddiayı ortaya atan Galatasaray’ın Başkanı. Hukukçu ve profesör.

İddiası ise şu: “Gülen cemaati, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım kabul etmeyince 3 Temmuz şike süreci başladı.”

Bu iddia şikenin olmadığı ya da uydurulduğu anlamına gelmiyor. Şike tespit ediliyor, belgelendiriliyor ve bu belgeler Aziz Yıldırım’ın önüne koyuluyor. İstediğimizi verirsen bu dosyanın üzerini kapatırız deniyor. Aziz Yıldırım kabul etmeyince süreç başlıyor ve yapılan şike ortaya çıkıyor.

Paralel yapının eylemlerini ve çalışma sistemini birazcık bilen hiç kimse bu iddiayı yabana atmaz.

Vurgulayarak ve tekraren belirtiyorum; iddia, şikenin olup olmadığı ile alakalı değil şike sürecinin nasıl başladığıyla alakalı.

En azından benim anladığım kadarıyla…

İddia doğru mudur yanlış mıdır bilmem. Adı üstünde iddia. Ama önemsenmeyecek bir iddia da değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr