“Bismillah” demek zor bir şey değil. Bir işi yapma azminiz varsa önceliğiniz Bismillah olduğunda arkası “su gibi…” gelir. Çünkü Bismillah’la başlayan işte hayır/güzellik var demiş eskilerimiz.

 

Meramım vaaz vermek değil elbet… Ama öyle konular vardır ki öteden beri “Böyle gelmiş, böyle gider…” anlayışıyla götürülen/görülen nice işimizde yeniden Bismillah deme zamanı geldi ve geçti bile…

 

Eski usul, eski anlayış… Ve kısır bir hizmet döngüsü… Ama çağın hizmet anlayışı karşısında eskinin yandan çarklılığı çok gerilerde kaldı. Kısa yoldan belirteyim, AB normlarına uyum sağlama konusunda geri değil ileri adım atacaksak haftanın belli günlerinde kentin belli semtlerinde ve ilçelerinde kurulan açık hava pazarlarını disipline etme zorunluluğumuz var. Bu sorunu nice yıldır göz ardı ediyoruz .

 

Semt pazarında olsun, ilçe pazarında olsun, kendi başına konulmuş kuralları yaşanılarak bu güne gelindi. Gezici esnaf ve ürettiği hayvansal ve tarımsal ürünleri pazarda satmaya getiren kadınlarımızın yaşadıkları sorunları artık çözüme kavuşturma durumundayız. Bu da elbette Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin işi/görevi… Ülkemizde hangi Büyükşehir Belediyesi bu konuda çağdaş anlamda pazar kurup satış reyonları/tablaları yaptı köylü kadınlarımız, ve pazar esnafı için? Geçen gün yolum bir ilçemizde kurulan pazara düştü. Öyle bir keşmekeşlik ki anlatılır gibi değil. Toz, toprak içinde bir pazar yeri… Arabalar gelip geçiyor, kalkan toz açıkta sergilenen hayvansal ürünler olan çökelek, taze peynir, tereyağının üzerine yağıyor. Pirinç, bulgur, zeytin, makarna ve daha nice tüketim maddesi yerden kalkan tozun içinde…

 

Bu arada bir hususu da belirtmeliyim. Pazar yerinde tanık olduğum olayda Belediye Zabıtası açıkta mısır pişirip satan bir esnafa tahsis edilen alanı aşıp yolu kapattığı için uyarıda bulununca kıyamet koptu. Esnaf açtı ağzını yumdu gözünü, “Ne demek istiyorsun… Sırf beni mi görüyorsun? Ben milletvekilinin adamıyım” gibi ipe sapa gelmez söylemlerle kendine haklılık çıkarma gayretine düştü. Sonuçta Zabıta söylediği ile kaldı. Anladım i Pazar yerlerinde de herkes kendi havasında. Yer tutan parsayı topluyor. Büyükşehir olan illerin semt ve ilçe pazarlarında böylesi sağlıksız ortamlarda satış yapılması hem yasal değil biliyorum, hem de sağlıklı değil ayrıca…

 

Hala çağ öncesi ortamlarda Pazar kuruluyor ve bunu Büyükşehir Belediye ilgilileri “gelir kapısı” görüp müdahale etmiyorsa bu da onların ayıbı… Pazar yerlerinin disipline edilmesine gelince elbette burada da belediyelerin “işgaliye” adı altında para topladıkları gibi, buralardaki düzeni de sağlama görevi var bildiğim. Kent ve ilçe merkezlerinde çağ dışı bir ortamda kurulan pazarlar için de en kısa sürede çözüm üretmek ise ayrı bir görevdir bu kuruluşlara. Kimi ilçelerimiz elsanatları, tarımsal, hayvansal ürünleriyle dikkat çektiklerini biliyoruz. Bu durumun gelişmesi için de kurulan pazarlarda bu ürünler için ayrıcalık tanınarak sahiplenilmeli… Pazarlama teknikleri ve kalite yönünden gelişmeleri teşvik edilmeli…

***

Pazar yerleri için öncelikle çağdaş pazarlama/ teşhir olanağı sağlayacak tesisleri kurmak durumundayız. Bu da Büyükşehir Belediyeleri ile hayata Dönme dolaba binmek gibi davranınilçe belediyelerinin ortak işbirliğiyle gerçekleşmesi gerekiyor.. Yoksa, “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı sürer gider. Burada önemli olan, bu uyuşukluktan kutulmak için öncelikle “Bismillah…” demek gerek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com